Türkiye de iyi şeyler olacak mı?
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı, Türkiye’de iyi şeyler olacak diye bir belirleme yaparak beklentisi olan herkesi umudunun pususuna yatmaya ve gelişmelere yardımcı olarak sürecin olumlu yöne evirilmesi için göreve çağırdı.
KUKM’nin doğal etki alanı içindeki yelpazede Cumhurbaşkanının belirlemesi üzerine yapılması gereken tartışmalar ve siyasal düzeylerin programatik hedeflerini yeniden gözden geçirmesi gibi bilimsel toplantı veya propagandaya çıkarılmış bir siyasal çalışmanın varlığı henüz olgunlaşmadı. Yaşanan gelişmeye tümden duyarsız kalındığı gibi bir tespiti yapmamak için bu belirleme karşısındaki toplu sessiz duruşu bekle gör biçimindeki pasif tavır olarak kabul ediyorum ..
Bize göre tartışıldığı biçimiyle sürecin PKK’nın alanda tek başına olması hesabıyla kendisini muhatap gören, gösteren tavrı ile KÜRT SORUNU iki farklı olguya tekabül ediyor. Türk devletinin yetkililerinin ağzından çıkan biçimiyle iyi şeyler olacak açılımı PKK’nın silah bırakması yönetici kadro olarak tanımlanan ileri kadrolarının kendi rızaları ile veya rızaları dışında Kandilden çıkarılarak Türkiye dışında hangi Ülkeler hazırlandıysa oralara gönderilmeleri, kalan gücün ise silahlarını bırakarak Türkiye’ye gönderilmesi genel af v.b ile Cumhuriyetin bekası içinde kazanılarak çatışmalara son verilmesi öngörülüyor.
Olguyu güçlendirmek ve süreci hızlandırmak içinde göstermelik olarak yapılan yasal düzenlemeler ve arkasına pusu kazılan tanım ve verilen haklar manipüle edilerek bir müddet sonra kullanılmaya kullanılmaya unutturulacak. T.C’nin “Demokratik” tavrı ve Kürt sorunu olarak sunduğu PKK ile mücadelesi böylece TC lehine mutlu sona ulaşacak.
Daha aylar önce diyebileceğimiz kısa süre öncesi yaşanan bir gelişmede Türkiye’de Demokratik açılımın ne anlama geldiğini TRT 6-şeş ile hep beraber anladık. Yaşadık, yaşıyoruz. Sözde Kürtçe olan bu kanalın daha yılı devriyesi tamamlanmadan TRT stüdyolarındaki alavere dalavere ile maksadını çok aşan temkinlerin yarattığı sansür, otosansyon ve devletin resmi sansürü bu alanı mundar etti bile. Türkiye’den yansıyan yanıyla TRT 6-şeş beklediği desteği bulamadı. Göstermelik işlevinin yörüngesinde kendisini sürdürüyor. Devletin PKK ile özdeşleştirerek sunma hazırlığı yaptığı Kürt açılımının da bundan farklı olmayacağını biliyoruz.
O zaman bu karamsar tabloda iyi şeyler olacak açılımını nasıl anlamamız gerekiyor.
Bir kere iyi şeyler olacak dediğimiz ülkenin adı Türkiye. Doğaldır ki verileri ince eleyip sık dokumak zorundayız. Çünkü anlayış olarak Türkiye Kürtlere dönük siyasetini VERMEDEN ALMAK ÜZERİNE kurmuştur. 25 yıldır süren kirli savaşı bir düşünün; Çatışmalarda ölenlerin sayısını tam vermek mümkün değil. Resmi açıklamalara göre 1990 ve 1996 yılları arasında Türk devletinin emir ve talimatıyla 18 bin insan faili meçhul cinayetlerde yok edilmiş, Ordu güçleriyle yaşanan çatışmaların bilançosu tüyler ürpertecek boyutta. Gerilla cenazelerine yapılan aşağılık saldırılarda sorunun bir başka boyutu..
Kaldı ki bu devlet kendi içindeki suratı asık gündemli MGK toplantılarında bile bir kez olsun çatışmaları adıyla anmadı. İleriye dönük bir siyasetin de belirlenmediğini biliyoruz.. Türk devletinin yetkilileri bu gidişat elbette bir yerde duracak ve bugün yaptığımız tanımlar o gün uzlaşma zemini olursa yaşanan gelişmenin yol göstericisi olacak diyerek savaştığı gücün talebine hiç mi kulak asmaz, asmaz, çünkü sorunun muhatabı Türkiye Devleti olunca o hiç bir Kürdi sesi duymamak üzere şartlandırılmıştır.
