Kayıt Olunmamış Soykırım-Vasilis Kratzopoulos

Kayit_Olunmamis_SoykirimÖNSÖZ

Kiratzopulos’un bu kitabı bizi çok uzak olmayan bir döneme geri götürüyor!.. Bu dönemde, bizlerin bilmediği, İstanbul Rumlarının kaderi kararlaştırılmış ve bu dönem bizzat bizim tarafımızdan Türk – Yunan “dostluğu” hatırına susturulmuş bir dönemdir. Bir “dostluk” ki Kıbrıs’ın işgali ve Attila hareketi ile doruğa ulaşmış. Bu “dostluk” ki Ege’nin parçalanmasını ve “Gri Kuşak” mantığının uygulanmasını istiyor.

Yazar eserinde lafazanlık etmiyor, ne duygusal heyecanlara ne de milliyetçi hezeyanlara kapılıyor. Açıkça yalın olayları ve inkâr edilemeyecek rakamlar sıralıyor. Bu rakamlar ki binlerce laftan daha çok anlam taşırlar.

Bu rakamlardan uluslararası antlaşma ve teminatlara rağmen İstanbul Rum Cemaatinin nasıl ve hangi yöntemlerle, yok olmalarına kadar varan küçültülmesini anlayabiliriz.

Elinizde bulundurduğunuz bu seçkin, olağanüstü eğitici ve faydalı kitap bu gün yayınlanmakta (bu gün ki Yunanlı ihaleciler, Avrupa’nın ileri gelenleri ve uluslararası emperyalizmin geride kalanları Türkiye’nin Avrupa Birliğine “geçmesi” için altın köprüyü kuruyorlar), çünkü ele tutulur örneklerle Türk Devletinin kaynaşma ve bütünlüğünü koruma gücü silahlı kuvvetlerinin olduğunu ispat ediyor.

Mustafa Kemal’in bizzat kendisi 1919’da ülkesindeki milli ve dini azınlıkların kovulmalarını, tecrit ve tahrip edilmelerini ihbar ederken ne dediğini çok iyi biliyordu. Yurdumuzda, Yunan ve Kıbrıs halklarının menfaatleri aleyhine harekete bulunup Türk – Yunan “uzlaşmasını” ilan eden tek kitaba bağımlı “Öteki Düzenin” beşinci kol falanjistleri halen bu gerçeği görmezlikten gelmeye çalışıyorlar.

Kiratzopulos, Uluslararası Hukuka bağımlı “Soykırım” kelimesine yeni ve daha geniş bir anlam vermekte. Sanırım doğru!..

Sonuç olarak cüppenin altından “ifade özgürlüğünü” bahane ederek, sistemli olarak Yunan milletinin temelini ve varlığını sabote eden kişileri de kapsayan “ihanet” kelimesinin anlamını da genişletmenin zamanı gelmiştir.

Prof. Dr. Vasilis Filias*

Atina, Aralık 2006

OKUMA ÖNCESİ ÖNEMLİ NOTLAR

“Septemvriana” kavramı 6 – 7 Eylül 1955 tarihinde İstanbul’da vukuu bulan olayların etiketidir, tercümesi “Eylül’de olanlar” olarak kabul edilir. Metinde belli bir sonunca varana kadar vuku bulan olaylar için aynı etiket kullanılmıştır. Metnin bir çok noktasında da yanlış anlama mahal vermemek için bazı tanım ve adlar tercümeleriyle birlikte orijinal dilde verilmişlerdir (İngilizce, Yunanca).

Araştırmacı yazarın “Eylül Soykırımının Tanınması’na” dair çabası, kendini bilgilendirmek adına Ağustos 2003’de İnsan Hakları Uluslararası Ceza Mahkemesinin “Miloseviç Dosyası’nı” araştırmasıyla başlar.

Araştırmacı yazar İstanbul’un Rum Cemaatinin bir ferdi olarak eserinin bir çok bölümünde birinci çoğul şahıs kullanmaktadır. Bu durumda okuyucu İstanbul Rum Cemaatinin ifade edildiğini anlar.

Yunanistan’da Cemaat kavramı yoktur. Aynı şekilde Türkiye’de (Yun. Εθνότητα, İng. Ethnicity veya Ethnocity) kavramı yoktur. Takip eden metin içerisinde bu kavramlar eşanlamlı olarak kullanılmaktadırlar. Kavramın tanımı ve özellikleri metin içerisinde geçmektedir.

Bu araştırma yazısının bir çok bölümleri araştırma süresince Atina’da yayınlanan aboneli aylık Anatoli (ΑΝΑΤΟΛΗ) ve Politis (Πολίτης) gazetelerinde 2002 – 2006 döneminde kısmen yayınlanmıştır.

