Afrika’daki Kıtlıkla ilgili Söylenmeyenler

Afrika kıtası kölelik, açlık, kıtlık, fakirlik, yamyamlık, bitmek tükenmek bilmeyen kabileler arası savaşlar, iç savaşlar, sınır savaşları ve korsanlarıyla belleğimizde yer edinmiştir. İnsanlarının rengi kadar bahtı kara bir kıtadır. Kolları ve bacakları çubuk gibi incelmiş, göğüs kemikleri adeta dışarı fırlamış, ağlayan, ya da yalvarırcasına bakan kara Afrika’nın kara yazgılı çocukları anneleriyle birlikte kendilerini tüm çıplaklıklarıyla, açlıklarıyla medyada dünya insanlığına göstermeye başladılar. Belli aralıklarla tekrarlanan lanetli bir şovu andıran bu acı gerçeklik birilerinin yemesi, birilerinin bakması sonucu kopan kıyametlerden sadece biri olduğunu kimse dile getirmiyor. Medya yiyici tayfasının borazanı olduğu sürece de bu böyle devam edecektir.

Televizyonlar, gazeteler, facebook, twitter gibi sosyal paylaşım siteleri her gün aynı görüntülerle herkesi etkilemeye çalışıyorlar. Ne mi istiyorlar? Dilencilere verilen para kadar herkesten yardım istiyorlar. Önüne gelen devletin yardım kuruluşları ve ilgili bankaların hesap numaralarını yayınlıyor. Bu kıtanın belli başlı devletlerine devlet bazında dilencilik yaptırılıyor. Dilencilik kültürü insan hakları edebiyatıyla bir güzel süslenip, püslenerek iyi niyetli saf insanlara sunuluyor. Başarısız oldukları da söylenemez. Sorun orta yerde kalmaya devam ediyor. Çözümü imkânsızlaştırmanın bir yolu da kuşkusuz bir kıtanın onlarca halkına dayatılan bu dilencilik kültürünün sonuçlarıdır.

Açlıktan kırılan insanlar için yardım toplanması çağrısı yapanların çoğu iyi niyetli insanlar olabilir. Yardım toplama kurumlarının bağlı oldukları devletlerin ne kadar iyi niyetli oldukları, şimdiye kadarki pratiklerine bakıldığında yeterince kuşkulu. Hatta göründüklerinin tam tersi oldukları söylenebilir. Bu aç insanlara fabrikalarında ürettikleri son model silahları satanlar, müttefikleri ve işbirlikçileri olan devletlerin söz konusu insanlık dramı karşısında dürüst olmalarını beklemek mümkün değildir. Açlığı yaratan ve koskoca ülkelerin insanlarını nerdeyse bir bütün olarak dilenmeye alıştıranlar nihai olarak onların açlığından çıkar elde edenlerdir.

Devlet bazında dilencilik kültürüne alıştırılmış olan batı ve doğu emperyalizminin mahsulü Afrika devletleri kendileri dışındaki insanların acıma duygularını sömürmede ustalaştırılmışlar. Dilencilik yapmaktan zerre kadar utanmıyorlar. Mevcut su kaynaklarını ve verimli topraklarını günümüz tekniğiyle işletip açlıktan, kıtlıktan ölümlerini durdurma, asgari yaşam koşullarını yaratmanın mücadelesini vermek yerine, ellerindeki son model piyade tüfekleri ve diğer ölüm kusan savaş araç gereçleriyle komşu kabilelerle kıyasıya savaşıyorlar. Neyin savaşını verdikleri, neyi paylaşamadıklarını kendileri de bilmiyorlar. Silah fabrikalarının sahiplerinin en iyi müşterileri olmayı bir marifet sanıyorlar. Halklarını içine düşürdükleri durumla her akşam televizyon önlerindeki milyarlarca insanın iştahını kaçırmaktan başka bir şeye yaramayan gerçekliklerinden memnun olmalılar ki yüzlerce yıldır bu lanet gerçeklerini değiştirmek için yeterli çabayı sarf etmiyorlar. Yapılan araştırmalarda açlığın etkin olduğu Afrika devletlerindeki su kaynakları ve toprakların mevcut lanetli gerçeği ortadan kaldırabilecek yeterlikte olduğu ispatlanmıştır.

Sorunun nedenleri bilinçli olarak insanlıktan gizleniyor. Silah tüccarlarının Afrika pazarında elde ettikleri kazancın o insanların açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmelerinde belirleyici faktörlerden biri olduğu bilinçli olarak saklanıyor. Afrikalıların bilinçlenmesini istemiyorlar. Bilimden, eğitimden, haktan hukuktan, uygar yaşamdan nasiplerini almamaları için oralardaki çıkar sahibi devletler ellerinden geleni yapıyorlar. Çünkü bilinçli insanları sömürmenin daha zor olduğunu biliyorlar.

