Hikmet Fidan Cinayeti ve Kampanya Üzerine -2

Siyasal tepkiler etkisizlestirilip siddet yoluyla baski altina alinarak saglanan otorite; muhalefeti ya silahli veya yargisiz hükümlerle psikolojik savas yöntemleri uygulayarak siyaset disina itti. Bu davranislar siyasetin algilanis biçimi olarak iltifat gördü.Siyasal örgütlerin ve iliskilerin bu dönem iradeleri kirilarak tepkileri anlamsizlastirildi.Hukuk sekli baski üzerine biçimlenirken uygulamalarin örgüt yöntemi olarak kabul görmesi saglandi.Simdileri soguk savas kavramlari ve yöntemleri denilerek magduriyetin adresi yumusatilirken bedel biraz görmezden geliniyor..

Kürt ulusuna kesilen fatura fiziki imha ,faili meçhul cinayetler,sürgün ile resmi açiklamalara göre 50 000 can ve 4000 köyün yakilarak bosaltilmasi oldu.Mutlak olarak Kürdistan’da her evin bu ugurda feda ettigi ya bir ölüsü, bir mapusu veya bir sürgünü var.

Konunun sadece savunma platformlarinda aldigi biçim olarak teorinin deger kaybettigi durumlarda günah keçisi ilan edilen soguk savas siyaseti,sorunun degisim ve dönüsüm iliskilerinde sorgulandiginda elde tutulan tek siyaset biçimi olarak varligini koruyan temel dayanak olarak kendisini sürdürdü..Soguk savas kosullarinin yarattigi bu örgüt modelinin en belirgin yani iç islerinde her türlü uygulamanin rahat ve hiç bir kaygi gözetilmeden yapilmasi iken ,disa karsi ise özgürlükçü ,hak ve adalet savunucusu görüsünün basariyla islenmesiydi..

Kuskusuz yaratilan gizemin Kürdistan da öne çikip çekim merkezi olmasi ciddi bir sorgulama sorunudur.. Ancak yaratilan basarinin sirri sürecin tek yaniyla silahli mücadelenin ivme kazanmasina baglanamaz. Önceleri daha çok asimilasyon sürecinin gönüllü tasiyicilari olarak asagilanan Kürt aydinlari,önce iradelerinin teslim alinmasina direnirlerken özerk olmanin avantajlari ile kendilerini savunuyorlardi.

Ardindan uygulanan siyaset karsisinda fazla bir varlik gösteremeden iradeleri bükülerek parti sinirlari içine çekildiler. Psikolojik saldirida epey deneyimli olan soguk savas örgütlerinin lider kadrolari; sonradan kendi sonlarini hazirlamada epey deneyim kazanmis bir mekanizma ile hem siyaset hukukunu, hem kisi hak ve özgürlüklerini tek kisilik iktidarlara peskes çekerek tek yanli hukuksuzlugu savunacak bir düzey yakaladilar..

Bilinçlerinde ülke ve ulus yerine örgüt; Örgüte ulasmanin yolu üzerine de ulasilmaz sinirlar çizildi. Önceden belirlenmis veya Tanri tarafindan liderligi tescillenmis siyaset tacirlerinin ve onlarin izni ve inayetiyle soluk alip veren kalem efendilerinin yazip önümüze koydugu siyasal kurallar bir bütün olarak hayatimizi belirledi..Teori olarak ileri sürülen bu kurallara “sosyalizm”dendi. Ki, bu kurallarin sirrina erebilenlere, engellerini asabilenlere ve o meçhul örgüte ve yaratacagi “cennete” ulasabilenlere ask olsun…

Kuzey Kürdistan 1991 yilinda Teorinin sistem adina yaldizlayarak tanrilastirdigi puta tapinmanin dorugundaydi .Her sey icat edilen ve içinde sevgiden yana bir tek cümle bile fazla görülen fanatiklestirme seanslari ile kanli karanlik yeminler ve yeminlerin geregi feda edilen bedenler cennete giden yolu isiklandiriyordu..

