İntifada mı? Satyagraha mı?

Ulusal ve sınıfsal mücadelelerde başlıca üç yol vardır. Birinci ve en yaygın olanı silahlı mücadeledir. Silahlı mücadele de kendi içinde ikiye ayrılır: devletlerarası çıkar savaşları ve iç savaş (civil war) olarak da adlandırılan gerilla savaşları. Düzenli ordularla yürütülen savaşlar, devletlerarası sınır ve çeşitli düzeylerde çıkar savaşlardır. Gerilla savaşı, sömürge ulusların sömürgecilerine karşı, ya da aynı ulusun ezilen sınıflarının egemenlerine karşı başvurdukları savaş yöntemidir. Devletlerin sınırları, siyasi statüleri, ideolojileri silahlı savaşlar sonucunda şekillenmiştir. Fransız devriminden Amerikanın bağımsızlığına, Vietnam, Angola, Mozambik, Nikaragua ve daha yüzlerce devletin siyasal, askeri, ekonomik ve ideolojik yapıları söz konusu savaşım yöntemleriyle şekillenmiştir. Gerilla savaşına güçsüzlerin güçlülere karşı geliştirdikleri silahlı mücadele yöntemi de denebilir.

Mazdaizm ve Budizm’den Yahudiliğe, Hıristiyanlıktan İslam’a bütün dinler, mensuplarının silahlı çıkar savaşlarıyla dünyaya yayılmışlardır.  Kürt Kumandan Selahaddini Eyyubi önderliğindeki Eyyubi devleti ve Hristiyan Avrupa devletleri arasında geçen haçlı savaşları ve sonuçları bu konuda verilebilecek örneklerden birkaçıdır. Türk Kumandan Fatih Sultan Mehmet liderliğindeki Osmanlılar ile Bizans İmparatorluğu arasındaki İstanbul savaşında Hıristiyan Avrupa devletlerinin menfaatleri gereğince Bizans devletinin yanında yer almamaları ve sonuçları yine bu gerçeğin kanıtlarından biridir. Eyyübi, Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin savaşarak ellerine geçirdikleri yerlerdeki halkları Müslümanlaştırmalarıyla, Hıristiyan Avrupa devletlerinin işgal ettikleri Amerika ve Afrika kıtalarının büyük bir kısmını Hıristiyanlaştırmaları yine bu devletlerin menfaatleri gereğidir.

Yaşamın her alanında yaratıcı özelliklere sahip olan insanoğlu doğal haklarını elde etmede de ezber bozmayı bilmiştir. Bin yılların silahlı kanlı savaş yöntemleriyle haklarını elde etme anlayışındaki ezberi ilk kez devrimsel boyutta bozmayı başaran hiç kuşku yoktur ki Mahatma Gandhi liderliğinde Büyük Britanya imparatorluğuna karşı verilen Hindistan’daki satyagraha (Sivil itaatsizlik) mücadele yöntemidir. Hindistan’ın İngiliz emperyalizmine karşı verdiği mücadele, sömürge uluslar ve demokrasi mücadelesi tarihinde yeni bir sayfa açtı. Sanskrit dilindeki satya (sade) ve graha (gerçek) kelimelerinin birleştirilmesinde oluşan bu kavram Türkçeye sivil itaatsizlik olarak geçmiştir. Bu mücadele yönteminin militanlarına satyagrahi deniliyordu. Satyagraha Hinduizmdeki ahimsa (şiddetsizlik) kavramına dayanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve müttefiklerinin Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi dâhilinde çıkarları gereğince destekledikleri Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki Arapların sivil itaatsizlikle diktatör, totaliter, baskıcı iktidarlardan kurtulup demokratik liberal parlamenter rejimlere geçmek istemeleri bu mücadele biçiminin 21. yüzyıldaki önemini gösteriyor. Libya’daki savaş durumu ise söz konusu proje dâhilinde AB, ABD ve Türkiye destekli silahlı bir isyan hareketidir. Amaç aynı, ancak izlenen yol farklıdır.

