Peyamaazadi > Mijarên Taybetî

Terör, kaos, balkanlaşma…

“Savaş, politikanın başka araçlarla sürdürülmesidir” denmiştir. Terör de ‘savaşın başka araçlarla sürdürülmesidir’ veya ‘savaşın bir versiyonudur’ demekte bir sakınca yoktur. İnsanlar terörü ve teröristi görüyor da, terörün gerisindeki asıl aktörü/aktörleri, terörün neden ve ne amaçla peydahlandığını, kullanıldığını, pek merak etmiyor.

Hasta Adam

Nusret Aydın’ın, ‘Ermeni Tehcirinin Yüzüncü Yılında Sözlü Tarihten Gerçeğe: Diyarbekir’ (Roşna Yayınları, Diyarbakır 2016) kitabını okudum Bu kitapla ilgili bazı düşüncelerimi dile getirmek istiyorum.

Nusret Aydın, bu kitabında, Adnan Çelik’in ve Namık Kemal Dinç’in ‘Yüz Yıllık Ah! Toplumsal Hafızanın İzinde 1915 Diyarbekir ( İBV Yayınları, İstanbul, Ocak 2015) kitabıyla ilgili bazı eleştiriler de bulunmaktadır.

Emperyalizm, Politik İslam, AKP ve İflas*

Bu gün Türkiye’nin içine sürüklendiği iflas tablosunun gerisinde, bu ülkenin mülk sahibi sınıfları ve devlet (ki, bu ikisi bir ve aynı şeydir, biri olmadan diğeri olamaz) tarafından yapılmış iki tercih var ve bu iki tercih de emperyalizmden bağımsız değildi…

Asıl terör devlet terörüdür

Devlet aslında bir suç örgütüdür. Düşmansız yapamaz, varlığını “düşmanın” varlığına borçludur. Bu yüzden de düşman üretmek, yeniden üretmek zorundadır. Bu amaçla da sürekli olarak teröre baş vurur. Kelimelerin, kavramların ne anlama gelmesi ‘gerektiğine’ devletin adamları karar verir ama bu dünyada, bu sınıflı toplumlarda herkes için aynı anlama gelen bir kelime, bir kavram mümkün değildir.

Laikliği nasıl bilirsiniz?

Türkiye’de laiklik, daha çok bir “inanç özgürlüğü” kategorisi olarak anlaşılıyor ve “tartışma onun üzerinden yürütülüyor. Oysa laikliğin gerisinde koskoca bir Aydınlanma ve Modernite devrimi var.

Geçmişi kim, neden yüceltmek ister?

AKP cephesi ve onun lideri Tayyip Erdoğan, rejimi değiştirme niyetlerini açık ettikleri son bir kaç yılda, sürekli bir Osmanlı güzellemesine baş vuruyorlar. Osmanlı dönemini ve Osmanlı padişahlarını kutsamak için büyük çaba harcıyorlar. Akıllarına gelen her yere ve her şeye bir Osmanlı adı koymak için hiç bir fırsatı kaçırmıyorlar.

Desmond Fernandes

Bu yazıda, araştırmacı yazar Desmond Fernandes’le ilgili küçük bilgiler vermeye çalışacağım. Desmond Fernandes’in, Ermeni soykırımıyla, Kürd soykırımıyla ilgili çalışmaları var. Ama Kürd okurun, Türk okurun Desmond Fernandes’i yeteri kadar bildiği, tanıdığı kanısında değilim. Ermeni okuru, Desmond Fernandes’i tanıyor mu, biliyor mu, bundan da emin değilim.

Büyük projeler, büyük yalanlar, büyük vurgunlar ve büyük yıkımlar!

Başlarda kapitalizme “yaratıcı yıkıcılık” deniyordu ve gerçekten de öyleydi. Artık öyle değil. Şimdilerde sistem çözdüğünden daha çok sorun yaratıyor, yaptığından daha çoğunu bozuyor, yıkıcılık yaratıcılığın önüne geçmiş durumda.

Devlet, İslam,  Kürdler ve Darbe

15 Temmuz’dan sonra, en çok konuşulan, yazılan konu, Fettullah Gülen’in, devletin, ordu, yargı, emniyet, istihbarat gibi temek kurumlarında nasıl bu kadar güçlü ve yaygın bir şekilde örgütlenebildiğidir. Buna paralel olarak da, dinsel akımların, İslamın, devlet bürokrasisinde, askeri bürokraside, Türk siyasal hayatında, nasıl bu kadar güçlendiğidir.

Paradigmanın İflası: Yirmi beş yıl sonra…

Kaldı ki Türkiye ‘kişi başına düşmeyen gelir’ sıralamasında dünyada 64’üncü sırada… Ulusal servetin ve gelirin %80’ine nüfusun %10’unun el koyduğu durumda, toplum çoğunluğu için öğünülecek ne olabilir?..

Next Page »