İftira ve Hakaret Suçtur !

 Bir hafta kadar önce Recep Maraşlı Facebook ta, 10 yıl önce kendisi tarafından çizilmiş Cibranli Xalit Bey´in bir portresini yayınladı. Portrenin altına yazdığı kısa Xalit Bey´i tanıtım (!) yazısındaki; “Onun, Karabekir komutasındaki 3. ordunun Ermenilere karşı yürüttüğü tedip harakatına katıldığı sırada yakınlarına söylediği”Biz burada kendimizi de kesecek kılıçları biledik!”  sözü hatırlardadır” belirlemesi Recep Maraşlı’nın  Portreyi yayınlama nedenini fazlasıyla açıklıyordu.  Öyle ya “Bayram değil, seyran değil” di. Recep Maraşlı durup dururken 10 yıl önce çizdiği Xalit Bey´in portresini neden yayınlasındı?

Nedeni açık: Yorumcuları, Cıbranlı Xalit Bey´e karşı kışkırtmak ve hakaret etmelerini sağlamak. “Onun, Karabekir komutasındaki 3. ordunun Ermenilere karşı yürüttüğü tedip harakatına katıldığı…”  belirlemesi tamamen provakatif amaçlarla yapılmış bir belirlemedir. İlk tepki veren, kim olduğunu bilmediğim, büyük bir ihtimalle de danışıklı yorumcu soruyor:

“ermenileri katledenlerden biri idi degil mi?”

Recep Maraşlı yönlendiriyor:

            “1915’de degil… 1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra Rusya’nın çekilmesi ardından 1918-20 arasında Batı Ermenistan’ın Osmanlı Ordularınca yeniden işgali döneminde…”

            Yorumcu:

“Celladimizla tanistik …”

Xalid_Bege_Cibri“Cellat!” İşte Recep Maraşlı´nın Cıbranlı Xalit Bey’e reva gördüğü ve fakat başkalarına  söylettiği sıfat.

Tartışmanın devamında sevgili Weli Sebri ve sevgili Tahir Han, Xalit Bey’in Ermeni soykırımına katıldığına dair kanıt istiyorlar. Recep Maraşlı soruları; “albay olması” ve “Biz burada kendimizi de kesecek kılıçları biledik!” sözü “yeterli kanıt değil mi” diye cevaplıyor.

 Peki, nedir Recep Maraşlı’nın derdi? Recep Maraşlı´yı Cıbranlı Xalit Bey´e karşı kampanya yürütmeye iten birçok neden var elbette. Ama ben bu yazının çerçevesi içerisinde önemli gördüğüm iki nedene değinmekle yetineceğim.

Birinci neden; Sömürgeci Türk Devleti´nin Kürt Ulusu´na uygun gördüğü tarih ve bu tarihe uyarlı “Kürt Liderleri”nin, şimdilerde işleyen “Türkiyelileşme” projesine de hizmet edecek şekilde tahkim edilmesi ihtiyacıdır.

Bu ihtiyacı karşılamak içinde, Bağımsız Kürdistan’ı programlamış ve yaşamlarının sonuna kadar programlarını gerçekleştirmek için mücadele etmiş, sömürgecilerden “af” dilememiş, darağaçlarına giderlerken ideallerine olan inançlarını haykırmış, sonraki nesillere siyasal bir hedef ve onurlu bir gelecek bırakmış Kürt Liderlerinin mümkünse yok sayılması, bu mümkün değilse eğer yıpratılması, suça bulaştırılması gerekmektedir.

AZADİ’nin lideri Cıbranlı Xalit Bey, gerek siyasi ve askeri donanımı ve gerekse de tutarlı ve kararlı dava adamı olması özellikleriyle, 1920’li yıllarda bütün Kürdistan’da kabul görmüş tartışmasız bir liderdir.

Mustafa Kemal, Erzurum’a Xalit Bey’in ayağına gitmiştir. Hem dışarıda iken ve hem de tutuklandıktan sonra aracılar gönderilmiştir. Kendisine servet ve kariyer teklif edilmiştir. Ancak Xalit Bey, söylenen sözlerin hiç birine itibar etmemiştir.

AZADİ, Kürdistan’daki ilk ciddi ve modern örgütlenmedir. Kürdistan’ın bütün parçalarını kapsayan Bağımsız Kürt Devleti’ni programlamıştır. Kadroları donanımlı, inançlı ve profesyoneldirler. Yine Cıbranlı Xalit Bey ve dava arkadaşlarının Sömürgeci Devletin Mahkemeleri’ndeki tutumları ilgili herkesin malumudur, belge ve bilgilerle sabittir.

