Yedi Parça Kürdistan – Rodi Ro Perwari

Rodi-Ro-Perwari1Kürdistanlılar, Kürdistan Ulusal/Milli Değerleri’nin bilincine vardıkları sürece; Kürd Ulusal/Milli Birliği/Dayanışması mümkün olur. Avrupa sürgün yaşantısından, Batı Anadolu ve İran’ın güney metropollerine dek; sürekli Kürd Milli Değerler üzerinde yoğunlaşıp Kürdistan’ı bir bütün algılayıp ulus/millet olma bilinci sürekli güçlendirimeli ve üzerinde yoğunlaşılmalı.

Kürdistan’ın her parçasındaki siyasi oluşumlar/gruplar/partiler/hareketler/örgütler; Kürdistan Ulusal/Mili Değerleri’ni kendi siyasi-politik-ideolojik ve dini inanç emellerine alet etmeyi bırakmalılar. Kürdistan’ın herhangi bir parçasındaki siyasi bir parti/hareket/oluşumun kendi büyüklüğü ölçüsünde, Kürdistan Milli Değerleri’ni kendi siyasi emellerine kurban etmemeli. Siyasal bir  Kürd hareketi, öbür siyasi  Kürd oluşumları ile taktiksel ittifaklar kurmayı bırakıp Ulusal/Milli Stratejiler geliştirmeli.

Bir hareketin büyüklüğü/güçlü oluşuna paralel olarak; Kürdistan Milli Değerleri’ni kendi ideolojik duruşu için harcayacak/kullanacak diye bir hakkı yok. Ancak böylesi oluşumlar/hareketler/partiler Kürdistan Milli Tarihi’ne birer kara leke olarak kalırlar.

Günümüzde Batı Avrupa toplumları, dünya medeniyet tarihinin insani gelişmişlik açısından en üst seviyesi diye kabul edilir. Buna rağmen İngiliz toplumundan, Fransız ve Alman toplumlarına dek; kendi ulusal/milli değerleri söz konusu olunca; ateistinden dini inançlısına dek; radikal sol görüşlüsünden liberal sağ görüşlüsüne dek; kendi ulusal//milli değerlerini ve tarihlerini küçümseyecek tartışmaları/makaleleri pek dile getirmezler; dini veya siyasi eğilimleri için, ulusal/milli değerlerini tartışma konusu yapmazlar.

Oysa Kürdistanlılar; zaman zaman ulusal/milli değerlerini kendi ideolojik siyasi eğilimi/dini inancı için tartışma konusu eder. Çünkü Kürdistanlılar, Kürd Uluslaşma/Millileşme Bilinci’nden hala yoksunlar. Örneğin İngiltere’ye sürgün edilmiş, 300 bin Kürdistanlı’nın yaşadığından söz edilir. Sadece Londra’da, Kuzey Kürdistan/Türkiye Kürdistanı Kürdleri’nin kurdukları 10’u geçkin siyasi dernek var; ama tam anlamı ile Kürdistani bir kurum yok. Çünkü her bir kurum kendi siyasi ideolojik görüşüne hapsolmuş; kapsamlı ulusal/milli bir çizgiyi yakalayabilmiş bir dernek yok.

Sürgün Avrupa’da bir Kürd kurumunda, bir panelin/seminerin dili Türkçe oluyor, dolayısı ile sürgündeki bir Kürd’ün siyasi görüşü de bir Türk’ün siyasi görüşüne paralel işliyor. Bir Kürd’ün beyni, Kürdistan siyasetinden ziyade, Türkiye siyaseti ile meşgul. Çünkü sürgündeki her Kürd ailesi, kendi evinde Türk Televizyonu izler, arabasında Türk müziği dinler, kahvede Türk futbol maçlarını izler. Dolayısı ile sürgündeki bir Kürdistanlı’nın beyni, Kürdistan’da yaşayan bir Kürd’den daha çabuk Türkleşmiş ve Türkleşiyor.

