2007 den 2008 e kalan..

Bana 2007 yılı içindeki en ilgiç gelişmeler nelerdir diye bir soru yöneltilse, hiç tereddüt etmeden 2006 yılı 30 Ağustosunda Genelkurmay başkanlığına fiili el koyulmasını ve 2007 yılı boyunca bu lokmayı hazmetmek için muhataplarının girdikleri kılıkları ve harcadıkları çabaları gösterirdim.. Bu olaya bağlı olarak devletin kanatları arasında süren iktidar mücadelesini 27 Nisan 2007 muhtırası noktalamıştı.

Konu pek tartışılamadı. Ancak Askerlerin eylemlerinin kitlesel bir desteğe sahip olduğu imajı için koşul oluşması veya oluşturulması pek gecikmedi. İmdada Türban yasağını tartışan danıştay ilgili dairesi üyelerine yapılan ve ölümle sonuçlanan silahlı saldırı yetişti. Sonrası darbeci generallerin önderliğinde bir dizi kitlesel mitingler örgütlendirilerek siyasal mesajlar sıralandı. Örneğin; Hava Harp Okulu açılış konuşması yapan Hava Kuvvetleri Komutanı kendilerinin Anayasası olarak Atatürkün gençliğe hitap mesajını kabul ettiklerini ilan ettiler. Silahlı Kuvvetlere bağlı okul açılışları siyasal platform olarak kullanılarak Türk siyasetine epey bir perspektif verildi.

Generallerin söylev ve eylemlerinden ne kadar örgütlü oldukları ortadayken bundan yeterince söz edilmedi ve kendini hisseterecek güçte tavır alınmadı. Bunun ötesinde onların darbecilikleriyle, kimseyi umursamaz tavırlarıylada pek ilgilenen olmadı. Aksine yaşanan süreç gözü peklikleriyle, vatanseverlikleriyle açıklandı. Hatta daha ileri gidilerek bu derin devlet kliğinin ihtiyaç duydukları oranda rahat hareket etmesini engelleyen yasalar sağından solundan aşındırılarak kullanımlarına uygun hale getirildi.

Şimdi devletin kanatları arasında süren mücadelenin başka bir aşaması sahneye konuldu .Yaşanan süreçte devlet içindeki diğer kanatlara fark atan Türk ordusu otorite sağlayamadığı kürtlere karşı sanki kendi sınırları içinde yaptığı operasyonlardan bir sonuç almış gibi, bu kez ABD nin kontrolünde olan Güney Kürdistan hava sahasını yine ancak ABD nin izniyle kullanarak  sözde terörist vurmak için  güney kürdistanda seçilmiş hedeflere hava saldırısı yapmıştı. Bu saldırılar halada sürüyor. Bu durum Askerler Kürtler üzerinde de otoritelerini kurup yürütmek için harekat yapıyor şeklinde tarif edilebilinir.

2007 Kürdistanda bomba tüfek sesleriyle uğurlandı.. Uğurlandı uğurlanmasına da, bu uğurlamada omuz omuza durup  mendil sallayanlar, sorunun çözümünde aynı zamanda sorumlulukda almış oldular. Bu da olayın bütün sosyal olaylarda görülebilecek türden olan enterasan bir boyutudur. Bu bağlamda Türk Devletinin suçlarını örten kol kanat gererek görmemezlikten gelerek koruyan, kollayan ABD ve AB nin T.C ye desteğini işte bu ortak duruşun ortaya çıkardığı sorumluluk anlamında bu kez alışılagelmişten farklı okumak gerekir.

Yaşananlardan da öğrendiğimiz gibi Orta-Doğuda gelişmelere paralel değişiklikler iç dinamiklerin talepleriyle ve bu taleplere uygun süren örgütleriyle sağlanamıyor.

Kemalist oligarşinin de farkında olduğu bu destek kısa vadede ve özelliklede ABD’nin müttefikleri üzerindeki saygınlığı ve prestiji –siz buna yaptırımıda diyebilirsiniz- açısından önemlidir. Ancak Orta-Doğu gerçeği göz önüne alındığında halklara Lozan’da biçilen deli gömleğinin dar gelen kısımlarına makas atılarak mümkün olduğunca genişletilmesi sürecini tarif etmiyor. Dolayısıyla Türkiye arkasına aldığı desteğin bedelini ödemeye hazır olmalıdır. Bir diğer ifadeyle ve daha somut bir biçimde söylemek gerekirse Türk devleti terör uygulayıp, terörist suçlaması ile bastırmaya çalıştığı ama başaramadığı bir gerçeği kabul edip masaya oturarak çözme sürecine sokulacaktır. Çünkü ABD ve AB’nin müttefikleri üzerinde saygınlık ve prestijleri çıkarlarıyla algılandığı zaman tanım yerine oturur. Bu çıkarlar Orta-doğuda hakim olan şiddet sürecinin bir diğer yanında devam eden görüşmelerle İsrail Filistin yakınlaşması sağlandı ve Filistin Devletinin İsrailin tam desteğiyle ilan edilmesi olgunluğuna ulaştırıldı. Sırada Kürt sorunu var.

Yaşanan gelişmelere bu bağlamda bakıldığında ABD’nin ve Türkiye’deki temsilcisinin Kürt sorunuyla ilgili en küçük bir gelişmeyi dahi atlamadan yorum yapması görüş bildirmesi ve yine gelişmelere bağlı olarak gürüşme vb girişimlerde bulunmasını anlamlandırmak daha kolay olacaktır. Varolan gidişatın işaret ettiği bir gelişme olarak görünen Türk tarafının Kürtlerle masaya oturtulması olasılığında bir süre öncesine kadar öncelikli muhattap olan PKK’nın sürecin dışına çıkarılması kararının uygulanmaya konmuş olması da bir başka görünen gelişmedir. Bu durumun hemen ardından yeni muhatabın belirlenmesi süreci gündemleşecektir ki bununla ilgili temaslar zaman zaman alenileşmektedir de. Ancak savaş yorgunu Kuzey Kürdistan kendisini temsil edebilecek düzeyde siyasallaşmış bir yapıdan uzaktır.Bu arada Türk Devletinin can havliyle terörist söylemine sarılıp şiddet tırmandırması ise masaya oturma süresini mümkün olduğunca uzatmak içindir. Bunu ne kadar başarabilirse…

2008 yılının önceki yıldan devraldığı mirasın doğal bir sonucu olarak gündeminde duran bir çok meselede ama en önemliside Kürt meselesinde çok ciddi dönüşümlerin yaşanacağı bir yıl olacak gibi görünüyor.

05/01/08

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e