Filistinli örgütler İsrail-Arap savaşında Arapların yenilmelerinin ardında İntifada adlı mücadele yöntemini geliştirdiler. İntifada askeri ve sivil hedeflere yönelik gerilla saldırılarının yanında, intihar saldırılarına da sıkça başvurulduğu, silahlı gerilla savaşı ve taşlı, molotoflu kitlesel şiddet eylemlerinin birlikte yürütüldüğü mücadele yöntemi olarak ifade edilebilir. Yaser Arafat defalarca İsrail askerlerine taş atan çocukları küçük generalleri olarak adlandırdı. İsrail güvenlik güçleri çocukların taşlarına bazen plastik, bazen gerçek kurşunlarla cevap verdi. Filistin özerk yönetiminin denetimindeki topraklarda ve Lübnan’da faaliyet gösteren örgütlerin önderliğinde yürütülen intifadaya karşılık olarak İsrail güvenlik güçleri Filistin kamplarına ve yerleşim birimlerine hava ve kara saldırılarıyla cevap veriyor. Yarım yüz yıldan fazladır devam etmekte olan intifadanın başarıyla sonuçlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığı halde devam ettirilmesinin çözüm adına çözümsüzlükten ısrar, ya da çare adına alışılmış çaresizliği sürdürmekten başka anlam ifade etmiyor.

Ortadoğu’daki Kürt örgütleri yüzlerce yıldır siyasi ve kültürel haklarını elde etmek için silahlı mücadele veriyorlar. İran ve Türkiye’de bu başkaldırıların onlarcası bastırılmışsa da, isyanların sebepleri ortadan kaldırılmadıklarında, sorunlar gerektiği gibi çözülmediklerinde bir süre sonra tekrarlanmaları engellenememiştir. Irak’ta ABD işgalinden sonra Federe Kürdistan Bölge yönetiminin kurulmasıyla sorun büyük oranda çözülmüş gibi görünüyor. Ancak gerek Irak gerekse diğer Arap devletleri, İran ve Türkiye’nin bu oluşumu kabullendikleri söylenemez. İran ve Türkiye’de silahlı Kürt örgütleriyle bu ülkelerin güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar devam ediyor. Suriye’deki Kürt örgütleri ise şimdiye kadar hukuki ve kanuni yöntemlerle haklarını talep ediyorlardı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da baş gösteren sivil itaatsizlik eylemleri Suriye Kürtlerini de derinden etkilediği ve amaçlarına ulaşmak için bu mücadele yöntemini kullanmaya başladıkları görülüyor.

Demokratik üniter Türkiye Cumhuriyeti için mücadele eden PKK ardılı örgütler intifadayla birlikte gerilla savaşını da sürdürerek Güney Afrika’da olduğu gibi liderlerini ceza evinden çıkarmak ve benzer bir sonucu elde etmek istediklerini dile getiriyorlar. Her ne kadar 2011 Newroz kutlamalarından sonra DTK eş başkanı Ahmet Türk tarafından “Panzerler bizi ezse de cevap vermeyeceğiz” beyanatıyla sivil itaatsızlığa vurgu yaptıysa da intifadadan vazgeçilmedi. Cuma namazlarının meydanlarda kılınması, kent meydanlarında kitlesel gösterilerin yapılması Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmelerin Türkiye ve Iraktaki Kürtler üzerindeki etkilerini açıkça gösteriyor. Türkiye’deki Kürtlerin bir eylem türü olarak başvurdukları sivil cuma namazları ve demokratik çözüm çadırları intifada sürecine eklenmiş sivil itaatsizlik örnekleri olarak değerlendirilebilir. Söylem ne olursa olsun, ahimsa kavramının gerektiği gibi hayata geçmediği bir ortamda Mahatma Gandhi’nin yaratıcısı olduğu satyagraha mücadele yönteminin uygulanması mümkün değildir.

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e