Güney Kürdistan’da ise durum farkliydi.Yiginlar teorinin tanimladigi en büyük kitlesel baskaldiriyla sömürgeci Irak devleti Kuveyt’i isgal ve akabinde ilhak ettigini ilan etmesinin hemen ardindan hizla yildizi sönen çagin en büyük diktatörlerinin basinda gelen Saddam’a ve rejimine büyük bir baskaldiri yasandi. Kürtler ayaklandilar. ABD müdahalesiyle ilk anda bocalayan rejime karsi kurtarilmis alanlar ilan ederek kendi ülkelerinde özgür yasayacaklarini ilan ettiler. Soguk savas siyasetinin merkezi SSCB’nin dagilmasindan sonra politikasini sürdürebilecegi denge bulamayan Saddam hem siyasal imajini hem de orta-dogu siyaseti üzerindeki otoritesini kaybetti.

Saddam bütün hiddetiyle ölüm yüklü savas uçaklarini ve zirhli tugaylarini Kürdistan üzerine gönderdi. Kitlesel baskaldiri yerini panige ve giderek ölümün önünden panik halinde kaçan dagilmis kitlelere birakti.Yüzbinin üzerinde insan panik halinde Iran ve Türkiye sinirina dayandi. O görüntüler ve ne olacagiz kaygisinin egemen bir anlayis çaresiz bakislar halen vicdanlarimizda tüm canliligiyla yasiyor.

Duruma müdahale ABD tarafindan yapildi. 36.paralel üzerinde Irak’a ait her türlü savas uçaginin uçusunu ve askeri operasyonu yasaklayan sinirlamasi BM kararlariyla da onaylandi. Kararin izlenmesi ve olusacak aksi bir davranisa müdahale etmek için hazir tutulan ABD savas uçaklarinin incirlik hava üssünde konuslanmasi kararlastirilarak uygulamaya konuldu.

Yukaridan beri anlatmaya çalistigimiz teorinin yarattigi alan içinde olusan ve seçilerek Türk Parlamentosu’na giren SHP’li Kürt milletvekilleri, ayrilip DEP’i kurduktan sonra gurup olarak katildiklari TBMM oturumlarinda Güney Kürdistan’da Kürtlerin yasamalari için acil ve varligi zorunlu olan incirlik ABD üssünün TBMM’de tartisilan görev süresinin uzatilmasi oylamasina sürecine katilan DEP milletvekilleri incirlik üssünün kapatilmasina onay vermeyi tasidiklari ideolojik formasyonun bir erdemi kabul edip tavrini ifade ederken de Anti-Emperyalizmini vurgulamayi ihmal etmediler..

Kuzey Kürdistani nur’a gark eden dogudan yükselen günes espirilerinin alti bos taleplerinin de göstermelik oldugu anlasildi.Ugruna feda edilen her seyin özünde M.KEMAL’in Kültür milliyetçiliginin anlasilmasi için yapildigi çizgisi egemen bir durum aldi.

Kürt siyaseti kendi içinde ciddi bir yol ayrimina geldi dayandi. Bu ayrismanin iç siyasete fiziki imha dayatacagi önceki aliskanliklardan bile tespit edilecek kadar açikti.

Siyaset yapma tercihine bagli olarak -LEGAL,ILLEGAL -kulvarda artik isteyenin istedigi kisiyi emirle ve belli bir tasfiye programi içinde iki yalanci sahitle önce “teshir” sonrada fiziki olarak imha ettigi süreç bütün yakiciligiyla orta yerde duruyor. Eger soruna dogrudan konusmak gerekirse geçen yil da Diyarbakir içinde Celaletttin DELIBAS’inda içinde oldugu üç kisiye suikast girisimi yapilmisti.Delibas bu saldiridan yara alarak kurtuldu.Saldirganlarin durumu ve nitelikleri hakkinda doyurucu açiklamalar yapilmazken olay iç ayrismada malzeme olarak kullanildi.

Uzun zamandir Kürt siyasetinde ilk defa epeyce bir yekün tutan çogu Kürt toplumunun seçkinlerinden olusan kisi ve kurumlar Hikmet Fidan cinayetine tepki baglaminda kuzey Kürdistan’da ortak bir talep ile bir araya geldiler..Agirlikli olarak Kürt politikacilardan olusan talep sahipleri politik tercihler içinde Kürt iç barisi için baslangiç olabilecek bir girisim olusturdular.