O zaman muhtevada çok şeyin değişmediği bu devletin iyi şeyler olacak diyen Cumhurbaşkanının açılımını neye göre ve kimin için iyi olacak temkiniyle karşılamak gerekmez mi. Cumhurbaşkanı bu açıklamayı yaparken Türkiye’de bu konu üzerine kurumların çalışmalarında uyum var diyerek ortaya çıkıyor ama kimi muhatap alıp konuşacağı bile belli değil. Genelkurmay başlarını ezeceğiz, köklerini kazıyacağız söylem ve eylemindeyken arada iyi şeyler den sayılabilecek YÖK’ de yasal düzenlemelere gidilerek üniversitelerin bünyelerinde Kürdoloji kürsülerinin açılması çalışmaları var. Uyumlu dediği iki kurumun tavrı ortada. Biri fiziki olarak imha etmeye devam edecek diğeri Parasız ve devlet güvencesinde olması gereken temel eğitim içinde ana dilde eğitim mevzuatı ise muhtemelen her hangi bir şey gibi parayla satın alınan metaya dönüştürülecek ki bu konuda talepler kırılsın. Konu biz verdik onlar kullanmadılar biçiminde zamana yayılarak polemik konusu olacaksa da esas itibarıyla kullanılması pahalı olan ve bu nedenle alınmaktan vaz geçilen bir hizmet olarak kalacaktır.
Ortalık da bir yığın dezinformatik bilgi dolaşıyor. Hükümet Kürt sorununda çözüm paketi çalışması yapıyor, mücadele ettiği sorunları başlıklar altında ortak belirlenecek bir platformda karşı tarafla belli bir hukuk içinde masaya yatırma gibi bir girişim söz konusu değil. Anlaşma içinde ortaklaşılmış bir karar mı açıklanıyor yoksa emir talimat ilişkisi içinde uyulması gereken yönetmelikler için zemin mi hazırlanıyor. Üstüne üslük karşı tarafın görüş ve önerilerini almadan onlara silahlarını bırakmaları talimatla bildirilecek. Onlar bu talimatı alıp kendilerine sağlanacak imkanlar içinde kandilden ayrılarak-indirilerek- Avrupa veya Dünyanın başka bir ülkesine gönüllü sürgüne gönderilecekler.
Bu açıklamanın kamuoyuna yansımasının ardından eşitsiz terazinin hafif gelen kefesinde kendisine yer arayan PKK’nın Kandildeki Konsey başkanı savaşçıya yakışmayacak biçimde aracı bir gazeteciye verdiği röportajında “Devlete onun işini kolaylaştırıcı başlıklar sunuyor. Şöyle diyor “Muhatap olarak bizi kabul edebilirsiniz ,bizi kabul etmezseniz muhatap olarak İmralıyı alın, onu da kabul etmezseniz adını saydıkları akil adamlar tanımı içinde seçtikleri kişilerin muhatap alınabileceğini belirtiyor. Gazeteci biraz çapraz soru sorsa gerekirse Devletten özür de dileriz diyecek türden her yanından uzlaşma akan bir siyaset fukaralığına verebilecek sadakası olmayan söyleşiye Türk devletinde tık yok.
O daha bırakın muhatap belirlemeyi KDP-Irak ve KYB’nin kendisi ile sürdürdüğü yakın ilişki süreci en az 15 yıl oluyor. Siz şu ketumluğa bakın ki bu süre zarfında yetkililer yanılarak veya dilleri sürtüşerek bile olsa bir kez dahi Kürdistan demediler. Halen bile bölgeyi tanımlarken Kürt sözü geçmeyen sözcüklerle daha çok da bölgesel yönetim adıyla anıyor.
Ağızları Kürt kimliğini ifade etmeye alışık değil. İfade ederlerse ağızları yamulur. Bu konuda çaba içinde oldukları da söylenemez. Ama Kürtlerin dertlerini özlem ve taleplerini bir duymaya görsünler baş vurdukları öfkeli yürekleri ve oldukça etkili kullandıkları elleri ve ellerine aldıkları silahlarıyla sınır tanımayan şiddetleri var. Sorun Türk Devletinin çözümlerde kullandığı yöntemlerini ve ez- çöz politikasının şiddete uyumlu halini doğru okumak da duruyor.
Evet, Türkiye’de 25 yıldır süren kirli savaşın net kazanımı olan Kürt özgürlük mücadelesini terörle özdeşleştirerek siyasal hak ve özgürlük kavramlarının içini boşaltan devlet siyaseti bir kez daha kazançlı çıkacak.
Ve süreci arkalayan siyasetçilerin vicdanlarını rahatlatmak için buldukları kavramlar daha çok Türkiye’de siyaset sıkışmıştı, siyasetin önü açılırsa çözümler daha ileri taşınabilir. Bunun yolu da sağlanacak iç barıştır türü bir söyleme sığınacaklar. Bu barış haksız bir barıştır.
28.07.2009













Ergül hoca
beni hatırladın mı ?
umarım hatırlarsın
selanlar
mahmut
su sekilde onu kesilecektir:kurt halkina verilecek haklari muhalefet partileri pkk’nin kazanimlari olarak tanimlayacak ve bu iktidar partisinin manevra alanini daraltacaktir. ki bu basladi zaten.bu alan daralmasi dolayisiyla dag fare doguracak, sadece cok sinirli ozgurluk kazanimlari yasalastirilacak. dagin fare dogurmasi kurt halkinda bir hayalkirikligi yaratacak ve temsilcilerini zor durumda birakacak,bu durumda temsilcilerin muhalifleri harakete gececek.bir süre sonrada iktidar karşıtı gazetlerde milliyetçi eşraf kışkırtılacak. benim gözümde süreç bu kısırdongü içinde gerçekleşecektir. saygılar…