Sn. Öcalan Konuştukça Kürtler Kaybediyor 5 -Mam Recall

kurdistanÇözüm, yurtların ayrılmasıdır..

Yazımın bu beşinci ve son bölümünü, ‘Kürdistan sorunu’ ile ilgili olarak, çözüm ve öneriler hakkındaki kişisel düşüncelerimi siz saygın kardeşlerim ile paylaşarak, bitirmek istiyorum.

Bundan böyle Kürt halkının, Türk, Arap ve Acem devletleri ile bulunan vatandaşlık bağları, onarılmamak üzere kopmuştur. Bizler ayrı birer ülke olmadan, halklarımız arasındaki bu mevcut ihtilaflar hiçbir zaman dinmeyecek, aksine sorunlarımız sürekli katlanarak devam edecektir. Dolayısıyla kalıcı bir barışın tek yolu, (kolay olmasa da) halklarımızın medenice el sıkışıp, yurtlarını ayırmalarından geçmektedir.

Mam-RecallBu kadar zulüm ve ölümlerden sonra, tekrarlanacak olan kardeşlik edebiyatları, iki yüzlülük ve riyadan başka birşey ifade etmeyecektir..

Kürtlerin bu aşamadan sonraki talepleri, demokratik konfedaralizm, özerklik, eyalet, federe veya federasyon gibi sistemler değil, tam bağımsızlık olmalıdır. Adı geçen yönetim ve sistemlerde, birliktelik ve ortaklıklar söz konusu olduğundan, bize uygun düşmemektedir.

Kürtlerin kendi savunmaları başta olmak üzere, kendi bayrakları altında hiç kimseye hesap vermeden, özgürce yaşamaktan başka çareleri kalmamıştır.

Almanya, İngiltere, İspanya, İsveç, Belçika vs ülkelerdeki yönetim şekillerinin hiç birisini alıp uygulamamız, artık mümkün değildir. Bu ülkelerde yaşayan hiçbir yerli yada göçmen halk, Kürtler gibi asırlarca zulüm ve işkencelere maruz kalmamışlardır. Dolayısıyla birbirlerine olan güven duyguları rencide olmamıştır. Hal böyle olunca, savunma ve dış temsilde her hangi bir anlaşmazlıkları da söz konusu olmamaktadır.

Bizde ise, durum tersinedir. Artık Türk, Arap ve Acem devletlerine, hiçbir Kürdün güven ve itimadı kalmamıştır.

Bağımsızlığa illede bir benzer yada model aramanın mantığını anlamamak ile birlikte, bize en yakın olanın, Çekoslovakya ve Slovakya örneği olduğunu düşünüyorum.

Halklarımızın ayrı birer devlet olmaları halinde, hem kalıcı bir barış sağlanmış olacak, hemde aralarındaki kişisel akrabalık ve dostluklar, daha da gelişip güçlenerek, devam edecektir. O vakit devlet ve şahıslar, bu doğal ve insani yakınlıkları, bugüne kadar olduğu gibi, din yada siyaset adına kullanmaya kalkışmayacaklardır.

Bir çoğumuz gibi, benim de çok sevip saygı duyduğum, Türk akraba ve dostlarım vardır. Kimilerini, kendi öz kardeşlerim kadar kendime yakın bulur, kendilerine abla / kardeş diyerek hitap ederim. Ayrıca Türkiyeden buraya gelen gençlere, Kürt’müsün yada Türk’müsün sorusunu sormadan, her zaman bir amca gibi yardımcı olmaya çalışan birisi olarak, tüm bunlar yapmamız gereken, birer insani görevler olduğuna inanıyorum.

Ancak halkımıza yıllardır zulüm eden, başta adı geçen devletler olmak üzere, onların  sivil ve üniformalı katillerinden bundan böyle ne kardeş olur, nede bir arada yaşanılır.

Sen yıllarca ecdadımıza olmadık hakaret, ölüm ve işkenceleri reva gör,

Senin zulmünden mağaralara sığınan insanlarımızı, zehirleyerek öldür,

Aydın ve sanatçılarımızı ateşe vererek, ‘Allahuekber’ diyerek tekbir getir,

Suçsuz günahsız insanlarımızı asit kuyularında yak,

Öldürdüğün gençlerimizin kulaklarını kes, cesetlerini çiğneyerek resim çektir,

Yaşlı insanlarımıza köy meydanlarında, insan dışkısı yedir,

12 – 13 yaşlarındaki çocuklarımızı terörist diyerek öldür,

Kadın ve kızlarımıza, sokak ortasında hayvan muamelesi yap,

Sonra da utanmadan karşımıza geçip sırıtarak, bin yıllık kardeşiz de, öyle mi?