Neki, Kemalist tarih yazımının düşünsel hegemonyasındaki Türkiyeli bazı ‘Kürt’ çevrelerin ve bazı aile çevrelerinin Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin sembollerine saldırıları hep var oldu. Şimdilerde bu çevreler daha çoğalarak, daha pervasızlaşarak ve ne yazıkki daha da pirim yaparak yollarına devam ediyorlar. Eskilerin kalaşnikof resimleri çizmeye pek meraklı “radikal devrimcisi” Recep Maraşlı da, yıllardır biraz utangaçlıkla zaten içinde olduğu bu çevrelere şimdi alenen yoldaşlığını deklare ediyor. Hem bu “Türkiyeli” çevrelerden cesaret alıyor ve hem de “Türkiyeli” olmanın gereğini yerine getiriyor. Hayırlı(!) olsun.

İkinci neden ise; biribirlerine komşu, sınırları karışmış, aynı topraklar üzerinde hak iddia eden, bu nedenle de tarihsel süreç içerisinde zaman zaman karşı karşıya kalmış, milliyetçilikleri biribirlerine karşı kullanılmış devletsiz Ermeni ve Kürt Halklarının, yine devletsiz olmaktan kaynaklanan tarihsel trajedilerini  Sömürgeci ve Emperyal Devletler’e fatura etmek yerine, faturayı Kürt Halkı’nın önüne koymak çabalarında Recep Maraşlı’nın üstlendiği roldür.

Recep Maraşlı, Kürt Halkı’nı Ermeni Soykırımı’ndan sorumlu tutmaya yeminlidir. Kime vefa borcunu ödüyor bilmiyorum. Ama bunun yıllar yılı ekmeğini yediği Kürt Halkı olmadığı açık. Bu nedenle de Recep Maraşlı’yı  işin ‘kanıt’ kısmı ilgilendirmiyor. O, yıllardır sürdürülen kargaşa ile yaratılan haksız-hukuksuz zeminin kendisine sunduğu fırsatları kullanarak, her tarihsel olayı ve kişiyi keyfince yorumlamada kendini özgür hissediyor.

Nitekim Recep Maraşlı;  “Karabekir komutasındaki 3. ordunun Ermenilere karşı yürüttüğü tedip harakatı”na katılan Albay Halit Paşa’nın, Cıbranlı Xalit Bey olmadığını, aksine Deli Halit Paşa olarak bilinen ve sonradan Ermenilere karşı yürüttüğü faaliyetlerinden ötürü milletvekiliğiyle ödüllendirilen Miralay Halit Paşa olduğunu biliyor. Nedirki Recep Maraşlı, bu isim benzerliğini hesapları için kullanmakta, Deli Halit Paşa’nın yerine Cıbranlı Xalıt Bey’i ikame etmekte ve bunu da bir‘ kanıt‘ olarak sunmakta hiç bir sakınca görmüyor.

Cıbranlı Xalit Bey’in  “albay” olması da “cellat”lığına “kanıt” oluyor(! ) Eğer Recep Maraşlı’nın kanıtlarından hareket edersek, Osmanlı´da devlet görevinde bulunan Şerif Paşa’dan İhsan Nuri Paşa’ya; Seyit Abdulkadir’den Yusuf Ziya Bey’e kadar bütün Kürt yurtseverlerini “cellat” olarak adlandırmamız gerekecek. Çünkü dönemin Kürt milliyetçilerinin hemen hepsi Osmanlı Devleti’nin ya idari, ya da askeri yapısı içinde görevli idiler. Yani Recep Maraşlı bize bütün bir geçmişimize “cellat” dememizi, küfür etmemizi öneriyor. Ama her nedense, aynı dönemde İttihatçılarla balayı yaşayan, Kürt Halkı’nın aleyhine ittifaklar geliştiren, Bitlis‘teki Kürt ayaklanmasını İttihatçılarla birlikte bastıran, Kürdistan’ın büyükçe bir bölümünü de içine alan  “Büyük Ermenistan” rüyasıyla mest olan, bu nedenle de Ermeni soykırımı´nın ayak seslerini duyamayan, öngörüsüzlükleriyle halkinin felaketine yolaçmiş  Osmanlı‘da devlet görevlisi Ermeni aydınları “mazlum” oluyor!

