Tartışmayı Noktalamak (!)

Çocuktum. O zamanlar bizim köyün Dünya ile tek bağlantısı; sadece aile reislerinin açıp – kapatmaya ” yetkili” oldukları, bu nedenle de çocukların yetişemeyecekleri yükseklikte, duvara monte edilmiş tahta bir raf üzerine özenle yerleştirilmiş dam antenli radyolardı. Bu radyolar her evde de bulunmazlardı. O zamanın koşullarında ” lüks “tüler. Bizim köyde 3 – 4 tane vardı. Akşam yemeği yendikten sonra, köylüler radyolu evlerin oturma odalarında toplaşır, önce ” ajans” dinlenir, sonra evin reisi radyo düğmesini Erivan Radyosu´na kilitlerdi. Stranlar eşliğinde ağırbaşlı sohbetler yapılırdı.

HivYıl 1969, mevsim yaz. Biz çocukların içerisine adam yerleştirildiğini düşündüğümüz bu büyük ve ahşaptan radyoların ” ajans”larına bir haber düştü: “Amerikalılar Ay´a ayak bastı!”. Bu haber, bizim köyün o güne kadarki bütün sohbet konularını ve sohbet adabını rafa kaldırdı. Artık köylüler ” Amerikalıların Ay´a gitmesi” ile yatıp – kalkıyorlardı. Kimse “akşam ajansı “nı kaçırmak istemiyordu. Radyolu evlerin oturma odalarına erkenden doluşan köylüler, “ajans “tan sonra, eskiden olduğu gibi ağırbaşlı, sakin sohbetler değil, hararetli tartışmalar yürütüyorlardı.

Köylüler iki gruba ayrılmışlardı: “Amerikalıların Ay´a gittiğine” inananlar;  Amerikalıların aslında Ay´a değil de başka bir yere gittiklerine, “Ay´a gitme”nin, kafirlerin İslam dinini ortadan kaldırmaya yönelik bir yalanı olduğuna inananlar. İki gruptan insanlar, kendilerine referans aldıkları müftü, seyda, melle, bey, efendi, doktor, öğretmen vb. üzerinden bitmez – tükenmez bir tartışı sürdürüyorlardı. Her Varto´ya gidişte yeni bazı bilgilere ulaşan taraflar, dönüşte, tartışmayı daha da boyutlandırıyor, şiddetlendiriyorlardı. İmalı soru ve cevaplar, suçlamalar, alay etmeler, sinirlenmeler, küsmeler, bağırıp – çağırmalar…

Nihayet, tartışmaların kör dövüşüne dönüştüğü ve bu nedenle de köyün birlik ve beraberliğine, gelenek ve göreneklerine zarar vermeye başladığı bir anda köyün yaşlı kadınlarından birisi olan Qîza Elê, yaşlı olmanın sorumluluğu, deneyimi ve ağırlığı(!) ile devreye girdi:

“Ben bu gece, Amerikalıların Ay´a gidip-gitmediklerini anlamak için sabaha karşı uyandım. Dolunay vardı. Ay parlıyordu. Bulutsuz, pırıl pırıl bir geceydi. Oturup uzunca bir süre dikkatlice Ay´a baktım. Nice sonra, Ay´in üzerinde yürüyen insanları fark ettim. Telaşla gidip geliyorlardı. Yani, Amerikalılar Ay´a gitmisler !” dedi ve böylece köyümüzdeki “Ay´a gitme” tartışmasına noktayı koydu(!)

Yıl 2009, mevsim yaz. Bu kez “ajans”lara “Kürt açılımı” haberi düştü. Haber ile beraber, Kürtlerde birbirlerine düştüler. Bir kaç gruba ayrıldılar: “Kürt açılımı”nın, Türk Egemenlik Sistemi´nin kendisini yeniden üretmesinin araçlarından birisi olduğunu, Kürt Ulusu´nun kolektif haklarını içermediğini söyleyip “açılım” a karşı olanlar ve bu anlamıyla Kürtlerin ayri devlet kurma ya da federasyon hakkini savunanlar; ” açılım”ın Kürtlerin ayrı devlet kurmalarının yada federasyonun önünü açacağını savunanlar; “açılım” ın Kürt Ulusu´nun kolektif haklarını içermediğini ancak “hayra yorulması” gerektiğini savunanlar; “açılımı” ın Kürt Ulusu´nun dil ve kültür haklarını içerdiğini ve bu nedenle de desteklenmesi gerektiğini savunanlar; Genel Kurmay´a karşı Hükümet´in desteklenmesinin Türk Devleti´ni dönüştüreceğini ve ileride yeni “açılım”ların olanaklarını yaratacağını savunanlar; en azından “açılım”ın “savaş”ı bitireceğini, bu anlamıyla bile olsa desteklenmesi gerektiğini savunanlar…

Her gruptan insanlar, Kürdistan Sorunu´nun çözümü ile ilgili düşüncelerini gerekçeleriyle birlikte ortaya koydular. Deklarasyonlar yayınladılar, röportajlar yaptılar, makaleler yazdılar. Tartışma büyüdü, alevlendi. Karşılıklı polemiklere, hakaretlere dönüştü.

İşin burasında, Kürt yaşlılarından A. Melik Fırat, yaşlılığın kendisine yüklediği toplumsal sorumluluğun gereği (!) olarak duruma müdahale etti. Yılların ağırlığı ve bilgeliği (!) ile Star Gazetesi´ne konuştu ve çözümü açıkladı:

” Kürtlerle Türkler müslüman kardeşlerdir.”

A. Melik Fırat´ın bu sözünden sonra söylenecek her söz boştur (!) Nokta konmuş, tartışma bitmiştir(!)

09.09.2009

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e