Metoikos* Dergisine verilen röportaj

Metoikos – Peyamaazadî ne zaman yayın hayatına başladı ve Kürdistan meselesini hangi prizmadan yansıtıyor?

Dara Cibran -Peyamaazadî, özgürlük mesajı anlamına gelir, bu aynı zamanda sitenin temel hedefini de net bir şekilde özetliyor. 2005 yılında sitenin hazırlıklarını yaparken, teknolojinin sunduğu olanakları Kürt ulusunun mücadelesine sunarak, devam eden siyasal sürece pozitif bir atmosferle katılarak tarihe bazı notlar düşmeyi hedeflemiştik. Kurt ulusunun toplumsal ve siyasal sorunlarına mümkün olduğunca bilimsel bir yorumla katılarak ulusumuzun değerlerini korumayı ve sunmayı önümüze koymuştuk.

Bütün yazarlarımızı ve Peyamaazadî dostlarını birleştiren ortak payda, dar örgütsel çıkarlar değil, fakat ülkemizin temel çıkarlarıdır, ülke ve ulus gerçekliğidir. İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya, Veatriki Aravani ve isimlerini anmadığım daha birçok Kürt olmayan düşünür, yazar ve bilim adamıyla işbirliği yapmaktayız ve bu dostlar çabamızı tarafsız bir şekilde değerlendirerek mücadelemizi desteklemektedirler. Bundan kıvanç duymaktayız.

Bütün hepimizi ortak bir paydaya bağlayan, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının, her ulusun olduğu gibi Kürt ulusunun da doğal ve vazgeçilmez, devredilmez hakkı olduğu tezidir.

Metoikos – Bu iletişim hangi dilde gerçekleşmektedir?

DC – Sitenin şu an ki arayüzü Kürtçe olsa da tematolojik olarak 4 dilde yayına devam ediyoruz. Şu anda arşiv olarak kullandigimiz http://www.peyamaazadi.org/index.php sayfasında arayüzler de dört dilde mevcut. Kürtçe, Türkçe, İngilizce ve Yunanca. Ziyaretçilerimiz sırasıyla Türkiye, Almanya, Fransa, Yunanistan, Irak, İsveç, İngiltere, ABD, Avustralya ve İsviçre’den takip etmekteler. Kısaca Kürt diasporasının yoğun bulunduğu ülkeler.  Ancak, bağlı bulunduğumuz server’in etkisizleştirilmesi, site kodlarının ele geçirilmesi gibi bizzat Türk emniyeti ve değişik odakların da çok yönlü sanal/teknik saldırılarına da maruz kaldık/kalıyoruz.

Metoikos – Sizin yada sizinkine benzer siteler aracılığıyla toplumsal ve siyasal sorunlar gündemleştirilebilinir mi sizce?

DC – Biz dünyanın dört yanına savrulmuş bulunan Kürt göçmen ve mülteciler için teknolojinin ilerlemesi oldukça dikkate değerdir. Bizimle benzer tezleri savunan bazı sitelerle zaman zaman belirli konularda işbirliği de yapıyoruz. Aslında, egemen devletlerin bize dayattığı çerçevenin ötesinde internet alanının bizlere sağladığı özgürlükleri değerlendirmeye çalışıyoruz ve sanıyorum bunu başarıyoruz. Internet bize, bilgilen(dir)me, işbirliği, görüş alışverişi, ortak kaygılanma, umut ve hayallerimizin bir araya geldiği bir platform sunuyor. Biz dünyanın değişik mekânlarına dağılmış bulunan insanları eş zamanda ve çok ucuza bir araya getiren ciddi bir olanak, bu yüzden ülke hasreti de bir nebze de olsa katlanılabilir hale geliyor.

Metoikos – Başkalarıyla iletişiminde sosyal paylaşım sitelerini de kullanıyor musun?

DC – Evet, kullanıyorum. Facebook, Twitter veya YouTube gibi siteler, dost ve tanıdıkların belli paylaşımları dışında, insanlara başkalarıyla da tanışma, çevrelerini genişletme, düşünce ve görüş alışverişinde bulunma, işlerini tanıtma olanağı sunduğu gibi, psikologların sunduğu verilere göre insanların daha az yalnızlık duygusu hissetmelerine, izolasyon duygusunu aşmalarına da yardımcı oluyor. Bazen bu araçlar üzerinden ortak amaçlar için harekete geçiyorlar, aktif katılım ve işbirliklerine girişiyorlar. Hatırlarsınız bundan iki yıl önce 15 yaşındaki Alex bir polis kurşunuyla öldürüldü. Aradan 24 saat bile geçmeden on binlerce insan sokaklardaydı. Bu olay sonrası kullanılan cep telefonları ve özellikle de sosyal paylaşım sitelerinin rolünü inceleyen yani teknoloji ve siyasal-toplumsal eylemlerin ilişkisini inceleyen dersler üniversitelere girdi.