Recep Maraşlı’nın, Cıbranlı Xalıt Bey’in “cellat” olduğuna dair başka bir “kanıt” ı da, Xalit Bey’e atfedilen “Biz burada kendimizi de kesecek kılıçları biledik!”  sözüdür. Cıbranlı Xalit Bey bu sözü söylemiş midir, söz böyle mi söylenmiştir yoksa ağızdan ağıza söylenerek süreç içerisinde değişmiş midir, neyin konuşulduğu bir ortamda söylenmiştir bilemiyorum. Bu konuda elimde somut bir veri yok. Ancak söz bugün söylendiği şekliyle söylenmiş olsa bile, buradan‚ Kürtlerin Ermenileri katlettiğinin itirafı‘ anlamını çıkarmak, sınırları fazlasıyla zorlanmış bir art niyetin sonucu olabilir ancak. Objektif bir değerlendirme, Cıbranlı Xalit Bey’in genel düşüncelerinin ve pratiğinin göz önüne alınmasını gerektirir. Cıbranlı Xalit Bey, siyasi ve askeri öngörüsü sayesinde Ermeni soykırımı’nın yaşandığı dönem olan 1915’te, Ermeni Soykırımı‘ndan sonra sıranın Kürt Soykırımı‘na geleceğini anlamış, hem komuta ettiği subayları, hem de genel olarak Kürt Halkı’nı uyarmıştır. „Ermeni şiv in, Kurd paşiv in!“ sözünü de bunun için söylemiştir. Zaten Recep Maraşlı’nın kendisi de Cıbranlı Xalit Bey’in 1915 soykırımına katılmadığını itiraf ediyor. Ama Recep Maraşlı’nın sözünü ettiği dönem olan 1917-1920 arası mazlum olan, soykırıma uğrayan Kürt Halkı’dır. Ermeniler Kürdistan’ı işgal etmekte ve Kürdistan’ı Kürtsüzleştirmek amacıyla Kürt katliamı yapmaktadırlar. Dersim’de Alişer ve Seyit Rıza’dan, Agri’de İbrahimé Hussıké Telle’ye, Ruha’da İbrahim Paşa’yé Mılli‘nin oğlu Mahmut Bey’e kadar bütün Kürtler Ermeni işgaline ve katliamlarına karşı, Ermenilerle savaş halindedirler. Böyle bakılınca “Biz burada kendimizi de kesecek kılıçları biledik!”  sözünü; bir talihsizliğin, bir hayıflanışın, bir çaresizliğin ve bu çaresizliğin doğuracağı sonuçların anlatımı olarak okumak doğru anlamamızı sağlayacaktır.

Ancak Recep Maraşlı doğruyu aramıyor. Tarafını belirlemiş, “Ermeni katili” yaftasını mazlum Kürt Halkı’nın boynuna asmaya kendini görevli kılmıştır. Bu amaçla da dönemin en itibarlı ve en aktif şahsiyeti olan Cıbranlı Xalit Bey üzerinden kendi uğursuz anti – Kürt tezlerine dayanak oluşturmaya çalışıyor.

İftira atıyor. Yalan söylüyor. Kürt tarih bilincinden yoksun kaç Kürdü manipüle edebilirse kar hanesine yazıyor. Bütün küçük tüccarlar gibi sadece bu günün karını hesaplayabiliyor. Yarın kim öle, kim kala! Kürt Toplumu’nun, şimdilerde yaşadığı kaosu aşacağını ve normalleşeceğini ve her normal toplumda iftira ve hakaretin suç olduğunu göremiyor.

16.12.2014

Did you like this? Share it:
Niha 2 şîrove girêdayê gotarê ne
    RR.Perwari says:

    İngiltere’de şahsen karşılastığım Ermeni kökenli insanlar var; fakat bu şahsiyetlerin bir kısmı kendilerini Kürd diye tanıtıyorlar, Türkçe, Kürdçe ve İngilizce biliyorlar. Böylesi Ermeni kökenli insanlar, İngiltere’de Ermeni Lobisi ile beraber özel bir diplomasi yüruütüyorlar ve amaçları Kuzey Kurdistan’ı Ermenistan toprağı diye görüyorlar. İngilteredeki Ermeni lobisinin amacı,Avrupa ve ABD’de yaşayan yaklasik 10 milyon Ermeninin Kuzey Kürdistan’a yerleşmelerini sağlamak. Bu konu özellikle arastırılıp açığa kavuşturulmalı. Tahminimce R. Maraşlı gibileri Ermeni kökenli ve Kürdistan’ın birliğini ve bağımsızlığını istemezler. Çünkü K. Krdistan’i, Ermenistan toprağı diye görüyorlar. Zeten Ermenistan resmi devleti, bağımzsız Kürdistan’dan rahatsız ve İngilteredeki Ermeni lobisi de bağımsız Kürdistan’dan rahatsız.

    Letif Bruki says:

    Recep Maraşlı ermenilere vefa borcunu ödüyor…

Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e