Hırant Dink’i Kim Vurdu?

Türkiye de siyasal sürecin doğru işlemediği biliniyor. Türk devleti işlemeyen ve tıkanıklık yaşanan süreçlerini uluslararası siyasetin kurallarını işleterek aşma yoluna gitmez. Bunun yerine dünyada yalnızlaşmayı, kendi toplumuna dönük  siyasetine ise aşırı dozda milliyetçilik enjekte ederek  geçici bir süre uyuşturmayı yöntem olarak seçer..

Bu nedenle, Türkiye’nin zor olan koşullarını  zorlayarak gündemleştirilen son derece mütevazi diyalog  çağrıları, demokratik söylem ve  talepler bile  ya sümen altı edilir yada kim vurduya getirilip iğneli kuyulara atılarak çıkarılan gürültü topluma korku  olarak yaygınlaştırılıyor..

Türkiye’nin en ciddi açmazlarından biri olarak adlandırılabilecek bu durumun aktorleri Hrant Dink cinayeti ile yeniden gündemi doldurdular. Bu olayın nedenlerinin ve hedef aldığı odakların  oluşturduğu bağlantıların anlaşılması açısından tekrarlamakta yarar var; NATO’nun kuruluş amacına bağlı olarak Doğu Avrupa ülkeleri dışında AB ülkelerinde soğuk savaş koşullarında Komünizme karşı mücadele amacıyla planlanan GLADİO adlı illegal örgüt artık yok.Bu örgüt Komünizm tehlikesinin  atlatıldığına inanıldığı için yine NATO’nun aldığı bir kararla lağvedilmişti. GLADIO, varolduğu bilinen ülkelerden çoğunda normal yollardan dağıtılırken bir bölümünde kendisini sürdürmek için direnç göstermiş bu dönemlerde çeşitli skandallarla gündemleşmiş ve/fakat  hukuki süreç işletilerek etkisizleştirilmişti.Buna karşın, yasadışı bu örgütün halen güçlü olarak varlığını sürdürdüğü ülkeler mevcuttur ve biri de Türkiye’dir.

Bu bağlamda ele alındığında Gladyo Türkiye’de devleti ve toplumu bütün kılcal damarlarını  kuşatacak biçimde örgütlenmiştir, her gün bir nedenle patlayan bir skandalla ortaya çıkan çeteler ana merkezi Gladyoda toplanmış örgütlenmenin değişik uzantılarıdır. Susurluk çetesi, Eryaman çetesi, Sahuna çetesi, Şemdinli çetesi v.b.

Tabii ki bunlar birer sonuç. Çünkü, 60’lı ve 70’li yıllarda binlerce Devrimci- Demokrat’ın katili olan ve zamanın Başbakanı Demirel tarafından da ‘bana sağcılar suç işliyor sözünü söyletemezsiniz’ denerek korunan o günün eli kanlı faşistleri bugün artık devletin yönetim mekanizmalarında  ve siyasi partilerin etkin kilit noktalarında konuşlandırılmış durumdadırlar. Ve işbasındadırlar…

Fakat burada unutulmaması gereken bir diğer noktada her biri başlı başına bir oluşum olan bu çetelerin kendi içlerindeki çıkar  mücadelesi  ile ortaya çıkardıkları iktidar hedefleridir. İşte olaya bu şekilde bakıldığında bu çetelerin toplamı bir yengeç sepetini andırmaktadır. Kendi hedefleri bağlamında birbirini sokmaya ve diğerini de yok ederek iktidar olmaya dönük bir işleyişleri vardır. Bu bağlamda develetin tüm kurumlarına sinen adı ortaya çıkmamış çetelerin iktidar hedefleri içinde biribirilerinin en iyimser deyimle tasfiyesi üzerine kurulu olan mücadele biçimlerini ancak aralarında yaşadıkları çatışmaların sonucunda sınırlı olarak öğrenebiliyoruz.

Burada önemsenmesi gereken nokta ise devletin ideolojik oluşumunu Topluma verilen siyaseti bu unsurlar belirlemektedirler. Ve ortaya çıkarmaya çalıştıkları iktidarın niteliğine ve iktidarlar üzerindeki hedeflerine bağlı olarak da zaman zaman çelişki ve çatışmalar yaşamakta bu çelişkileri aşmak için de kendilerine özgü yöntemleri kullanmaktadırlar. Türkiye yakın tarihi bunun bir çok örnekleri ile doludur. Durum bu olunca da Cumhurbaşkanlığı seçiminin gündemde olduğu bu günlerde ben şahsen toplumu sarsıcı bir eylemi bekliyordum. Bunun verilerini adı sıralı Türk siyasi partilerinin içinde oldukları it dalaşının çıkardığı ses kirliliği ile Türkiye geneline yayılan milliyetçi mesajlardan çıkarmak mümkündü.

Bu anlamda Hrant Dink iyi hesaplanarak seçilmiş bir hedefti. İşlenen cinayet ile istenilen sonuç elde edildi mi, toplumsal psikoloji bir kez daha derinden tahrip edilebildi mi bilinmez, bunu zaman gosterecek… Ama, görünen bir şey var ki; Türkiye’de devlet güçlerinin ve siyasi partilerin cinayeti ve arkasındaki gücü açığa çıkarma istek, dilek ve temennileri  tamamen yalandır ve ayrıca ‘isteğin’ gerçekleşme kosulu da yoktur. Çok iyi hatırlanacak ki daha kısa süre önce Şemdinli`de Umut kitapevini bombalama teşebbüsü içinde suç üstü yakalanan iki Türk irtibat subayı ve bir PKK itirafçısının sorguları sürecinde, Başbakanın ‘bu işin ucu nereye uzanırsa oraya gidilecek’ demesinden  hareketle, Van cumhuriyet savcısının cesaretle açtığı dava ve yazdığı iddianamenin hemen ardından görevden alınması bu yetmezmiş gibi iddianamenin baş sanığı Kara Kuvvetleri Komutanı BÜYÜKANIT’ın Genelkurmay başkanlığına atamasının yapılması yeterli kanıttır. Ben bu süreci darbe olarak tanımlamıştım. Bu darbenin kuralları işliyor. Sanırım son eylemin planlayıcıları da cumhurbaşkanlığı koltuğunu hedeflemektedirler ve koşullar onların lehine işleyen sürçte bir değişim göstermemektedir.

Sonuç olarak; TC yaşadığı siyasal kaosu Hrant Dink cinayeti ile farklı bir mecraya taşırmaya çalışıyor. Bu anlamda resmi ağızların açıklamalarına göre cinayet  Türkiye`ye yönelik bir saldırı ve  dışarıdan örgütlendirilmiş bir hareket gibi gösterilerek siyasal kaos manüpüle ediliyor.Oysa, cinayetin faili Türkiye de iktidar eden devlet  çeteleridir..

21-01-07

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e