Afrika’daki aç devletlerin dışında yaşayan milyarlarca insan kurdun peşine takılmış sürü misali insanlıktan nasiplerini almamış siyasilerinin peşinde sürüklendiklerinin, hayati birçok konuda yalan yanlış bilgi bombardımanına tutulduklarının farkında değiller. Farkında olanları da komünist, anarşist, düzen bozucu diye halklarına takdim eden menfaat sahibi bir avuç azınlık dünyanın tüm halklarını ucuz iş gücü olarak, yeraltı yer üstü zenginlik kaynaklarını lüks ötesi yaşamlarının kaynağı haline getirebiliyorlar. Bütün bunların sonucu birileri çok yiyor, şişiyor, oralarından buralarından et sarkıyor, diyet menüleri, diyetisyenlik, estetik cerrahi, salt kilo verme amaçlı spor salonları ve yine salt bu amaçla düzenlenen turistik turlar menfaat sahiplerine yeni zenginleşme alanı yaratırken diğer yandan insanlar açlıkla pençeleşmeye devam ediyorlar. Açlıkla terbiye ettikleri insanlardan çaldıkları, çırptıkları zenginlik kaynakları ve ucuz iş gücünden elde ettiklerinin binde birinden daha az bir kısmını yardım adı altında vererek ne kadar “vicdanlı”, “iyiliksever”, “yufka yürekli” olduklarını, “komşuları açken tok uyuyanlardan olmadıkları” ve benzeri onlarca güzel insani vasıflarla saf, enayi insanlığı aldatabiliyorlar.

Kıtlığın ve açlığın birden çok sebebi olduğu gerçektir. En önemli sebep oraları yıllarca sömürenlerin zihniyetinde aramak gerekir. Fas’taki muz bahçelerinin sahiplerinin Fransız olduklarının, Fransa’da herkesin ucuza yiyebildiği, Fas’ta ise pahalılıktan insanların muz yiyememelerinin hikmetini anlamak zor olmasa gerek. Afrika’daki maden ocaklarının çoğunun sırasıyla kapitalist, sosyalist, şeriatçı, totaliter, diktatör ve bazı kabile devletlerin elinde olduğu da biliniyor. Buralardaki zenginliklerin sömürülmesi göreceli de olsa sömüren devletlerin halklarının refahlarına yansıyor. Bu yansıma sus payı olarak da kullanılabiliyor. Batılı, doğulu, güneyli, kuzeyli; Hıristiyan, Müslüman, Yahudi, Budist; kapitalist, sosyalist, şeraitçi, liberal, totaliter, sömürgeci, emperyalist devletlerin medyalarındaki gözyaşlarının ne kadar sahte olduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek kalmıyor.

Son yarım yüzyılda yılda savaş adı altında soykırım ve katliam boyutlarında yaşanmış, bir kısmı halen devam eden insanlık suçlarına global güce sahip süper devletlerin nasıl baktıklarını ve menfaatleri gereği nasıl ikiyüzlü hareket ettikleri tüm çıplaklığıyla gözler önündedir. Menfaatleri gereği onlarca devleti kendi elleriyle kuranların kapital ve sosyal emperyalistler olduğu biliniyor. Emperyalistler ve onların envai siyasi statülerdeki müttefiklerinin onlarca soykırım ve insanlık suçunu engellemek yerine nasıl teşvik ettiklerin, hatta suç ortaklığı yaptıklarını bilmeyenlerin Afrika’daki açlığın sebebini anlamaları mümkün değildir. İnsanlar, menfaatler söz konusu olduğunda devletlerinin ne kadar ikiyüzlü davrandıklarını bilerek hareket ederlerse devletlerarası menfaat ilişkileri değil, insanlar arası insanca ilişkilerin gelişmesine katkı sunabilirler.

Çözüm Afrika insanına son model silahlar satarak onları birbirlerine kırdırtmakla para kazanan silah fabrikalarının sahibi olan devletler ve onların müttefiklerinin bu ölüm ticaretinden elde ettikleri kazançtan vazgeçip o insanların ülkelerine ölümü değil yaşamı destekleyen yatırımlar yapmaları ve bu temelde oralardaki anlamsız savaşların tümüne son vermeleriyle mümkündür. Eğer söz konusu global güçler, müttefikleri ve işbirlikçileri gerçekten isterlerse o insanlara birer balık vererek bir kez karınlarını doyurmak yerine, onlara balık tutmayı öğreterek açlığın pençesinden köklü bir şekilde kurtulmalarını sağlayabilirler.

Görünen o ki silah tüccarları ve onların ortakları insanların insanca yaşamalarını sağlayacak yatırımları ölüm sanayisine yapılan yatırımlar kadar kazançlı görmüyorlar. Bu ve benzeri menfaat temelli ilişkiler yüzünden dünya her gün biraz daha felakete sürükleniyor. Dünya nüfusuyla kıyaslandığında bir avuç kavramının dahi altında kalan, kendi mutluluklarını diğerlerinin mutsuzluklarına endeksleyen kan emici güruhlar devlet adlı organizasyonlarla yarattıkları ve yönettikleri ekonomi politikasından kaynaklanan sorunların çözümü için değil, devamlılığı için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunlardan insaf, vicdan, onur ve benzeri insani sıfatlara sahip olmalarını beklemek kenelerden kan yerine su içmelerini beklemekle eşdeğerdir.

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e