72 Yıldır Kapanmayan Yara, Seyitlerimizın Mezarları Nerede?

Seyid-RizaBundan tam 72 yıl önce 14/15 Kasım1937 de, Elazığ Buğday Meydanı’nda Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Civrail Ağa, Hesen Ağa, Fındıq Ağa, , Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê Gıji idam edilmişti. Ankara’dan özel olarak görevlendirilen İhsan Sabri Çağlayangil tarafından yeni bir savcı atanarak ve yasadışı bir şekilde pazar günü mahkeme açılarak, ısmarlama idam kararı alınmış ve bir kaç saat sonra da infaz gerçekleştirilmişti. İdam edildiğinde Seyit Rıza 75 yaşın üzerindeydi ve yine hileli mahkeme kararı ile yaşı küçültülerek idam edilmişti.

İdam kararları önceden verilmişti. Zira „tek millet, tek dil ve tek mezhep“ yaratma zihniyeti Dersim’de „Dersim Kanunlarını“ işletiyordu. İdam edilenler Dersim’in ileri gelenleriydi, suçsuzdular. İdamlar ile Dersim sindirilmek istenmiştir, 38 deki kanlı kesitin hazırlıkları yapılmıştır.

Dersim Seyitleri’nin mezarlarının yerinin bulunması, emanetlerin yakınlarına teslim edilmesi istemi ile 30.10.2006 tarihinde Seyit Rıza’nın kızı Leyla Ağlar ve torunu Rüstem Polat’ın avukatları Hüseyin Aygün aracılığı ile açtıkları davanın sonucu Elazığ İdare Mahkemesi tarafından 27.08.2008 tarihinde açıklandı.
Mahkeme özetle “davalı idarenin kayıtlarında bilgi bulunmadığı, defin ve mezarlıklar konusunda yetkili belediye başkanlığı kayıtlarında da belge-bilgi olmadığı ve her türlü araştırma yapıldığı halde belge elde edilememesi ve mevcut olmayan bir belge ve bilginin de verilemeyeceği” gerekçeleriyle davayı kabul etmemiştir.

Mahkeme kararı umut kırıcıdır. “Bu sonucu bekliyorduk” demek istemezdik, ancak bir kez daha haklı çıkmanın üzüntüsü içindeyiz. Bu karar ile 1937/38 tarihinde yapılan kıyımlar ve tarihi haksızlıkların giderilmesi için bir fırsat heba edilmiştir. Dersim’e yapılan haksızlıklar, bir kere daha tarihin küflü sayfalarında unutulmaya terk edilmiştir. Bu dava ile bir kez daha görülmüştür ki; devlet, Dersim’e karşı inkârcılık politikasına aynen devam ediyor.

Bu dava yalnızca idam edilen Dersim Seyitleri’nin akrabalarının davası değildir, bu dava bizim de davamızdır, bu dava Dersim’in davasıdır. Bu davanın takipçisi olacağız, hukuki mücadelenin yürütülmesinde her türlü desteğimizi sonuna kadar sunacağız.

Mezar yerlerinin açıklanması Elazığ’daki 3 yargıçtan öte devleti yönetenlerin sorumluluğundadır. Sayın Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’a bir kez daha çağrıda bulunmak istiyoruz: 14/15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Dersim Seyitlerinin mezarları nerede, Seyit Rıza’nın saati ve 40 Lirası nerede? 72 yıldır kanayan bu yara daha ne kadar vicdanları sızlatmaya devam edecek?
Biz 1937’de idam edilenlerin uğradığı mağduriyetin giderilmesini beklerken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur ÖYMEN’in ’38 vahşetini destekleyen ve haklı gören açıklamalarıyla şok olduk. Dersim 1938 olayı bir katliamdır. Uygar ülkeler tarihlerindeki acı olaylarla yüzleşip kendi halkıyla barışmayı başaran ülkelerdir. Siyasetçilere düşen kin ve düşmanlığı körüklemek değil, iç barış ve kardeşliğin yolunu açmaktır.

Dersim insanı devlete küskündür, kırgındır, buruktur. Tarihle yüzleşmek devletleri ve toplumları küçük düşürmez, aksine saygınlık kazandırır. Türkiye ancak kendi tarihi ile yüzleşerek medeni ülkeler arasındaki yerini alabilir. Ülkemizde barış ve demokrasisinin yolu geçmişin acıları ile yüzleşmekten geçer. Dersim halkının bu çığlığını duyun ve Seyitlerimizin mezar yerlerini açıklayın.
14 Kasım günü Başbakan Erdoğan’ın meclis konuşması tarihi bir gerçeği vurgulamıştır. Sayın Başbakan sözünün arkasında durmalı, Seyitlerimizin mezar yerlerini ortaya çıkarmalıdır. Bu bir mahkeme sorunu değil, Devletin görevidir, Devletin sorumluluğudur.
14 Kasım 2009
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG)
Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF)

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e