Enternasyonal Sol ve Kürdistan – Rodi Ro Perwari

Sosyalist, komünist ve enternasyonalist aktivistlerin düzenlemiş olduğu eylemleri tarihsel ve güncel olarak ele alırsak; 1960’lı yıllardaki sol gençlik hareketleri, Dünya genelinde çok aktif bir izlenim bıraktılar. Dünya işçileri ve halklarında bir devrim uyanışı vardı. Fakat bu uyanış ilerici yönde değerlendirilemedi. Çünkü teori ile pratik birbirine uyum sağlayamayıp egemen ulus şovenizminden kopamadılar. Örneğin Türkiye’deki sol gençliğin sembolü olarak görülen Deniz Gezmiş, Kemalist bir anlayışa sahipti. Kemalizm ise faşizmin Türkiyede’ki versiyonuydu.

1960’lı yıllarda “sınırsız sömürüsüz bir dünya” için derli toplu bir plan yoktu, adeta bir gençlik hevesi geldi gitti. Günümüzde ise sol örgüt ve fraksiyonlar, 1960’lı yıllardaki sol hareketlerde olduğu gibi, egemen ulus şovenizminden/faşizminden kopmuş değiller. Sol hareketlerin büyük çoğunluğu, sosyalizm adına sosyal şovenizmin bataklığında kıvrandı ve kıvranıyor. Çünkü sol hareketler, hiç bir zaman egemen ulus kültür kirliliğinden kopmadılar ve bilinçli olarak kopmuyorlar. En bariz örneği Federe Kürdistan Devleti’ni hazmedemeyip, Türk-Fars-Arap şovenist/faşist zihniyetiyle saldırıyorlar.

Sovyetler’e gelince Ekim Devrimi, amacına ulaşamadı. Çünkü yönetim, diktatör bir zihniyetle Sovyetler’i Rus şovenizmi adına idare etmek istedi. Halbuki Sosyalist bir sistemde, görev ve yetkiyi işçilerin onayına bırakmak gerekiyordu; ama yönetim bunu tepeden Sovyet emekçilerine dayatmaya çalıştı ve bir çok çelişkiler başgösterdi. Bundan dolayı yönetim, sistem içindeki çelişkilere son vermek için baskıcı güç kullandı ve bu işçiler arasındaki dayanışmayı zayıflattı. Zamanla çelişkiler giderek büyüdü ve Sovyetler Kapitalist bir devlet şekline büründü; ABD’yi, AB’yi ve Çin’i kendine rakip gördü.

Çin Devriminde ise, Mao’nun ilk dört – beş yılından sonra, Çin’de de Sovyetler’e benzer durumlar ortaya çıktı. Han toplumunun şovenizmi, 40’ı geçkin öbür halklara dayatıldı. Kültür devrimi adı altında bir çok değerli toplum bilimcisi ve pozitivist bilim adamı öldürüldü; bir çok sanatçı katledildi. Sosyalist devrim adına büyük hatalar yapıldı. Halbuki Sosyalizm’de öncelikli olan, ihtiyaca göre üretim ilişkisinin yeniden düzenlenmesi ve emeğin değerini bilmekti. Ama böylesi bir yaşam şekli pratikte pek yakalanamadı. Ancak Han toplumunun şovenizmi/gericiliği zorla öbür halklara dayatılma başarısı yakalandı.

Sonuçta Sovyetler ve Çin, Sosyalizmi yaşayamadılar; sosyalizmi uzun süre yakalayamadılar ve sosyalist olamadılar. Çünkü Sovyetler ve Çin, devasa birer devlet kapitalizmine büründükten sonra; sosyalizm adına özelde Rus/Han şovenistliği, genelde ise emperyalist yayılmacı bir politika güttüler.

Örneğin, ABD, Vietnam ile 30 sene savaşırken; Sovyetler Birliği ve Çin, Vietnam halkına direk destek vermedi. Sebebi, Sovyetler’in ve Çin’in devletçi Kapitalist yapılanmasından kaynaklanıyordu. Sovyetler ve Çin devletçi Kapitalist yapılanmaya sahip olduklarından dolayı, Vietnam halkı için ABD ile savaşmak istemediler. Çünkü kendi çıkarlarına ters düşecekti.

Vietnam savaşı bitince; Çin Kızıl ordusu, Vietnam’ın Kuzey Doğusunda yer alan petrol adasını işgal etti ve adayi Vietnamlı sivil insanlardan arındırdı. Emperyalist yayılmacı Çin, Vietnem’a ait petrol adasını hala sömürüyor. Bu Çin’in, kapitalist/emperyalist yayılmacı yapısından ileri geliyor.

