Kamuoyuna Açıklama – Yunus Altan*

PDK-KDPBizler, Kürdistani bir siyaseti, uluslararası hukuku baz alarak, sivil yöntemlerle ve meşru zeminde bir legal partiye dönüştürme amacıyla PDK’nın çalışmaları içinde yer aldık. Yeni parti projesinin hayat bulması için, kapsamı sadece kongreye katılanlarla sınırlı tutulmamış; aynı zamanda Kürdistan’ın ulusal ve toplumsal dinamiklerinin temsil edileceği, en geniş kadroları  kucaklamayı hedeflemeyi öngörmüştü.

Bu amaçla Mayıs 2013 tarihinde “Kürt Demokratik Platformu” kurma kararı alınarak, legal parti çalışmasının yol haritası oluşturulmuştu. Ne yazık ki bunu takip eden 11 ay içerisinde hiçbir adım atılamamış, Kuzey Kürdistan’da oluşan pozitif beklenti yerini umutsuzluğa bırakmaya başlamıştı. Bu durum ciddi tepkilere yol açmış ve giderek kriz halini almıştı. Bu krizin başlıca sorumluları Sayın Sertaç Bucak ve onun çevresinde kenetlenen bir avuç eski yöneticilerden başkası değildi. Bizler, krizin daha da derinleşmesinden bireysel fayda uman insanlar değildik. Kürdistani bir siyasetin yürütülmesi ve kongrenin bize yüklediği tarihi sorumluluk içerisinde siyasi tıkanıklığı çözmek konusunda çaba sarf ettik. 28.02.2014 tarihinde yapılan Meclis toplantısında; Başkan’ın yetkilerini kısıtlayan, yürütme kuruluna daha fazla sorumluluk veren yedi maddelik protokole dayanarak yeni bir yönetim modeli benimsendi. Bu süreç beraberinde çalışmalarda gözle görülür bir canlanma getirdi.(Yeni büroların açılması, belirli aralıklarla basın açıklamaları, imza kampanyaları ve sosyal medyanın daha etkili kullanımı) Bizler sıfatımız ne olursa olsun, kendi sorumluluk sahamızda, siyasi yükümlülüğümüzü kongrenin sonuç bildirisinde yer alan hususları yerine getirmeye, pratiğe taşımaya yeteneklerimiz çerçevesinde gayret ettik. Sorumluluk sahamız Batman’da kitle çalışmalarına başladık. PDK’nin Batman bürosunu geniş bir katılımla açtık. Geniş yankı uyandıran, “Güney Kürdistan’a bağımsızlık” imza kampayamızı başlattık. İmza kampanyamız Diyarbakır, Mardin-Kızıltepe ve Ağrı illerinde yayılarak devam etti.

 

Tam da çalışmaların ivme kazandığı bir dönemde, Sayın Sertaç Bucak ve dar çevresinin bir dizi manevrası ile karşı karşıya kaldık. Bu manevraları kısaca üç başlık altında toplamak mümkün.

1-Örgütsel çalışmaların dinamitlenmesi, tek taraflı alınan kararlarla ve emrivakilerle yapılan atamaların, bütün düzeylerde yarattığı rahatsızlık.

2-Organların kararları olmaksızın verilen siyasi demeçlerle, partinin Kürdistani çizginin dışına çıkılması.

3-Mali konuların denetimden kaçırılması.

Bu hususların yarattığı gerilim bizleri daha derin bir krize sürükledi. Derinleşen krize çözüm bulmak amacıyla 2/3 ve 29/30 Ağustos 2014 tarihlerinde iki kez Meclis toplantıları yapıldı. Ortada ciddi bir güven sorunu vardı. Bizler, bütün yaşanan deneyimlerin ışığında yaklaşan kongrenin erkene alınarak ve bütün tarafların katkısıyla en geniş temsiliyetin sağlanmasıyla yapılmasının yegane çözüm olduğu düşüncesindeydik. Bütün önerilerimiz reddedildi. Meclis toplantısının son gününde Sayın Sertaç Bucak ve ekibi tarafından konferans yapılması teklifi getirildi ve bizler tarafından da kabul edildi. En azından mevcut durumun partinin yetkili organlarının sorumluları ve tabanın temsilcileri ile tartışma ve hesap verme zemini olabilirdi. Ne yazık ki Sayın Sertaç Bucak, kendi önerisi olan Konferans yapılmasını göze alamadı ve Konferansın yapılacağı 7-8 Ekim 2014 tarihine 15 gün kala, yetkisi olmadığı halde iptal etti.

Konferansın iptali, ciddi bir kırılmaya ve infiale yol açtı. Batman ve Diyarbakır toplantıları biriken tepkinin, parti içinde ifade edilecek kanal bulunmadığından dışa vurumudur. Batman toplantısından sonra, kamuoyuna yapılan açıklamada dile getirilen hususlar dair; bugüne değin hiçbir açıklama yapılmamıştır.

Bu noktadan sonra, Sayın Sertaç Bucak’ın önünde iki yol vardı.

1-Partiye daha fazla zarar vermemek için bütün seçenekleri düşünmek ve gereğini yapmak.

2-Ya da hızlı sindirme ve tasfiye hareketine girişmek. Maalesef ki ikinci yol tercih edildi. 8-9 Kasım 2014 Meclis toplantısında tasfiye kararları “dile getirdikleri hususlara bir diyeceğimiz yok ama neden kamuoyuna açıklandı” gerekçesine dayandırıldı. Bu noktada iki hususun altını çizmek istiyorum. Birincisi; konferans kararının altında imzası olan Meclis üyeleri, aldıkları kararların hiçe sayılmasına karşı takındıkları suskunluk, ikincisi; ‘tasfiye kararları’ altında imzası olan ya da çekimser pozunu takınanların utanacakları günler pek uzak değildir.

Sonuç olarak önerim, Sayın Sertaç Bucak’ı başkan seçildiği Kongre’ye katılan 105 delegenin katılacağı bir konferansın yapılması, günahı ve sevabı ile 20 ayın muhasebesinin yapılmasıdır. Bu konferansın göstereceği istikamette sağlıklı bir kongreye gitmektir.

Şu husus iyi bilinmelidir ki Kuzey Kürdistan, çakma ‘muhalif kurumlar’ mezarlığına döndü. Her kurulan olan umudu da kırarak, tarihin çöplüğündeki yerini aldı. Kürdistanlıların alternatif siyaset üretecek kurumlarına ihtiyaçları vardır!    

Saygılarımla. 

11.01.2015

PDK Parti Meclisi Üyesi ve Eski Batman Koordinatörü

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e