Çünkü sürgündeki bir Kürdistanlı, ülke özlemini Türk kültürüne sarılmakla teselli ediyor. Örneğin Londra’da yaşayan Kürdistanlılar’ın evlerine gidilse; İngiltere’de doğmuş büyümüş bir Kürd çocuğu annesi gibi Türk dizisi izleme hayranı olmuş, kendini sokakta ve okulda bir Türk/Turkish diye tanıtır; bir Kürd esnafı, Antaw-Rihe Kürd Kültürü Lahmacunu’nu Haringay ana caddede “Turkish Pizza” diye tanıtır.

Sürgünde yaşayan bir Kürd’ün, Kürdistan özlemini; Türk kültürüne mecbur eden, Kürd kurumları/hareketleri/oluşumları olduklarını iddia eden grupların dogmatik sol ideolojik duruşu belirliyor.

Yapılması gereken, bütün Kürd oluşumları, kendi aralarında Kürdistan Milli Değerleri etrafında diyalog ve görüşmeleri düzenli olarak yapmalılar; Kürdistan Ülkesi’nin ve Kürd Milleti’nin birliği/bağımsızlığı bu şekilde gelişir ve özgürleşir. Kürdistanlılar arasında olacak en küçük görüşme ve iletişimler; ileride büyük oluşumlar, birliktelikler meydana getirip Kürdistan’ı bağımsızlığa daha çok yakınlaştırır. Siyasi eğilimleri farklı, sıradan iki Kürd bireyinin yakınlaşması bile; Kürdistan’ın geleceği için büyük kazanım demektir. Kürdistanlı her birey, kendi arasında sürekli güçlü iletişimler kurmalı; birbirini dinlemeli, anlamalı ve Kürdistan Milli Çıkarları temelinde birlikler oluşturmalı.

Yakın geçmişte, Kuzey Kürdistan’daki açlık grevleri, Paris’te üç Kürdistanlı kadının öldürülmesi/kurban seçilmesi ve bu günlerde “silahların susması/barış” üzerine fikir yürütme veya gündem oluşturma; Kürdistan Milli Birliği’ne hizmet eden aktiviteler değil.

Kavranılması ve üzerinde durulması gereken; Kuzey Kürdistan’nın geleceği Kürdistan’ın öbür parçalarına endekslenmiş durumda. Uluslararası güçlerin Orta Doğu’daki eğilimleri doğru okunduğu taktirde; Kuzey Kürdistan’da “barış” gerçekleşir. Çünkü Doğu Kürdistan (İran Kürdistan’ı) sorunu Kuzey Kürdistan (Türkiye Kürdistan’ı)  sorunundan önce çözüleceğine benziyor.

Öncelikle, Batı Kürdistan/Suriye Kürdistanı ve Doğu Kürdistan/İran Kürdistanı’nın sorunu, Uluslararası Güçler’in gündeminde yer aldığı için; açlık grevleriyle, Paris cinayetiyle, İmralı görüşmeleriyle pek bir sonuç çıkmaz. Sadece TC yetkilileri ile Kuzey Kürdistan’a dayanan bir hareketin önde gelenlerinin; kendi kitlelerini “barış gerçekleşiyor/sorun çözülüyor” adı altında oyalamaktan başka bir şey değil.

Önemli olan Kürdistanlılar’ın düşünce ve politik enerjilerini, Kürdistan’ı bir bütün olarak algılayıp; Kürd Milleti’nin, kendi tarihinin ve kültürünün bilincine varması; milli birlik ve bütünlüğün sağlanması öncelikli gündem olmalı. Bir siyasi hareketin ölmüş/öldürülmüş/yaşayan/yaşatılan bir bireyi üzerine yoğunlaşmak demek; Kürdistanlılar’ın beden ve beyin enerjisinin boşa heba edilmesinden başka bir şey değil.

