TV NET’TE Açık Oturum
Kitap – Tanıtım

Peyama Azadi Manset

Get Adobe Flash player

Suçlarına Ortak Olmayalım

Dünyanın onlarca ülkesinde savaşların yol açtığı vahşetler, katliamlar, büyük felaketler ve soykırımlar tüm şiddetiyle devam ediyor. Cenevre Sözleşmesinin savaş durumu yaşanan yerlerde tarafların asgari insan haklarına riayet etmelerini öngören hükümleri uygulanmıyor. Savaşan taraflar sözbirliği etmişçesine sivil insanları katletmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Yahudi, Hıristiyan, Budist, İslam alemleri, ve diğer dinlere inanan, inanmayan insan toplulukları, demokratik uygar batı devletleri, baskıcı, totaliter, diktatör Asya, Afrika ülkeleri her sahnesi gerçek insanlık suçu filminde oyuncu ve izleyici olmanın hakkını fazlasıyla veriyorlar. Milyarlarca insanı mecburi vatandaşlık bağıyla bağladıkları bu korku imparatorlukları gittikçe daha fazla kendilerini doğal siyasi ve sosyal yapılarmış gibi dünya insanlığına kanıksatmada azımsanmayacak başarılara imza atmak suretiyle vicdanlarımızı körelterek daha fazla dünyaya dehşet saçmayı başarabiliyorlar. Her tarafa kin ve nefret tohumları ekiyorlar. İnsanların beyinlerini zehirleyip birbirine kırdırtmaya devam ediyorlar.

Halkların kardeşliği, ümmetin kardeşliği, enternasyonalizm, uluslar arası dayanışma, demokrasi, eşitlik, kardeşlik ve benzeri güzel söylemler çeşitli grupların siyasi propaganda ve amaçlarına ulaşmada kullanılan sloganlardan öteye gidemediklerini ve özelliklede bu grupların ikiyüzlülüklerini hatırlatmak insani bir zorunluluk olarak kendisini dayatıyor. Bu ikiyüzlülük katliam ve soykırımlara dünya halkları olarak gösterdiğimiz yanlış, taraflı tepki, yada sessizlikte ifadesini bulan tepkisizliğimizde kendisini açıkça gösterir. Lütfen “Bu katliamlar yapılırken, ben engellemek için ne yaptım? Kardeş halk olarak gördüğüm dünya halkları bu insanlık suçlarını, soykırımları engellemek ya da tekrarını önlemek için ne yaptılar? Din kardeşlerimiz, demokratlar, sosyal demokratlar, kapitalistler, sosyalistler, sağcılar, solcular, liberaller, çevreciler, aydınlar, bilim adamları ve diğer insan grupları insanlıklarının gereğini yaptılar mı? Haklı ve mağdurların yanında mı, soykırımcı, katil, etnik temizlikçi, işkenceci, insanlık suçu işleyenlerin yanında mı yer aldılar? Zalimin zulmüne karşı çıkanlar mazlumun zulmüne de karşı çıkabildiler mi? Zulmün bir yüzüne taş atanlar, diğer yüzüne selam durduklarında gerekli tepkiyi gösterebildik mi?” sorularını kendimize soralım. Vereceğimiz cevapların vicdanımızı sızlattığını net olarak göreceğiz. Eğer vicdanımız kalmışsa…

Artık insanların dinine, diline, ırkına, cinsine, üzerinde yaşadıkları toprak parçasına bakmaksızın Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Çocuk Hakları Evrensel Beyannamesi, Kopenhag Kriterleri ve Dünyamızın ekolojik dengesini korumayı ön gören Kyoto Sözleşmesi, Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer evrensel beyannamelerin eksiksiz olarak hayata geçmeleri için bir çaba içinde olabilmeliyiz. Anayasalarımızı, yasalarımızı bu beyanname ve kriterlerinin pekiştirici ve etkinleştirici alt maddeleri haline getirip günlük hayatımızda uygulamadıkça insanlık alemi mevcut acıların katlanarak devamı için araç gereç temin etmek, bu acıların öznesi ve nesnesi olmanın ötesine gidemeyecektir. Süslü söylem ve etkinliklerin türlüsüyle kendini aldatmaya devam edecektir.

Yakın tarihte yaşanan, bir kısmı halen sürmekte olan savaşlar, felaketler ve soykırımların sadece bir kaçını ibret olsun diye tarihleri ve sonuçlarıyla hatırlayalım:

  • 1948 Arap-İsrail Savaşından 1987 Filistin İntifadasına kadar Arap devletlerinden toplam 15.000 asker ve sivil İsrail tarafından toplam 6.550 asker ve sivil hayatını kaybetmiştir. 1987 Filistin intifadasından bu güne kadar 10.750 Filistinli sivil, gerilla ve polis ile 1350 İsrailli sivil, asker ve polis hayatını kaybetmiştir. Bu sayılara Hamas ile El Fetih arasındaki çatışmalarda öldürülen 380 Filistinli ve son olarak Gazze kentinde İsrail Güvenlik Güçleri ve Hamas arasındaki savaşta hayatlarını kaybeden siviller dahildir.
  • 1980-2003 yılları arasında Saddam Hüseyin’in iktidarı döneminde Irak’ta Enfal vahşetiyle başlayıp Halepçe’de kimyasal gaz saldırısıyla doruğa ulaşan toplam 185.000 Kürdü katlederek soykırım suçu işlendi. Aynı dönemde 115.000 Şii Arap salt mezhepleri farklı olduğu için katliama uğradı.
  • 1984’ten bu yana devam eden PKK ve Devlet Güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda her iki taraftan toplam 40.000 insan hayatını kaybetti. Çatışmalar halen devam ediyor.
  • 1990-1993 yıları arasındak Fransa destekli Ruanda savaşında 800.000 insanın katledilmesiyle bir soykırım yaşandı.
  • 1991-2002 yılları arasında yaşanan Cezayir iç savaşında 150 bin insan hayatını kaybetti.
  • 1993-1995 yılları arasında Sırbistan tarafından Bosna Hersek’e karşı uygulanan etnik temizlik süresince 96.175 insan hayatını kaybetti.
  • 1993-2006 yılları arasında Burundi’de yaşanan iç savaşta 300.000 insan hayatını kaybetti.
  • 2003 yılından bu yana Sudan devletinin Darfur’da sürdürdüğü soykırımda 500.000 insan hayatını kaybetti. Soykırım devam ediyor.
  • 2004 yılından bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyetinde devam eden savaşta 5.400.000 insan hayatını kaybetti. Savaş devam ediyor.

Dünyanın neresinde olursa olsun savaşan tarafların bir an önce aralarında ateşkes ilan etmelerini, kan akıtmaya son vermelerini, sorunlarını demokratik barışçıl yollarla çözmelerini teşvik etmek insani bir görevdir. Savaşta ısrar eden tüm tarafların bir an önce Cenevre Savaş Sözleşmesinin gereklerini yerine getirerek sivil insanları katletmeye son vermeleri için baskı altına alınmaları gerekir. Cenevre sözleşmesinin gereğini yerine getirmeyen tüm savaşan taraflara ve ülkelerinde insan hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alan tüm rejimlere karşı dünyanın kaderi üzerinde söz sahibi olan Birleşmiş Milletler, Nato, Avrupa Konseyi ve diğer uluslar arası örgütler, Avrupa Birliği başta olmak üzere ABD, Rusya ve diğer süper güçlerin caydırıcı güçlerini kullanarak söz konusu tarafları ve baskıcı totaliter diktatör devletleri gerekirse askeri seçeneği de kullanarak Sırbistan, Irak ve Gürcistan örneklerinde olduğu gibi yola getirmeleri önemlidir.

Onurlu insanlar amaçlarına varmak için her yolu mubah gören terör örgütlerine yaşama olanağı vermemelidir. Çünkü onlar savunmasız sivil masum insanları katletmekle varlıklarını sürdürürler. Katillerinin sığınağı olmak onurlu, uygar insanlığa yakışmaz. Global terör örgütlerine karşı daha etkin yollarla birlikte mücadele etmek, demokrasiyi yer yüzüne egemen kılmak için daha fazla çaba göstermek uluslar arası nüfuza sahip güçler ve insani özelliklerini yitirmemiş kamuoyları için olmazsa olmaz kabilinde bir sorumluluğun gereğidir. 1995’te Tokyo, 2001’de New York, 2002 Moskova, 2003’de İstanbul, 2004’te Madrid, 2005’de Sharm El Sheikh, 2007’de Shengal ve Diyarbakır, 2008’de Mumbai, 2008 Kerkük, 2004’ten bu yana Bağdat ve daha yüzlerce kentimizi kana bulayanlar farklı isimlerle hareket eden aynı cinayet şebekesinin mensupları oldukları unutulmamalıdır. Zulmün dini, milliyeti, vatanı, devleti, rengi, ideolojisi yoktur. Bu kavramları gerçek katil kimliklerini gizlemek için kullandıkları birer maske olarak kullanırlar. Maskelerini düşürerek cinayetlerine son vermek onurlu insanlığın boyun borcudur. Boyun borcunu ödemeyenler boyunlarının kopmasına davetiye çıkardıklarının bilincine varmalıdırlar.

Hangi amaç uğruna, kimler tarafından, dünyanın neresinde işlenmiş veya işlenmeye devam etmekte olursa olsun tüm soykırımcıları, etnik temizlik yapanları, siyasi, dini, ekonomik menfaat ve diğer amaçları uğruna sürdürdükleri savaşlar ve çatışmalarda Cenevre Sözleşmesinin belirlediği şartlara uymayarak zaten kirli olan savaşları daha da kirletenleri tüm içtenliğimizle lanetlemeyi bilmeliyiz. Lanetlemekle yetinmemeliyiz. Lanetlemenin yalnız başına ne kadar yetersiz kaldığı insanlık tarihinde yaşanan tecrübelerle defalarca kanıtlamıştır. Bu korkunç gerçeğimizi değiştirmek için artık herkes elinden geleni yapmalıdır. Karanlıklara küfretmek, beddua okumak yerine birer mum yakarak karanlıkların sahiplerinin bize reva gördüklerine son verebilmek için bilinçli bir çaba içinde olmalıyız. Büyük insanlık bu mücadelede başarıyla çıkabilecek kadar onur, akıl, irfan ve erdemlilik gücüne sahiptir. Yeter ki suskunluğunu bozsun. Sonucun ne kadar güzel olduğunu beraber yaşayacağız. Şimdiye kadar hepimize birlikte kaybettirdiler. Beraber kazanmanın mutluluğu için çalışmak insanın insana ve insanın tabiata karşı işlediği suçlardan arınmasının en güzel yolu değil mi?

4 Kasım 2009

Resim Kaynağı: Salvador Dali – Premonition of Civil War

Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e