Pozitif Ayrımcılık Üzerine

Doğal gelişimleri engellenmiş insan topluluklarının ontolojik değerlerinin, hayvan türlerinin, bitkilerin, coğrafik bölgelerin, canlı ve cansız varlıkların çağdaş bilimsel paradigmaların gereklerine uygun olarak gelişebilmeleri için kendilerine çeşitli alanlarda öncelik tanınmasına pozitif ayrımcılık denir. Toplumsal cinsiyetler arası eşitliğin sağlanmasına yönelik pozitif ayrımcılık bu çerçevede ele alınıp değerlendirildiği sürece anlamlıdır. Aksi halde olumluluk adına olumsuzluk dehlizlerinde sürünmekten başka bir anlam ifade etmez.

Gelişmiş devletlerde pozitif ayrımcılığın pozitif sonuçları artarak devam ediyor. Bunun en iyi örneklerinden biri Avrupa kıtasındaki devletlerde yaşanıyor. Pozitif ayrımcılığın gelişmesi ve ürün vermesinde Avrupa Birliği devletlerinin insan hak ve özgürlüklerini korumak ve geliştirmek için İnsan Hakları Sözleşmesi ve benzeri antlaşmaları imzalamaları ve bu devletlerin kendi ulusal sınırları içinde Sözleşme hükümlerinin gereklerine uygun hareket etmeleri büyük bir öneme sahiptir. Söz konusu Sözleşme ile güvenlik altına alınan hak ve özgürlüklerin korunması ve sözleşmenin hükümlerini ihlal edenlerin yargılanıp mahkum edilmeleri için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Uluslar Arası Ceza Mahkemesi gibi yargı kurumlarının kurulması evrensel hukuk için başlıca kilometre taşlarıdır. Ulusal sınırları içinde insan hak ve özgürlüklerine büyük değer veren Avrupa Birliği üyesi olmayan İskandinav ülkelerinin de genelde insan hak ve özgürlükleri özelde pozitif ayrımcılık konusunda örnek ülkeler olduklarını belirtmekte yarar var.

Pos.DiscriminationÇağdaş devletlerde vatandaşlar arasında eşitlik sağlanması için ilgili resmi kurumlar ile bu kurumların göremediklerini renkli etkinlikleriyle kendilerine gösteren sivil toplum kuruluşları farklı cephelerde aynı olumlu amaca hizmet edebiliyorlar. Bu tür ulusların yöneticileri etnik ve dini gruplara yönelik toplumsal, adli ve idari alanlarda olduğu gibi, ataerkil toplum kaynaklı cinsler arası eşitsizliğe son vermek için de pozitif ayrımcılık dahil birçok yol ve yöntemle sağladıkları kayda değer iyileştirme örnekleriyle gelişmekte olan ülkelere doğru yolu göstermeye devam ediyorlar.

İnsan hak ve özgürlüklerine değer veren ülkelerde erkekler ile kadınlar arası eşitliğin sağlanması için onlarca yıldır pozitif ayrımcılığın gerekleri yapılıyor. Adli, idari, askeri, siyasi tüm kurumlarda ve iş hayatının hemen hemen her alanında erkekler ile kadınlara eşit fırsatlar sunmaya çalışılıyor.

Uygar ülkelerde çocukları yetişkinlerin baskılarından, kötü muamelelerinden korumak için hukuki sistemlerde gerekli değişiklikler yapılıyor. Pozitif ayrımcılık ilkesi çocuklar için de güçlü bir şekilde uygulanıyor. Çocukların çocukluklarını yaşamaları için çalıştırılmalarının yasaklanması bu iyileştirici uygulamalardan biridir. Çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sağlanması için de gerekli çalışmalar devam ediyor.

Gelişmiş ülkeler farklı ırklara mensup vatandaşların tüm vatandaşlık haklarından eşit olarak yararlanmaları için adli ve idari gelişimlerini sürdürüyorlar. Irkçılığın ağır ceza gerektiren suçlar kapsamına alınması bu ülkelerin ulusal sınırları içinde toplumsal huzura verdikleri değeri gösterir. Vatandaşlara yönelik geliştirilen insani yaşam standartları her gün biraz daha yükseliyor. Hukukçular, bürokratlar, merkez ve yerel yöneticiler, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri bu çalışmaları reklam aracı olarak kullanmıyorlar. Bu alandaki çalışmaları sorumlulukları ve profesyonelliklerinin gereği olarak görüyorlar.