2005 yılı ve sonrasında, Türkiye ve Dünya çapında İnsan hakları, 6 – 7 Eylül olayları, Özel Harp Dairesi ve Derin Devlet konusunu işleyen bir çok eser yayınlandı ki araştırmacı-yazar o dönemde bunları daha incelememiş böylelikle içeriklerinden faydalanamamıştı. Kitabın sonundaki kaynakçalarda yalnızca bu eserin yazılımında veya 2005 yılının sonlarına kadar yazılmış eserler verilmektedir. Bu tarihten sonra yazılıp burada bahis edilmeyen veya kaynakçalarda adı geçmeyen eserlerin yazarlarından özür dilemeyi borç bilen araştırmacı – yazar, orijinalinden uzaklaşmaması için Türkiye basımında bunlara yer vermemektedir.

YAZARIN TÜRKİYE BASIMI İÇİN YAZDIĞI ÖNSÖZ

Elinizde bulundurduğunuz bu kitap 2005 – 2006 yıllarında kaleme alınmıştır. Okuyucunun kitabı o döneme kadar gün ışığına çıkmış bilgiler paralelinde değerlendirmesi gerekir.

Araştırmacı yazarı bu kitabı yazmaya iten iki etken vardı. İlki İstanbul Rum Cemaatinin (İRC) bir ferdi oluşu, ikincisi ise çeşitli medyalar hesabına büyüdüğü şehir hakkında yaptığı araştırmalardan doğan sorulara yanıt bulmak idi.

90’lı yılların Kosova savaşının sebepleri hakkında Birleşmiş Milletler ve bir çok İnsan Hakları Cemiyetlerinin arşivlerinde yaptığı incelemeler; bu sebeplerden doğan insanlık dışı davranışların geçmişte İstanbul Rum Cemaatinin maruz kaldığı pratiklerle benzeştiğini gören araştırmacı yazar analizini derinleştirme kararını alır. Bu karar, onu 2003 – 2005 döneminde 80.000 sayfayı aşan çok dilli bir bilgi kütlesini incelemek zorunda bıraktı. İşte elinizde tutuğunuz 200 sayfalık bu kitap bu incelemelerin bir neticesidir.

Araştırmacı yazar her ne kadar bu kitabı yazma ve neticelerini beynelmilel kurumlara bildirme amacıyla Yunanistan’da bir grup oluşturmaya çalışmışsa da maalesef “belirsiz güçler” bu çabasını bu güne kadar (Aralık 2008) engellemişlerdir. Kitabın amacı, son başlığında anlatıldığı gibi, aynı olayların tekrarını engellemek olup herhangi bir millet veya devleti kötülemek değildir. Şüphesiz bu iki kavramın varlığı (ulus – devlet) insanoğlunun varlığını gerektirir. Kaldı ki insanlık, insanî duygulardan değil ideolojiye bağımlı verilerden zarara uğradığı ve bunun paralelinde kendisini koruyabilecek teoriyi dile getirdiği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Bunu takip eden satırları bu düşünce ile okumak gerekir.

Tabiatıyla metin Yunanistan halklarına hitaben yazıldığından, orijinal metin bozulmaksızın Türkiye halklarına hitaben basıma girebilmesi için yazar bir çok noktalarda ek dipnot eklemiştir. Bu ekstra dipnotlar metin içinde Roma rakamlarıyla belirtilmektedirler. Böylece okuyucu metnin Yunanistan’da yayınlanmış şeklini de tam olarak görebilir.

Araştırmacı yazarı korkutan, çarmıha gerilmesi veya kurşunlanması değil fakat bu eserinin yanlış anlaşılması ve/veya yanlış aktarılmasıdır. Bundan dolayı okuyucu arkadaştan mümkün olduğunca dikkatli ve senteze bağımlı bir bakışla kitabı okumasını rica ediyor.

Vasilis Kiratzopulos

Atina, Aralık 2008

İÇİNDEKİLER

Yazarın Türkçe basımı için yazdığı önsöz                        9

Prof. Dr. Vasilis Filias’ın önsözü                                     11

Okuma öncesi önemli notlar                                         13

Başlıklar

I.          Eylül ve “Septemvriana”                                    15

II.        “Septemvriana” olaylarının tarihsel
sürecine bakış                                                    25

III.     “Pogrom”, “Kristal Gece”, “Etnik Temizlik”      61

IV.     “Soykırım”, Yeni anlam, Tarihsel Suç                73

V.       “Septemvriana” Soykırım hareketinin hedef
ve sonuçları                                                       99

VI.     O dönem, bugün ve yarın için varılacak

sonuçlar                                                          115

Kaynakçalar 129

Kısaltma Tablosu 135

Tablolar 137


* Pandion Üniversitesi rektörlerinden (1981 – 1982). Pandion Üniversitesi Sosyoloji (Toplum Bilimi)Kürsü başkanı (1985 – 1989). Yunanistan’da yayınlanmış ve yayınlanan bir çok derginin metin sorumlusu (Ekonomi ve Toplum, Geleceğin Sosyalizmi, Yunan Hava Kuvvetleri Kurumu Dergisi.v.s.)
Did you like this? Share it:
Niha şîroveyek girêdayê gotarê ye
    Yorgo Baca says:

    Araştırmacı yazar Vasil Kiratzopulos un “Eylül Soykırımının Tanınması na” dair çabası, kendini bilgilendirmek adına Ağustos 2003 te İnsan Hakları Uluslararası Ceza Mahkemesinin “Miloseviç Dosyası nı” araştırmasıyla başlar.
    İş bu kitabın “Kayıt Olunmamış Soykırım” yazar Vasilis Kiratzopulos tarafından ilk defa Aralık 2006 yılında Atina da yunan dilinde Tsukatos yayınevinden yayınlandı. Bu sefer ise Türkçe olarak Ekim 2009 da Pencere yayınları tarafından yayına girdi.
    Bu kitabın önemi araştırmacının İstanbul Rum Cemaatinin ikinci nesilden bir ferdi olarak eseri Türkiye de ve Türkçe dilinde yayınlanmasıdır. Çünkü İstanbul rumlarından bu konuda ilk defa olarak sessizliği bozan bu çalışmasıyla yazar Vasil Kiratzopulos tur.
    Dolayisiyle kitapta V. Kiratzopulos, İstanbul Rum Cemaatinin derin bir sosyolojik incelemesini yaparak,olayları açıklamaya çalışır. Yani “TC tarafından Rum Cemaatin topyekun olarak yok olması hedeflendiğini ifade eder. 6-7 Eylül 1955 te İstanbul lu Rumlar ın varlığı değil var oluşu tahribata maruz kalmıştır”. Kiratzopulos, insan hakları hukukunun gelişiminde Evrensel Beyannameden Uluslararası Ceza Mahkemelerine gelinen süreci naklederek insanlığa karşı işlenen suçlarla alakalı incelemelerden örnekler göstererek, Santon un sekiz fazını birer birer kitabında örnek göstermektedir. Santon un fazlarını ifade ettikten sonra 6 Eylül olaylarının örgütlü bir şekilde Özel Harp Dairesi Seferberlik Tetkik Kurulu tarafından İstanbul Rum Cemaatine karşı bir soykırım örgütlendiği kanaatine ulaşır. Mamafih olayların devlet desteği ile ve TC tarafından bilinçli olarak uygulandığı anlaşılmaktadır. Çünkü bu durumda Eylül olayları TC Ceza kanununu tamami ile çiğnenmiş oldu. Yani gasp edildi.
    İkinci Cihan savaşından sonra İstanbul Rumlarına yapılan müdahalelerden ilki 1946 yılında Ekumenik Patrik Maksimos V, Patriklik vazifesini yapmaya muktedir olmadığına ilişkin ehli vukuf doktor raporlarının ileri sürülmesiyle başlıyor. Ve zorla Patriğin istifasını sumasına yol açıyor. Bu konuda da Atinanın da payı vardır diye kitapta işaret ediliyor.
    TC hükümetiyle işbirliği içinde olan Yunan hükümetinin kararı ve ABD nin onayıyla Ekümenık Patrik Maksimos V in sağlık sorunu nedeniyle istifa eder.
    Müteakiben TC 1954 yılından sonra Lozan Anlaşmasını ihlal ederek İstanbul Rumlarına karşı polemiğe giriştiği vurgulanıyor. “O dönemin yöneticileri Batı Trakya Türklerini kullanarak Kıbrıs meselesini, uyguladıkları politik baskı stratejisiyle kendi çıkarları doğrultusunda çözmeye çalışırlar”. O zaman da gazetelerde devlet yetkililerinden Kıbrıs ın taksimi diye böyle bir fikir öne sürülüyor.
    O zamanki en ciddi tarihsel denkleminden oluşan sorun bilfiil olarak İstanbul Rum azınlığının geleceğini alakadar eden şey mütekabiliyet tir.
    Yani İstanbul Rum Azınlığının Batı Trakya Türkleri ile aynı seviyeye getirilmesi veya Batı Trakyadaki Türklerin İstanbul Rumlarının seviyesine yükseltilmesi kararı alındığını kitapta yazar tarafından ifade edilmektedir.
    Umumiyetle Rum azınlığı, ister Kıbrıs sorunu olsun veya Batı-Trakya müslüman azınlığı mütekabiliyeti olsun her zaman iki devlet siyasi ilişkileri arasında esir statüsünde sıkışıp kalmıştır.
    Bu bakımından “Kayıt Olunmamış Soykırım” kitabı her ilgilenen okuyucu araştırmacı için bir rehber sayılabilir.

    Atina 27/1/2010

    gbatzas@gmail.com

Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e