Çocuklar tehdit altında
Biz dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bize sunulan cennetin, asıl sahipleri olan çocuklar için nasıl cehenneme dönüştürüldüğünü biliyoruz. Çocuklara yapılanların sadece bir kısmının istatistik bilgileri bu korkunç tablonun aslında ne kadar büyük olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır. İşte çocuklara reva görülen akıl ve izandan yoksun insanlık dışı, acımasız ve vicdansız uygulamalar:
Dünyada son 10 yılda 20 milyon çocuk silahlı çatışmalar sebebiyle evlerini etmek zorunda kaldılar. 2 milyon çocuk silahlı çatışmaların direkt sonucu olarak hayatını kaybetti. 6 milyon çocuk bir daha iyileşmemek üzere sakat kaldı. 8 bin ile 10 bin arasında çocuk kara mayınlarına basarak can verdi. 300 binden fazla çocuk (erkek ve kız) asker 30’dan fazla çatışmaya girdi. 12 yaş altı 10 binlerce kız çocuk savaşanların tecavüzüne uğradılar.
Türkiye’de 16 ayda 3184 çocuk sanık sandalyesine oturdu. 407 çocuk siyasi suçtan yargılanıyor. Çocuklara siyasi suçlardan onlarca yıl hapis cezası verildi. Yetişkinlerle aynı mahkemelerde yargılandılar, aynı ceza evlerinde kaldılar. Siyasi suçlamayla ilgisi olan 18 yaşın altındaki küçük çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmaları ve çocuklar lehine alternatif ceza tedbirlerini ön gören düzenleme Bakanlar Kurulunda karara bağlanarak bu uygulamaya son verilebildi.
Türkiye’de 2009 yılının ilk 5 ayında 645 çocuk kayboldu. Ege Bölgesinde kayıp çocuk sayısı %50 artarak, 2009’un ilk 5 ayında 144’e ulaştı. Organ mafyası her yerde olduğu gibi ülkemizde de çocuk avına devam ediyor.
Toplumsal olaylardaki gösterilerde ölen, yanan ve yaralanan çocukların sayısında dünya çapında artış görülüyor. Hakkâri’de bir gösteri sırasında küçük bir çocuğun annesinin gözleri önünde dövülerek, yerlerde sürülerek gözaltına alınması ürkütücüdür. Söz konusu memurların görevden uzaklaştırılmaları yalnız başına soruna kalıcı çözüm getirmiyor. Benzer uygulamaların tekrar görülmemesi için gerekli düzenlemeler gecikmeden yapılmalıdır. Yeterli önlemin alınmaması durumunda tekerrürün kaçınılmaz olduğu biliniyor.
Dünya çapında 218 milyon çocuk işçinin 100 milyonu kız, 53 milyonu tehlikeli işlerde çalıştırılıyor, 20 milyonu 12 yaş altı çocuklardan oluşuyor.
Ülkemizde 171 bini kız olmak üzere 289 bin çocuğun okula gönderilmedikleri belirlendi. İstanbul 34 bin, Şanlı Urfa 25 bin, Van 23 bin, Diyarbakır 14 bin çocukla “kaçak” öğrenci haritasında yer aldılar.
190 ülkede yapılan araştırmaya göre Türkiye’de ilköğretim ikinci kademe ve lise öğrencileri arasında sigara kullanma alışkanlığında artış tespit edilmiştir.
1992-2007 yılları arasında, ülkemizde 21 bin çocuk tecavüze uğradı. Tacize uğrayanların sayısı buna dahil değildir. Sonraki yıllarda bu sayıda artış olduğu gözleniyor. Son olarak Siirt ve Pervari’de yaşanan vahşet boyutundaki tecavüz olayları ve her iki olayı örtbas etmede yöre halkı ve yetkililerin çabası dehşetin boyutunu daha da artırıyor. Pervari’de 2 yaşında bir erkek çocuk ve 3 yaşında bir kız çocuk yaşları 11–14 arasında değişen 8 Yatılı Bölge Okulu öğrencisinin tecavüzüne uğradı. Erkek çocuk diğer gün yara bere içinde bulundu. Kız çocuk tecavüzcüler tarafından boğulmuş olarak bulundu. Vahşetin suçluları serbest dolaşıyor. Bir yıl boyunca olay basından saklanmış. Pervari’nin DP’li Belediye Başkanı İsmail Bilen, “Adalete karışmayız. Adalet onları serbest bırakmıştır. Pervari küçük bir yer, hepimiz akrabayız. Olayı kapattık gitti kendi aramızda. Kimse Pervari’nin huzurunu bozmasın. Biz kendi aramızda kapattık diye kaymakamsız, savcısız ve emniyetten habersiz yapmadık. Onlarla beraber yaptık” diyor. Bu tür olayların dünya çapında artmasından endişe duymamak mümkün değildir.
Dünya çapında çocuk pornosunun önüne geçilemiyor. Salt bu amaçla Avrupa ülkelerinden çeşitli Uzak Doğu ülkelerine seks turlarının düzenlendiği artık sır değildir. Zengin para babalarının sadece bekâret bozmak için söz konusu ülkelere gittikleri biliniyor. Hayvan besler gibi bu amaçla kız çocuk büyüten çiftliklerin olduğu biliniyor. İnsanlıktan nasibini almamış yaratıklar o çocukları ömürleri boyunca nasıl bir travmayla baş başa bıraktıklarını düşünmüyorlar bile. Ülkelerinde demokrasi ve insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayanların bu iğrençliğin varlık sebebi olmalarına ne demeli? Bu konuda da insanlık akıl tutulması yaşıyor.
Ülkemizdeki Cinsel taciz ve tecavüzlerin %90’ının mağdur yakınları tarafından gerçekleştirildiği, istismara uğrayanların %85’inin kız çocuklardan oluştuğu belirlenmiştir. Tacize ve tecavüze uğrayan mağdurların %11’i 0-5, %15’i 6-15, %13’ü 12-17 yaş arası çocuklardan oluşuyor. Cinsel istismar olaylarının %90’ının adli makamlara intikal etmediği tespit edilmiştir.
Çocuklarına gereken değeri vermeyen milletlerin dünü karanlıktı, bugünü zifiri karanlık, yarınlara varıp varmayacakları tartışmalıdır. Aileleri, sivil toplum ve kamu kuruluşları, iktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasi partileri, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Evrensel Beyannamesinde yer alan tüm hakların gereğini yaparak geleceğimiz olan çocukların mağduriyetlerinin acilen giderilmesi için herkes elinden geleni yapmalıdır. Vicdanı olan tüm insanların bu akıl tutulmasına son vermek için güçlerini birleştirmelerinden başka çare kalmadı. En masum yanımızın benliğinde geleceğimizin daha fazla karartılmasına göz yummak işlenmekte olan insanlık suçuna ortak olmakla eşanlamlı olduğunu unutmamalıyız.
Yararlanılan Kaynaklar:
- Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verileri
- Diyarbakır Barosu açıklamaları
- Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtları
- Uluslar Arası Çalışma Örgütü (ILO) verileri
- Milli Eğitim Bakanlığı Verileri
- Dünya Sağlık Örgütü ve ABD Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) raporu
- 25 Ekim 2009 tarihli Zaman gazetesi
- 17 Mayıs 2009 Tarihli Cumhuriyet gazetesi
- 28 Nisan 2010 Hürriyet Gazetesi ve diğer günlük gazeteler