Küba Devrimi’ne gelince; Che Guevara, Fidel Castro ile yönetim konusunda anlaşmazlığa düştü. Çünkü C. Guevara, F. Castro’nun diktatöryel yapısını fark etti ve Küba’da kalmayıp gerilla hareketine devam etti. Bu ise yanlış bir karardı. Çünkü Latin Amerika’da olsun veya dünyanın her hangi başka bir yerinde olsun; eğer bir halkta, sınıf bilinci uyanmamışsa yalnız başına bir gurubun gerilla hareketiyle kitlesel işçi hareketini başlatması mümkün değil. Çünkü örgütlenme, bire bir halkla iç içe olur.

Günümüzde ise, F. Castro bitkisel hayata girmeden önce; halkın kararını görmezden gelip bütün yetkilerini kardeşine devretti. F. Castro, Sosyalizm adına diktatöryel bir faşizm uyguladı. Çünkü F. Castro, diktatör bir anlayışa sahip olduğu için halkın ve partinin onayına gerek duymadan bütün yetkilerini kardeşine devretti.

Dogmatik solcular, F. Castro’nun yetkilerini kardeşine devretmesini uygun bulurlar. Çünkü dogmatik solcuların öyle düşünmesi normal bir şey. Eğer bir insanın sola yaklaşımı dogmatikse, Stalin’nin ve F. Castro’nun diktatöryel yapılarını kavrayamazlar ve dolayısı ile göremezler.

Benzer şekilde, Kuzey Kore devlet başkanı da halkın kararını görmezden gelip bütün yetkilerini oğluna devretti. Aynen F. Castro gibi sosyalizm adına diktatöryel/faşist bir uygulamaya başvurdu.

Kürdistan’da ise, Sosyalist ideolojiyi temel alıp halk mücadelesi yürüten örgütler/hareketler/partiler özelde Türk-Fars-Arap şovenizminin/faşizminin yedeğine düştüler ve genelde ise Rusya’nın/Çin’in kapitalist-emperyalist yedeğine düştüler. Çünkü Dünya genelinde Rusya ve Çin, solu/sosyalizmi/komünizmi kendi emperyalist sömürgeci yayılmacı politikları doğrultusunda kullandı ve kullanma eğiliminde.

Kürd Ulusu adına mücadele ettiklerini söyleyen Komala, PKK/KCK ve PSK Kürdistan Ulusal Hareketleri olamadılar ve olamazlar. Çünkü sosyalist ideolojiyi referans alan bir hareket ulusal kurtarıcı olamaz. Onun için Kürdistan’da, Kürd Ulusal Değerleri’ne dayanan yeni bir ulusal hareketin başlatılması gerekiyor. Çünkü Komala, PKK/KCK ve PSK Kürdistan ulusal kurtuluşu yönünde değişmezler, değişmeleri/dönüşmeleri demek bitmeleri demektir. Bundan dolayı kendi varlıklarını sürdürmeleri için, sol ideolojik yapılarını dolayısı ile kendi yapılarını korumak isterler.

PKK/KCK’nin son eylemlerinde Şex Said’in resimleri ile yürümesi/iki dilli eylemleri; sarsılmış ulusal imajını telafi etme çabasıdır. Eğer öyle değilse aynı PKK/KCK, Federe Kürdistan Devleti’yle beraber Ulusal Kurtuluş Antlaşması’na varıp Kürdistan’nın bir bütün kurtuluşunun politikasını beraber yürütmesi gerekir. Ama PKK/KCK, bunu yapmadı ve yapmak istemiyor. Çünkü PKK/KCK’nin, ideolojik politik yapısı buna uygun değil.

Benzer şekilde PSK’nin Kürdistan Ulusal Bayrağı’na sahip çıkması, PSK’nin ulusalcı bir hareket olduğunu göstermez. Eğer PSK, ulusalcı bir hareketse sol/sosyalist politik anlayışını feshetmesi gerekir. Ama PSK, sol/sosyalist politik yapısını korumak istiyor. Çünkü PSK de aynen PKK/KCK gibi ulusalcı bir hareket değil.

Ne yazık ki Komala, PKK/KCK ve PSK; Kürdistan’da örgütlenirken, Kürdistan Ulusal Değerleri’ni kullandılar ve kullanıyorlar; böylece Kürd Ulusunu sol/sosyalizm adına, Türk-Fars-Arap şovenizmine ve Rusya’nın/Çin’in emperyalist yayılmacı politikalarına angaje ettiler ve ediyorlar.

Onun için Kürdistan Ulusal Değerleri’ni, Türk/Fars/Arap şovenizmine ve Rusya’nın/Çin’in emperyalist yayılmacı politiklarına angaje etmeyen Yeni Kürdistan Ulusal Uyanışı’nın çalışmaları yapılmalı.

Yazarın diğer yazıları

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e