Hayatın her alanında olduğu gibi pozitif ayrımcılıkta da çağdaş bilimsel kriterlerden ödün verildiği an amaç pozitif olsa da sonuç negatif olur. Pozitif ayrımcılık yapılırken insanların bilimsel, felsefi, ekonomik, idari, ulusal güvenlik gibi temel yaşamsal alanlarda boşluk yaratılmasının bedeli ağır olur. Bu tür bir pozitif ayrımcılık negatif sonuçlar doğurarak toplumsal huzursuzluğa sebep olur. Böyle bir durum mevcut huzur ortamını da yerle bir eder.

Felsefeyi düşünme biçimi, bilimi kılavuz olarak değerlendirmeyen gelişmekte olan ülkeler dogmatik düşünce biçimlerinden kaynaklanan hataların açık adresleridir. Bunların bir kısmı iyi niyetin her şeyi çözebileceğine inanırlar. Düşünme ve yaşam tarzlarını mitolojik dogmalar üzerine inşa edenler cehenneme giden tüm yolların iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğunu ya görmezler, yada görmezden gelirler. Bunun için hep aynı gerçeğin duvarına toslayıp yarı yolda kalırlar. Tesadüf eseri amaçlarına varanlar da devrim süresince vatandaşlarına vaat ettikleri yaşamın tam tersini yaşatırlar. Cennet vaat ederler, ancak cehennemde yaşatırlar. Hedef ne kadar doğru ve hakka uygun olursa olsun gidilen yol bilimsel kriterlere uygun olmadığı sürece hayal kırıklıkları ve hüsranlar kaçınılmazdır.

Gelişmekte olan ülkelerin yöneticileri ve siyasi partilerinin temsilcileri pozitif ayrımcılık ve benzeri yaşamı iyileştirici uygulamaları vatandaşlarının yaşam standartlarını yükseltmek için değil, siyasi partileri, aşiretleri, yada mensubu oldukları grubun mutluluğunu diğerlerinin mutsuzluğu üzerine inşa etmek için bir nevi reklam aracı olarak kullanırlar. İhtiyaç duyduklarında vitrinlerine çıkarırlar. Genel ve yerel seçimlerde uyguladıkları kadın kotasıyla böbürlenen partiler çalıştırdıkları kadın personelin büyük bir kısmını sigortasız çalıştırmaktan rahatsız olmamaları bu konuda verilebilecek örneklerden sadece biridir. Uzun süreli kalıcı projelerle vatandaşlarını çağdaş uygarlık ve bilimin nimetlerinden yararlandırmak yerine kısa süreli şok edici şovları tercih ederler. Tribünlerin kaynağı olan halka uzmanlarının eliyle hazırlanıp alana uygulanan projelerle uzun vadede huzurlu bir yaşam olanağı sunmak yerine, tribünlerdeki amigoları aracılığıyla vizyondan uzak kısa vadeli hesaplarını düşünerek günü kurtarmaya çalışırlar…

Gelişmekte olan ülkelerin siyasileri belli kavramları ağızlarında sakız gibi çiğnemeyi severler. Bu ülkelerin siyasileri olmayan şeylerinden bahsetmeyi çok severler. Bir siyasi parti bir yaşam tarzından, bir olgudan, bir kavramdan çok bahsediyorsa, o partinin söz konusu yaşam tarzı, olgu ve kavramdan ne kadar uzak olduğunu gösterir. Demokrasi, demokratik, demokrat, emek, ulusal ve uluslararası barış kavramlarını en çok kullananlar kendi içlerinde bu kavramlardan en yoksun olanlardır. Dinden, diyanetten, dinsel hoşgörüden, dinin insan yaşamına verdiği değerden, hakkın haktan geldiğinden, dinin bilime verdiği önemden, cennetin anaların ayakları altında olduğundan en çok bahsedenler dinlerinin bu husustaki emirlerinden hiçbirini yerine getirmemekle kalmayıp tam tersini yaparak insanlara cehennemi bir hayat yaşatanlardır.

Dünyanın hiçbir gelişmiş devletinde pozitif ayrımcılık adına kadın partileri kurulmamıştır. Çünkü partilerin hedeflerini belirleyen tüzükleri var. Parti tüzüğünü kendileri için uygun gören herkes, kadın erkek farkı gözetmeksizin, o partiye üye olur ve partinin hedeflerini gerçekleştirmesi için çalışır. Kadın partisi, erkek partisi ve benzeri cins partileri söz konusu bile olamaz. Gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğunda zaman zaman pozitif ayrımcılık adına böyle ilginç yapılanmalara gidildiği de görülebilir. Bu tür yapılanmalar gelişmiş ülkelerde ancak karikatürcülere malzeme olabilirler.

Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde haremlik selamlık siyasi, askeri kurumlar yoktur. Sadece kadınlardan oluşan amazon askeri birliklere rastlamak mümkün değildir. Çünkü ordular ulusal ve uluslararası güvenliği sağlamakla yükümlüdürler. Birçok gelişmiş ülkede kadınlar ve erkekler ulusal orduların mensubu olabiliyorlar. Salt kadınlardan oluşan askeri birliklerin cinsler arası eşitlikte pozitif ayrımcılığa hizmet etmeleri mümkün görünmüyor. Cinsler arası eşitliği erkek lehine bozan maço erkek kültürünün egemen olduğu ataerkil toplumun alternatifi erkekleri sadece üreme ve cinsel ilişki amaçlı kullanan amazon anaerkil toplum değildir. Yanlışın tersyüz edilmesiyle doğru elde edilmez, aynı yanlışın diğer yüzü elde edilir. Hastalığı tedavi etmek dururken tedavi adına aynı niteliğe sahip başka bir hastalığa teslim olmak akıl karı olmasa gerek…

Dünyanın hiç bir gelişmiş ülkesinde “Kadın Kenti” diye bir kavram yoktur. Kentler sınırları içinde yaşayan herkese aittirler. Bir kent nasıl kadın kenti, ya da erkek kenti olabilir ki? Bu tür bir adlandırmanın pozitif ayrımcılığa ne tür bir katkısı olabilir? Nüfusunun büyük bir yüzdesi kadın olan, cinsler arası eşitlikte oldukça önde olan Finlandiya’da dahi herhangi bir kent için böyle bir adlandırmaya gidilmemiştir. Tarihin belli bir döneminde belli bölgelerde hüküm süren amazonlar da böyle bir adlandırmaya gereksinim duymamışlar. Yerleşim birimlerinin cinsel bir kimliğe göre adlandırılmaları cinsler arası eşitliğe ne tür bir katkı sağlayabilir ki? Bu tür garip uygulamalar gelişmekte olan ülkelerin anlam yoksunu “ilk ben yaptım” türü ilginç icatlardan biri olsa gerek.

Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde kılık kıyafette “devrim” adına, uygarlık adına kanun hükmüyle kadının tumanı çıkartılıp etek giydirilmemiştir; çağdaş medeniyet adına erkeğin şalvarı indirilip pantolon giydirilmemiştir, sarığı çıkarılıp başına fötr şapka giydirilmemiştir. Şapka devrimi adında ilginç devrimler yapılmamıştır. Hiçbir gelişmiş ülkede “sosyal demokrat kadınlar” hemcinslerinin çarşaflarını yırtarak çağdaşlığın sembolü olarak düşündükleri cumhuriyet rejimine sahip çıkmamışlar. Hiçbir gelişmiş ülkede dinsel hoşgörü adına başörtüsü kutsanmamış, mini etek lanetlenmemiştir. Tersi de yapılmamıştır. Çünkü uygar ülkelerde böyle acayip uygulamalara gerek duyulmaz. Bu tür icraatlar ancak mizah konusu olabilirler. Totaliter siyasi sistemlerin her türüne rastlanılan gelişmekte olan ülkelerde mizahın neden zirvede olduğu anlaşılıyor…

Pozitif ayrımcılık, ilgili taraflar arasında eşitlik ilkesinin hayata geçmesi için uygulanan bir araçtır, amaç değildir. Cinsler arası eşitliğin sağlanması da bu çerçevede ele alındığı sürece anlamlıdır. Aksi halde adı pozitif olsa da sonuç negatif olur. Bir toplumda cinsler arası eşitlik sağlamada pozitif ayrımcılıktan yararlanmak profesyonel açıdan aynı nitelik ve yetkinliklere sahip erkek ve kadınlar arasında eşitlik prensibine zarar vermeden eğitim öğretimde, iş dünyasında ve temsilde kadınlara nicel olarak öncelik vermekle olur. Profesyonel yetkinliği olmadığı halde, istihdamda, siyasi ya da idari temsilde kendisinden önceki personele göre yapacağı işi daha ileriye götürmek yerine gerileten, yada yerinde saymasına sebep olacak kadın ya da erkek lehine bir pozitif ayrımcılık, pozitiflik adına ciddi negatif sonuçlar doğurduğu bilinen bir gerçektir. Bu negatif sonuçlar uzun vadede sadece karar mercilerine olan güveni sarsmakla kalmazlar, söz konusu personelin vereceği profesyonellikten uzak kalitesiz iş gücüyle üretilen mal yada hizmeti almak zorunda bırakılan vatandaşları da ciddi oranda mağdur ederler.

raifyaman@hotmail.com

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e