Kürt Aydınlarının Diyarbekir Toplantısından İzlenimler

Tahsin Sever

Diyarbakır toplantısı, “Kürt Demokratik Çalışma Grubunun” çağrısı üzerine 17-18 Aralık 2005 tarihinde yaklaşık olarak 250 kişinin katlımı ile yapıldı. Toplantıdan somut bir sonuç elde edilememiştir. Bununla beraber toplantının artıları ve eksileri mevcuttur.

Çağrı metninde; “Kürt Ulusal Demokratik Birlik Toplantısı dar anlamda bir siyasi oluşum yaratma amacına hizmet etmekten öte, benzer düşünen Kürt yurtsever şahsiyetleri ve siyasi dinamikleriyle diyalog ve ortaklıklar geliştirilmesi ve giderek somut işbirlikleri ve kalıcı kurumlaşmayı yaratmayı amaçlamaktadır” denmektedir.

Bu perspektifle bakıldığı zaman;

1- Bütün eksikliklerine ve yeterli alt yapı çalışması yapılmamasına rağmen, Kürt yurtseverlerini derleyip-toparlamayı amaçlayan böylesi bir toplantının Diyarbakır’da yapılmış olması olumludur.

2- Toplantıya Kürtlerin farklı politik düşünceleri olan kesimlerin katılmış olması ve bu farklı politik duruşları olan grup yada şahsiyetlerin ulusal bir politika oluşturma konusunda eğilim belirtmeleri önemlidir. İslamcı Kürtlerden sosyalist Kürtlere kadar geniş politik yelpazede yer alan kesimlerin bir araya gelip, Kürtlerin durumu ve taleplerini tartışıyor olmaları, kanımca toplantının en önemli kazanımıdır.

3- Konuşmacıların tümüne yakını birlik sorununa parmak basmışlar, Kürt sorunun bir ulus sorunu olduğunu belirtmişler, Kürt sorunun bireysel hakların geliştirilmesi temelinde çözülemeyeceğine vurgu yapmışlar, farklı görüş ve öneriler olsa bile Kürtlerin kolektif haklarının savunulması temelinde bir siyasetin geliştirilmesi konusunda fikir birliği içinde oldukları görülmüştür.

Toplantının eksilerine gelince, bunlarda oldukça fazladır. Denilebilir ki toplantının somut bir sonuca ulaşılmadan bitmesinde eksilerin rolü oldukça büyüktür.

Toplantının organizesindeki anlayış ve yönetme tekniği böylesi bir toplantıdan sonuç alınmasını neredeyse imkansız hale getirmiştir. Toplantının birey hukukunu esas alarak düzenlendiği belirtilse de toplantının açış konuşmasından, toplantının grupların organizesi olduğu anlaşılmıştır. Çalışma grubunun bir üyesi bireysel hukukun esas alındığını belirtse de Grubun Sözcüsü; toplantının gruplarca organize edildiğini belirtmiştir. Belirleyici olan da budur. Toplantının başında beliren bu durum, toplantı süresince kendisini hissettirmiş, çalışma grubunun sonuç bildirisini açıklamadan önce bu konuda açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur.

Açıklık ve şeffaflığın bolca kullanıldığı bir toplantıda, daha işin başında bu kavramların yerinde kullanılmadığı ve pratik bir değerinin olmadığı görülmektedir. Siyasetin ciddi erozyona uğradığı bir toplumsal yapıda, siyasetçiler ve aydınlar söyledikleri her sözün, kullandıkları her kavramın arkasında durmak zorundalar. Bunun üzerinde ısrarla durmamızın nedeni toplumda sürüp giden güven bunalımlıdır. Geçmiş süreçler siyasetçilerin, aydınların kendilerine tanınan kredileri tabir caiz ise “hovardaca” kullandıkları herkesin malumudur. Bundandır ki hiçbir çevrenin, grubun yada şahsiyetlerin böyle bir lüksü olmadığı gibi, güveni yeniden titizlikle inşa etme gibi ciddi sorumluluklarla karşı karşıyadırlar.

Elbette böylesi bir toplantıyı gruplar düzenleyebilir yada gruplar kendi adlarıyla katılabilir. Bu açık ve net olmalı, kuralları önceden bilinmelidir. Bu kuralların dayandığı bir hukuk ve bu hukukun getirdiği bir eşitlik olacaktır. Bireylerin arkasına saklanmış gruplar taktir edersiniz ki kuşku ve kaos yaratır. Bu toplantıda da bireylerin arkasına saklanmış gruplar daha çok adam konuşturmak mantığı ile hareket edilerek, hem aynı söylemlerin sürekli tekrar ederek zaman kaybına hem de bıkkınlık yaratarak biz dinleyicilerin dinleme hakkına tecavüz etmişlerdir.

Bir diğer açmaz da toplantıyı yönetme tekniğidir. Toplantının süresi sınırlı konuşmacıları sınırsızdır. Konuşmacıların konuşma sıralarının belirlenmesi parmak kaldırmak yöntemiyle olmuştur. Aynı anda parmak kaldıranlardan kimisi birinci sırada, kimisi kırkıncı sırada konuşabilmişler. Divan’ın bu sıralamayı yaparken nasıl bir kıstas kullandığını bilemiyoruz. Önden arkaya doğru mu yada uzun boylulardan kısa boylulara doğru bir tercih mi yaptı bilemiyoruz. Buna Divan Başkanının konuşmacıların “diledikleri biçimde kendilerini ifade edebileceklerini” vurgusu konuşma ve tartışmaların ortak noktalarımızı ortaya çıkaracak belli başlıklar etrafında değil de kendi politik tutumlarını ifade etme imkanı yaratmıştır.

Bu da konuşların çok geniş bir yelpazede cereyan etmesini, çağrı metninde; “hayati önemdeki sorunları tartışma ve çözüm üretme” olarak belirlenen hedefe ulaşılmasına imkan vermemiştir. Toplantının süresi belli olmasına rağmen, bu sürenin konuşmacılara oranı dikkate alınmadığından ilk gün konuşanlara 20’şer dakika, ikinci gün konuşanlara 10’ar dakika, sona kalanlara söz hakkı verilmemiştir. Belki bu yazımızı okuyanların içinden bir kısmı neden bu kadar ayrıntıya takıldığımızı düşünebilir. Ancak bilinmelidir ki bu tür toplantıların verimliliği ayrıntılarda gizlidir. Bunları yazmamızın diğer bir amacı da emek sarf edilerek düzenlenen bu tür etkinliklerin amacına ulaşması, harcanan emeklerin ziyan olmamasıdır.

Toplantıda geçen bir-iki ayrıntıya da değinmeden geçemeyeceğim. Halktan bir arkadaşımızın; “ Türkçe ” aydınları “aşağılayan” konuşmasının, aydınlarca hararetle alkışlanması toplantıya ayrı bir “renk” katmıştır.

Güvenlik açısında otelin ana kapısında üst arası yapılması ayrı bir fiyaskodur. Üç giriş kapısı bulunan otelin, ana kapıda üst araması yapılması, güvenliği sağlamadığı gibi, iki gün boyunca otelin normal müşterilenin de rahatsız edilmesine yol açmıştır. Doğru olan toplantı salonunun girişinde üst araması yapılması idi.

Bütün aksamalara rağmen Kürtlerin, yan yana gelip konuşabilmeleri, sorunlarını tartışabilmeleri, öncelikleri konusunda arayışa girmeleri olumludur ve desteklenmelidir.

21.12.2005

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e