Bundan böyle değil kardeş, size insan diyenlere de yazıklar olsun.!

*  *  *

Sevgili Mehdi Zana ağabeyin,’ Vahşetin Günlüğü’ romanını okuduktan bir yıl sonra, iki hafta evvel, İstanbulda silahlı bir saldırı sonucunda hayatını kaybeden, rahmetli Selim Dindarın 23/06/2003 tarihinde, Radikal gazetesinden, sayın Neşe Düzel ile yapmış olduğu o korkunç röportajı da okuyunca, insanlar ile hayvanlar arasındaki özellikleri, birkez daha merak etmeye başlamıştım.

Birara Gözlerim, Youtube da (video)  bir kaplanın merhametine takıldı. Kaplan, anne maymunu öldürdükten sonra, annenin karın bölgesinde saklanmış bulunan, minik yavruyu sonradan farkeder. O an öldürdüğü avının etini yemekten vazgeçen kaplan, yavru maymuna annelik yapar. Video ismi ; Leopard Caring for a Baby Monkey.

Bu videoyu izledikten sonra, beyni gelişmemiş bir insanın, en yırtıcı bir hayvandan daha tehlikeli olabileceğini, birkez daha anlamış oldum. Sonra da kendi kendime hayıflanarak, söylenmeye başladım. Keşke dedim;

‘1071 yılında, Malazgirte Alpaslan gireceğine, kaplanlar girseydi de, binyıl kaplanlar ile birlikte yaşıyor olsaydık.!’

Kürt halkı, kendi iç barışını sağlamalıdır..

Kürtler, bu yamalı bohça misali parçalanmışlık görüntüsünden, en kısa bir zamanda  mutlaka kurtulmalıdırlar. Yönetici ve idarecilerimiz, hiç vakit kaybetmeden kendi iç barışlarına öncelik vererek, bu konu ile ilgili çalışmalar yaparak, acil çözümler üretmelidirler.

Örneğin; Sayın Leyla Zana ile, bayan vekil ve başkanlarımızdan bir barış heyeti oluşturularak, başta köy korucularının bağlı bulundukları, aşiret büyükleri olmak üzere, Kürdistanın bütün bölgelerinde ve yurt dışındaki küskün siyasi ve aydınlarımız ile temas kurularak, kendi iç barışımızın tesisi için, yeni bir diyalog yolunun önünü açarak, hayata geçirmelidirler. Böylece, devletin yıllardır Kürtler üzerinden oynadığı tüm kirli oyunları bir bir boşa çıkarmalıdırlar.

Zaman, bizleri birbirimize düşman eden, ve bundan siyasi çıkar sağlayarak ayakta kalmayı başarabilen, bu zalim rejimlere dur demenin zamanıdır.

İç barışımızı ne yapıp edip, mutlaka sağlamalıyız..

Birbirimize haklarımız ile birlikte, kanlarımızı da helal ederek kucaklaşmalıyız..

Barış elçilerimizin çalışmalarına, aydın ve yazarlarımız destek verirken, bizlerde fert olarak yaşadığımız yerlerden katkı ve destek sağlamalıyız. Küçük heyet yada meclisler oluşturmak suretiyle, kimin kimler ile küs olduğunu tespit edip, barış ziyaretleri düzenlemeliyiz..

Bu eli kanlı katil rejimlerden kurtulmanın tek yolu, birleşerek güçlenmektir.

Bizleri, alevilik, sunnilik, mezhepçilik ve Kemalizm gibi birçok inanç ve ideolojiler adına, paramparça ederek, sadece kardeşlik bağlarımızdan değil, insanlığımızdan da uzaklaştırdılar. Birbirimiz ile ne göz göze gelmek istiyor, nede bir merhaba diyerek, selam vermek istiyoruz.

Bütün bunları, vampirlere daha çok kan bağışlamak adına yaptığımızı biliyor olmak ise, hem kahrediyor, hemde çok utandırıyor.

Gençlerimiz teslim olmamalıdır..

Sırf sayın Öcalan istiyor diye, gençlerimizin gelip devlete teslim olmalarını, çok yanlış ve anlaşılmaz buluyorum. Dünyanın hiçbir yerinde, böyle saçma sapan bir karar alındığı ve uygulandığı, herhalde görülmemiştir.

Anlaşılan o ki ; Devlet sayın Öcalanı kullanarak, yeni oyun ve ihanetler peşindedir.

Taş atan bir çocuğa tahammülü olmayan bir zalim devlet, yıllarca dağlarda kendisine karşı savaşmış bir gerillayı affeder, bağışlayabilirmi?