Ancak, rüzgar gibi geçen 35 yilda kandan, zulümden, geçmis Kürt siyasetinin imza kampanyalari düzenleyerek Diyarbakir’da vurulan Fidan’in tetigi çeken anlayisi belirleyerek ve isaret ederek Türk devletinden katil veya katillerin bulunmasini istemek insanin içini burkuyor..

Devlet-i Ali Osmanli adeletini seriat hükümlerine göre belirleyerek uyguluyordu. Dolayisi ile her uygulamasinin ardinda bir fetvanin olmasi aranir bir durumdu.. Osmanlida saray içi entrikalar ve sehzadeler arasinda süren iktidar kavgalari nihayet bir fetvaya dayaniyordu. Iktidar hedefi olan her odagin arkasinda referans olarak dini fetva duruyordu.

Kardesler arasinda süren iktidar mücadelesinde birinin silah veya kani akacak biçimde farkli bir araçla öldürülmesi günah kabul edilirdi. Seyhul islamlar iktidara ortak olmak baglaminda bunun da bir yolunu bularak cinayetleri daha sinsi ve kuralina uygun olsun diye maktülün bogdurularak infaz edilmesinin günah olmadigi fetvasini verdiler.

Kürdistan siyaseti içinde rakama vuruldugu zaman hayli kabarik bir fiziki tasfiye oldugu biliniyor. Hakkinda infaz kararlari olanlar ve kendisini ölüme kurban edenlerle ortaya ciddi bir yekün çikiyor.

Kürt politikacilar ise olusturduklari siyasal organizasyonlari belli programlar ile ortak bir iç hukuk olusturma yerine, program hedeflerinin alt sinirini olusturan taleplerinin karsi cephesi olan devletten kendi iç sorununu çözmek üzere yardim isteme gibi özünde kendinin inkari olan talepleri ileri sürerek program hedeflerini geri çekmis durumuna düstüler..

Sonuç olarak Hikmet Fidan’in öldürülmesi üzerine gösterilen sesli, yazili tepkileri imzalariyla destekleyen, açilmis imza kampanyasini yayginlastirmak için elde avuçta var olan her araç ve malzemeyi harekete geçirerek kampanyaya boyut katma iddiasinda olan kisi parti ve kurumlar sorunu Hikmet Fidan’in baglaminda kisi olarak özel seçilip öldürülmesini mi tartisiyorlar? Yoksa bu cinayete gösterilen tepki; kuzey Kürdistan’da hukuk adina belirsizlige isaret ederek her yana çekilen dag kanunlarini uygulayan yapilari mi hedefliyor!.

Olgu her iki perspektiften bakildigi zaman da eksik kaliyor.Çünkü bu kampanyaya imza koyanlardan kaçinin künyesinde yoldasinin, yol arkadasinin hayatina kast etme suçu yoktur. Kaçi Fidan cinayetinin aksine daha ince biçimiyle tasarlanip uygulanan M.Sener olayinda oldugu gibi her yanindan komplo akan ve göstere göstere islenen cinayete yazili veya sözlü onay vermemistir.

Daha bir kaç ay öncesinde benim yasadigim bir tartismada hizini alamayan tartismacilar, her kesin gözlerinin içine baka baka hakkimizda alinan ölüm kararinin yani sira açik emirle ailelerimizi ve giderek besikte ki çocugumuza varana degin bize yakin olan herkesi imha hedeflerine aldiklarini ilan ettiler.

Demek ki siyasette çogu zaman komplolar emrivakilerle yapilip, gerekli tasfiye saglandiktan sonra sonuçlari timsah gözyaslariyla kinaniyor. Ah vah siyasetinin komplolari engelleme yetenegi ve baglayici yani yoktur. Sorun daha çok Kürt Hukuku içinde bir mercii sorunudur. Her seye ragmen zaman zaman insani duygular çagristiran göz yaslari sahte olsa da herkese lazim olacagi için yinede bir deger ifade eder.

14 Agustos 2005

 

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e