Kısacası, bizim ve daha diğer birçok toplumsal sorunun işlenebileceği, duyulabileceği bir ortam oluşmuş durumda. Toplumsal paylaşım siteleri ise yeni türden bir iletişim platformu. Etkinlikleri artıkça, bu olanakları kullanan bizlerin de sesimiz daha çok duyuluyor, güçleniyoruz.

Bu andaki verilere göre Facebook kullanıcı sayısı 500 milyonu asmış durumda. Yalnızca Yunanistan’da 2,2 milyon kullanıcısı var. Eğer bir ülke olsaydı, yeryüzündeki üçüncü büyük ülke olmuş olacaktı. Her kullanıcısı ortalama olarak 130 kişiyle iletişim halinde ve 13 gruba üye, her üye günde ortalama bir saatini bu ortamda geçiriyor ve her ay ortalama 8 yeni kişiyle tanışıyor. Şu anda sitenin Kürtçe de dahil olmak üzere 70 dilde ara yüzü kullanımda. Facebook sayfası da olan isletmelerin sayısı 1,5 milyonu geçiyor. Bu sanal dünyanın, yada sosyal paylaşım ağının gerçek dünyada nasıl bir etki yaratabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Metoikos – Sosyal paylaşım sitelerinin gürültüsünde Kürdistan meselesi ne kadar duyuluyor?

DC – Teknoloji ve basın yayın araçları egemenlik ilişkilerinin sürdürülme araçlarıdırlar ve devletin ideolojik ve kurumsal yapısının ayrılmaz parçasıdırlar. Hangi politik güç bunları kontrol ederse kuşku yok ki kendi egemenliğini kurmak için kullanacaktır.

Söz konusu olan sanal dünyada ise işler daha karmaşıktır ve burada belirlenmiş, sabit ve tek bir iktidar odağından bahsetmek oldukça güç. Bilim ve teknoloji alanı, yalnızca egemenliğin araçları değil ayni zamanda bunlar da birer egemenlik alanı oluşturmuşlardır. Sahip olunan bilgiyle orantılı olarak karşıdakini teknolojik olarak alt etmek ve egemenlik ilişkilerini sarsmak mümkün. Wikileaks olayını düşünün …

Internet ve sosyal paylaşım ağları birbirinden farklı hatta yer yer birbirine düşman güçlerin mücadele ettikleri alanlar. Bugüne kadar Kürdistanı aralarında paylaşan devletler bu araçları (radyo, TV, internet) Kürtler üzerinde yalnızca egemenlik kurmak için değil, ancak esas olarak Kürt dilini, kültürünü yok etmek için kullandılar. Sosyal paylaşım siteleri ulusal sınırları aşan global bir olanaktır ve belirli egemenlik ilişkileri ile sınırlandırılamıyorlar. Tersine değişik görüş ve mücadelelerin kendini ifade ettiği, serpildiği bu yüzden de egemenlik iliksilerinin açıkça sorgulandığı bir alan. Kürtlerin bağımsızlık mücadelesi bu alanda da kendisini ifade ediyor.

* Arkaik donemde Yunanistan’daki herhangi bir şehir devletin sınırları içinde ikamet edipte aslen oralı olmayan nüfusa Metoikos deniyordu. Metoikoslar genellikle ya çok sınırlı yada hiç siyasal haklara sahip değillerdi. Kavram özellikle Atina demokrasisi döneminde yani ekonomik gelişmenin ve ihtişamın dorukta olduğu bir dönemde çok fazla yabancıyı çekmesiyle kullanılır olmuştu.

2003 yılından beri yayın yapan Metoikos dergisi yabancı korkusu ve ırkçılıkla mücadelede bilgilendirme ve baskı grubu olarak önemli bir işlev gördü. Yunanistan’daki mülteci politikasının boşluklarını göstererek, bürokrasi ve kamu çalışanlarının yabancılar karşısındaki kabul edilemez davranışlarını ortaya çıkararak ve göçmenlerin maruz kaldıkları insanlık dışı çalışma şartlarını göz önüne sererek önemli bir rolü yerine getiriyor. Keza değişik mülteci grupları arasında bir köprü görevi görerek karşılıklı dayanışma ve ortak davranışlar sergilemelerinde de yardımcı oldu/oluyor.

Kasım 2010

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e