Kayıt Olunmamış Soykırım, İstanbul 6 Eylül 1955 – Yorgo Baca
Araştırmacı yazar Vasil Kiratzopulos un “Eylül Soykırımının Tanınması na” dair çabası, kendini bilgilendirmek adına Ağustos 2003 te İnsan Hakları Uluslararası Ceza Mahkemesinin “Miloseviç Dosyası nı” araştırmasıyla başlar.
İş bu kitabın “Kayıt Olunmamış Soykırım” yazar Vasilis Kiratzopulos tarafından ilk defa Aralık 2006 yılında Atina da yunan dilinde Tsukatos yayınevinden yayınlandı. Bu sefer ise Türkçe olarak Ekim 2009 da Pencere yayınları tarafından yayına girdi.
Bu kitabın önemi araştırmacının İstanbul Rum Cemaatinin ikinci nesilden bir ferdi olarak eseri Türkiye de ve Türkçe dilinde yayınlanmasıdır. Çünkü İstanbul rumlarından bu konuda ilk defa olarak sessizliği bozan bu çalışmasıyla yazar Vasil Kiratzopulos tur.
Dolayisiyle kitapta V. Kiratzopulos, İstanbul Rum Cemaatinin derin bir sosyolojik incelemesini yaparak,olayları açıklamaya çalışır. Yani “TC tarafından Rum Cemaatin topyekun olarak yok olması hedeflendiğini ifade eder. 6-7 Eylül 1955 te İstanbul lu Rumlar ın varlığı değil var oluşu tahribata maruz kalmıştır”. Kiratzopulos, insan hakları hukukunun gelişiminde Evrensel Beyannameden Uluslararası Ceza Mahkemelerine gelinen süreci naklederek insanlığa karşı işlenen suçlarla alakalı incelemelerden örnekler göstererek, Santon un sekiz fazını birer birer kitabında örnek göstermektedir. Santon un fazlarını ifade ettikten sonra 6 Eylül olaylarının örgütlü bir şekilde Özel Harp Dairesi Seferberlik Tetkik Kurulu tarafından İstanbul Rum Cemaatine karşı bir soykırım örgütlendiği kanaatine ulaşır. Mamafih olayların devlet desteği ile ve TC tarafından bilinçli olarak uygulandığı anlaşılmaktadır. Çünkü bu durumda Eylül olayları TC Ceza kanununu tamami ile çiğnenmiş oldu. Yani gasp edildi.
İkinci Cihan savaşından sonra İstanbul Rumlarına yapılan müdahalelerden ilki 1946 yılında Ekumenik Patrik Maksimos V, Patriklik vazifesini yapmaya muktedir olmadığına ilişkin ehli vukuf doktor raporlarının ileri sürülmesiyle başlıyor. Ve zorla Patriğin istifasını sumasına yol açıyor. Bu konuda da Atinanın da payı vardır diye kitapta işaret ediliyor.
TC hükümetiyle işbirliği içinde olan Yunan hükümetinin kararı ve ABD nin onayıyla Ekümenık Patrik Maksimos V in sağlık sorunu nedeniyle istifa eder.
Müteakiben TC 1954 yılından sonra Lozan Anlaşmasını ihlal ederek İstanbul Rumlarına karşı polemiğe giriştiği vurgulanıyor. “O dönemin yöneticileri Batı Trakya Türklerini kullanarak Kıbrıs meselesini, uyguladıkları politik baskı stratejisiyle kendi çıkarları doğrultusunda çözmeye çalışırlar”. O zaman da gazetelerde devlet yetkililerinden Kıbrıs ın taksimi diye böyle bir fikir öne sürülüyor.
O zamanki en ciddi tarihsel denkleminden oluşan sorun bilfiil olarak İstanbul Rum azınlığının geleceğini alakadar eden şey mütekabiliyet tir.
Yani İstanbul Rum Azınlığının Batı Trakya Türkleri ile aynı seviyeye getirilmesi veya Batı Trakyadaki Türklerin İstanbul Rumlarının seviyesine yükseltilmesi kararı alındığını kitapta yazar tarafından ifade edilmektedir.
Umumiyetle Rum azınlığı, ister Kıbrıs sorunu olsun veya Batı-Trakya müslüman azınlığı mütekabiliyeti olsun her zaman iki devlet siyasi ilişkileri arasında esir statüsünde sıkışıp kalmıştır.
Bu bakımından “Kayıt Olunmamış Soykırım” kitabı her ilgilenen okuyucu araştırmacı için bir rehber sayılabilir.
Atina 27/1/2010