Bir Kürd siyasi hareketi/oluşumu/partisi, politik öngörülerden yoksun olursa; kendi kitlesini ve kurumlarını dar bir siyasi anlayışa hapseder. Böylece, politika/diplomasi adına siyasi amigolar ve papağanlar türüyor. Onun için bir Kürd siyasi hareketinin öncelikli amacı; kendi sempatizanlarını, sürekli özgür bir beyinsel anlayışa sevk etmesi ve eleştiri kültürünü yaşama geçirmesi gerekiyor.

Kürdistan’daki bir çok siyasi yapılanmalar; Sovyet-Rusya’nın Orta Doğu ve Gezegendeki yayılmacılığından etkilenmişler ve hala etkisinden kurtulamamışlar. Günümüzde Rus yayılmacılığına dayanan dogmatik sol ideolojiye mensup Kürd yapıları/partileri hala mevcut.

Ülkemiz Kürdistan; kuzeyden güneye yedi devlet (Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye) arasında paylaştırılmış iken; dogmatik sol ideolojiye mensup Kürd partiler ve kişiler der ki “Kürdistan Dört Parça’dır. Çünkü Rus hegemonyası, Orta Doğu ve dünyaya kendi propagandasını yaparken; dogmatik sol ideolojiyi kendi yayılmacı emelleri için kullandı ve kullanıyor.

Rusya, İngiltere ile Fransa’nın böldüğü Kürdistan parçalarını dogmatik solcu Kürdler’in kafasına yerleştirirken; kendi himayesindeki Kürdistan’ı; Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan devletleri arasında bölüştürdü. Aynı Rusya, geçtiğimiz y.y. da Kurulmuş iki Kürdistan Devletini yıktı. İlki 1920’lerdeki Kürdistan Devleti’ni Sovyet Rusya yıkıp; Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan devletleri arasında bölüştürdü; bir kısım Kürdistanlı, Sibirya’ya kadar sürgün edilirken yollarda hastalanıp öldü. İkinci devlet, 1940’lı yıllardaki Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti; Sovyet Rusya yıkıp İran devletine kattı.

Öncelikle, 1960’lı yıllara dayanan; özellikle kendilerini “sosyalist” adı altında tanıtan ama özünde dogmatik sol ve şoven Rus yayılmacılığına dayanan Kürd siyasi yapılanmalarının yönetiminde bulunan yaşlı kesimin; genç, dinamik ulusal/milli anlayışa bağlı Kürd gençlerinin beyinlerine Kürdistan “dört parçadır” yanılgısını koymayi bırakip; Kürdistan’ın yedi devlet arasında, yedi parçaya bölündüğünün bilincine varmalılar.

Bir zamanlar, dogmatik sol ideolojiye mensup Kürd siyasi yapılanmaları; Kürdistan’daki bütün dini inançları görmezden gelip/basite alıp örgütlenme ve siyaset yapıyorlardı. Yıllar sonra bu yanlışı/eksiği fark ettiler; ülkemiz Kürdistan’ın yedi parça olduğunun ise hala bilincinde değiller. Dogmatik sol ve şoven Rus yayılmacılığı etkisinde olan Kürd siyasetçileri, Kürdistan’ın yedi devlet arasında bölüşüldüğünün bilincine varmalılar. Ondan sonra Kürdistan’da, güçlü ulusal/milli bir bilinç gelişip güçlenir.

Her şeyden önce bir Kürd bireyi; Kürdistan Ulusal/Milli Tarihi’nin, Kürdistan Kültürü’nün, Kürdistan Bayrağı’nın, Kürdistan Ulusal/Milli Marşı’nın, Kürdistan Dili’nin, Kürdistan Sosyal Yaşantısı’nın, Kürdistan Dini İnançları’nın ve Kürdistan Coğrafyası’nın bilincine varmalı. Ondan sonra Kürdistanlı bir birey, Avrupa ve Dünya’da olup bitenleri doğru analiz etme gücüne varıp Kürdistan Milli Birlik Anlayışı’nı geliştirebilir.

rodiro.perwari@gmail.com

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e