Aynı devletin, gerillaları dağdan indirdikten bir müddet sonra, beslediği özel katilleri aracılığıyla, yeniden bir terör estirerek, geçmişte binlerce kez yaptığı gibi, bu gençleri evlerinden alarak infaz etmeyeceğine dair bir güvenceyi, kim verebilir / kim inanır?

Ben şahsen Kandil de yaşayan bir gerilla olsam, değil sayın Öcalan, yukarıdan kar taneleri misali ayetler de yağsa, gidip şehirdeki kurtlara teslim olacağıma, dağdaki kurtlar ile birlikte yaşamayı tercih ederim. Çok çok çaresiz kaldığımda ise, kendi soyumdan olan sayın Mesut Barzaniye gider, onun insanlığına sığınırım.

Geldiğimiz noktada anlaşılan o ki; Kürt sorunu, bundan böyle içerden demokratik bir halk hareketi, dışarıdan da, kararlı bir diplomasi savaşı verilerek çözümlenecektir.

Ve KÜRDİSTAN ilan edilmelidir..

Kürtler, gelecek olan ilk Newrozu birlik ve beraberlik günü olarak kutlarken, 2011 Newrozunun da, Kürtlerin bağımsızlık günü olarak kutlanacağını, bütün dünya ya ilan etmelidirler.

Bir yıl erken alınacak olan bu karardan sonra, yetkililerimiz derhal B.M. ve A.B. ile diğer dünya devletlerinin Elçilikleri aracılığı ile, bir koordinasyon ağı kurarak, bilgi ve gelişmeleri kendileriyle paylaşmalıdırlar.

Bu kararın sahibi, her hangi bir kişi yada kurum değil, sadece halkımız olmalıdır.

DTP nin kapatılması..

Kürtlerin tek yasal seslerini kısanlar, farkında olmadan halkımıza büyük bir iyilikte bulunmuş oldular. Bütün dünya devletleri, birkez daha Kürtlerin haklılığına inanmış olarak, bundan sonraki gelişmelerde bizleri daha iyi anlayacak, haklı bulacaklardır.

Kürt siyasetçi ve aydınları, bundan böyle çok mantıklı bir siyaset izleyerek, evvela İmralı baskısı ve vesayetinden kurtularak, Kürt halkının sesine kulak vermelidirler. Halkın istek ve taleplerini gerçekleştirmek üzere, varolduklarını artık anlamalıdırlar.

Ve sayın Öcalanın son görüşme notlarından yeni inciler ;

“DTP kapatılması davasının kararı muhtemelen Cuma günü çıkacakmış. Dünyanın sonu değil, kapatırlarsa da mücadelelerini sürdürürler, yollarına devam ederler. Yine Türkiye’de her kesimden demokratları içine alan demokratik bir yapılanmaya gidilebilir.”

Evet, şeyh Abdullah hazretleri demek istiyor ki;

“Ey müritler ! Dergahınız mubarek bir gün olan Cuma gününde kapanacak gibi gözüküyor. Lakin hiç üzülmeyiniz. Bundan sonraki ibadetlerinize, yeni bir mescitte devam edersiniz. Yalnız bu yeni mekanınıza,sadece Kürtlerle değil, bu kez daha fazla Türk arkadaşlarınızı getirin. Onlar ki ! Kutsal kitabımızın bildirdiği üzre, yüce dinimizin koruyucuları vede Osmanlıdan beri efendilerimizdir. Onlarsız hiçbir duanız kabul görmeyeceği gibi, mağzallah bölücülük gibi efendimizin men ettiği bir suç işlemiş olursunuz ki, tövbe tövbe dinden çıkarsınız.“

*  *  *

Siz saygın okurlar ile, yeniden buluşmak dileğiyle diyor, son ve en doğru sözleri, çok değerli şairimiz rahmetli AHMED ARİF’e bırakıyorum.

Doğdun,

Üç gün aç tuttuk,

Üç gün meme vermedik sana,

Adiloş Bebem..

Hasta düşmeyesin diye,

Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye,

Saldır da büyü..

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır,

Bunlar,

Aşımıza, ekmeğimize,

Göz koyanlardır,

Tanı bunları,

Tanı da büyü..

Bu, namustur

Künyemize kazınmış,

Bu da sabır,

Ağulardan süzülmüş.

Sarıl bunlara,

Sarıl da büyü.

Mam Recall / U.S.A.

mamoste.kart@yahoo.com

Sn. Öcalan konuştukça, Kürtler kaybediyor 1

Sn. Öcalan konuştukça, Kürtler kaybediyor 2

Sn. Öcalan konuştukça, Kürtler kaybediyor 3

Sn. Öcalan konuştukça, Kürtler kaybediyor 4

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e