Beşikçi ve Şimşek Destekçilerine Salon da Yetmedi Pankart da

Sosyolog İsmail Beşikçi ve hukukçu Zeycan Balcı Şimşek‘in “PKK örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandıkları davanın duruşma salonu destek için gelenlere yetmedi.

İstanbul Beşiktaş’taki adliye önünde Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi üyelerinin açtığı “İsmail Beşikçi vicdanımızdır, vicdanımızın susturulmasına izin vermeyeceğiz” pankartına Beşikçi ve Şimşek destekçisi iki bini aşkın imzadan sadece 250 kadarı sığabilmişti.

Beşikçi ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi’nin yayın organı “Çağımızda Hukuk ve Toplum” dergisinin sorumlu müdürü Şimşek, dün (28 Temmuz) ilk kez hakim karşısındaydı.

Duruşma salonu doluydu…

Dergide yayımlanan “Ulusların kendi geleceğini tayin hakkı ve Kürtler” başlıklı yazısı nedeniyle Beşikçi gibi Şimşek de 7,5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. İki kişiyi aralarında Levent Kanat ve Kemal Aytaç’ın da bulunduğu 20’yi aşkın avukat temsil etti.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmayı izleyen Sait Çetinoğlu, bianet’e duruşmada dava açılma sürecinde hukuka aykırılıkların sanıklarca mahkemenin dikkatine sunulduğunu söyledi. Yargılama 12 Kasım’a bırakıldı.

Tutuksuz sanıklara destek verenler arasında yayıncı Ragıp Zarakolu, Muzaffer Erdoğdu, Aydın Doğan ve Ahmet Önal, yazar Ümit Fırat ve Temel Demirer, Dr. Kemal Parlak, Yaşam Radyo yönetim kurulu başkanı İbrahim Gürbüz, insan hakları savunucusu ve müzisyen Şanar Yurdatapan, çevirmen Atilla Tuygan, gazeteci Nevzat Onaran, şair Necmettin Salaz, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay da vardı.

Sosyalist Parti, BEKSAV, 78’liler Girişimi ve 78’liler Federasyonu, ÇHD, Sorun Kolektifi ve Demokratik Haklar Federasyonu ve pek çok girişim destek sundu.

Beşikçi: Sorun çözülmeden Türkiye güçlü olamaz

Beşikçi sorgusunda, Türkiye’nin Kafkaslar, Ortadoğu ve Balkanlarda etkili olmak istediğini ancak Kürt Sorununu çözmeden esaslı bir güç olamayacağını, Kürt Sorununun savcıların işi olmadığı, bu konuda akademisyen, gazeteciler ve düşünürlerin kafa yorması gerektiğini vurguladı; “Savcılar dışında herkes konuşabilir” dedi.

Davanın hukuka aykırı yönlerine işaret eden Zeycan da, suçlanan yazıda temel amacın açılım sürecine katkı oluşturmak olduğunu, yazı yayımlandığında çatışma ortamı bulunmadığını, “Ne zaman konjonktür değişti; dava açıldı” dedi.

Zulme karşı direnmek…

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali‘nin 11 Mayıs tarihli iddianamesi, Beşikçi’nin “Kürtler 200 yıldır özgürlük için, özgür bir vatana kavuşmak için mücadele etmekte, bedel ödemektedir… Suriye, İran, Türkiye Kürtleri baskıyla, zulümle yönetmektedir… Kürtleri müştereken baskı altında tutan devletler her zaman politik, ideolojik ve askeri güçlerini, diplomatik güçlerini Kürtlere karşı birleştirebilmişlerdir. Bu müşterek denetimin hukuk, adalet yaratmadığı, bilakis hukuk ve adalet duygularını çiğnediği, rencide ettiği çok açıktır. Bu baskı ve zulüm süreçlerine karşı baskıya karşı direnme meşru bir hak olarak belirmektedir…” sözlerini suça gerekçe olarak gösteriyor. (EÖ)

Foto Kaynağı: www.zazaki.net

Metin Kaynağı: www.bianet.org

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e