PDK de Yaşananların Perde Arkası- Açıklama

BASINA VE KAMUOYUNA

Tahsin Sever *

pdkPDK Genel Başkanı Sayın Sertaç Bucak’ın 09.12.2014 tarihi itibariyle Rûdaw basın-yayın grubunun internet sitesine verdiği röportaj ile son dönemlerde meydana gelen gelişmelerle ilgili açıklama yapmayı elzem gördük. PDK içindeki sıkıntıların basına yansıyan halleri dışında kamuoyunun bir nebze de olsa madalyonun diğer yüzüne dikkat etmesini rica ederek, bazı noktaları izah etmek istiyoruz.

  1. PDK tabanı ve çeşitli organlarından oluşan geniş bir grubun, Batman toplantısı sonrasında basına verdiği toplantı sonuç bildirgesi, PDK içinde süre gelen hukuksuzluklara, belirsizliklere, “duygusal” ortamlarda alındığı iddia edilen bireysel kararlara, sürekli yerinde patinaj yapan tutuma, siyaset üretemeyen duruma karşı bir infialdi. Elbette süregelen durumun bir infialle sonuçlanması ve basınla paylaşılmak zorunda kalınması bizim açımızdan da tasvip edilen bir durum değildir; ancak parti tabanının kendisini ifade etme zeminin tahrip edilmesi bu neticeyi doğurmuştur. Bütün tepkilere rağmen, benimsenen anti-demokratik yol ve yöntemlerde hiçbir değişikliğe gidilmemiş olması, tüm organlar gibi Yürütme Kurulu da işlevsiz bırakıldığından Yürütme Kurulu Üyeleri Tahsin Sever ve Hamit Kılıçaslan üstlendikleri görevlerden istifa ettiler. Sorumluluk gereği, istifaları kamuoyu ile paylaşılmadı.
  2. Akabinde Sayın Sertaç Bucak başkanlığında 8-9 Kasım 2014 tarihinde “Tasfiye Toplantısı” yapılmış ve Sayın Bucak ve dar ekibinin yaptıkları pazarlıklar sonucu; alanlarda aktif çalışan arkadaşlarımız(Batman koordinatörü Yunus Altan, Mardin koordinatörü Hamit Kılıçaslan ve PDK Gençlik Sorumlusu Mehmet Çelik ) görevlerinden alındılar. Sonrasında, bütün alanlarda tasfiye hareketine girişilmiş, çeşitli kademelerde yer alan arkadaşlarımızın cep telefonlarına gönderilen mesajlarla görevlerine son verildiği bildirilmiştir. Özellikle tasfiye hareketinde genç ve dinamik kadroların hedef alınması bir başka manidar durumdur. Olmayan bir travma üzerinden yürütülen tasfiye hareketi(İttihatçılardan kalma bir yöntemdir), Stalinist anlayışın dışa vurumu yanında; geleceğe dair nasıl bir perspektife sahip olduklarının açık kanıtıdır.

 Rudaw’a verdiği röportajda Parti olarak tartışmalarla ilgili sorunu aştık. Organlarda değerlendirdik. Bundan sonra bu konuyu kamuoyu önünde tartışmamaya karar verdik.’  İfadesi iki açıdan gerçeği yansıtmamaktadır. Birincisi; “Kamuoyu önünde tartışmamaya karar verdik.” Deyip kamuoyu önünde tartışmaya devam ediyor, ikincisi; “sorunu aştık” diyerek kamuoyunda yanlış bir algıyı yaratmaya çalışıyor. Madem “sorunu aştık” deniyorsa, sorunun nasıl aşıldığını da kamuoyunun bilgisine sunmak zorundadır.

Diğer taraftan, sosyal medyada oluşturulan sayfalar üzerinden kişiler hedef alınarak polemikler yapılmakta, üzerinde “dağıtılması ve yayınlanması yasaktır” ibaresi bulunan Meclis kararları ( PdkbakurkoserKdp facebook sayfası ) servis edilmektedir. Bizler, Meclis kararlarının ve sunulan yazılı raporların tamamının yayınlanmasını öneriyoruz. Bunun gayri ahlaki yöntemlerle değil, demokratik, şeffaf bir zeminde, organ kararı ile yayınlanmasından ve her düzeyde tartışılmasından yanayız.

  1. Ayrıca bu son röportajında gazetecinin sorduğu, ‘Partiniz Haziran seçimlerine yetişir mi?’ sorusu üzerine Sayın Bucak’ın verdiği Seçimlere yetişmez. Biz seçim partisi değiliz, kısa sürede de olamayız diye düşünüyorum. Seçimlerden sonra muhakkak legal partimizi oluşturacağız.’ cevabı yaklaşık iki yıl önce alınan 10.Kongre kararı ve buna bağlı olarak alınan Meclis kararlarının rafa kaldırılmasıdır. Verilen cevaplardan, legal parti çalışmaları için altı aylık gibi geçici bir süreliğine kurulan Platformun kalıcı hale getirildiği, sürdürülen siyasetsizliğin aracı yapıldığıdır. Dolayısıyla mevcut yönetimin Kürdistan ulusal demokratik hareketinin tarihsel, siyasal, sosyal misyonuna uygun davranılmadığı gibi, Kongre kararının açıkça ihlal edildiği ortadadır.
  1. 11.2013’de, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Sayın Mesut Barzani’nin Diyarbakır’a geldiği tarihlerde Sayın Bucak PDK’in legalleşeceğini, bu konuda çeşitli haber kanallarındaki programlarında uzun uzun konuşmuştu. PDK’in platform adı altında Kuzey Kürdistan’daki siyaset sahnesine çıkması da haliyle kamuoyu ve birçok kesim tarafından legalleşme-partileşme yönündeki adımlardan biri olarak algılandı. Takip eden günlerde, yani 28.11.2013 tarihinde Radikal Gazetesinden Çetin Çeko’ya verdiği röportajda ise legalleşme çalışmalarının olduğunu doğrulanmış ama partileşme çalışmaları ile ilgili olarak ise ‘Tabi Sayın Barzani’nin gelmesiyle hem bu çizginin hem de bu gelişin yarattığı duygusal ortamla gazetecilerin soruları üzerine bir tesadüf oldu diyebilirim.’ Der. Ve devamında “Aslında ne yapmak istediğimizi, düşündüğümüzü kamuoyu ile paylaştık. Yeni bir şey yok sadece düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşma idi. Planlı bir şey değildi.” Diyerek on gün önce TV kanallarında yaptığı açıklamaları tersini söyleyebilmişti. Sayın Bucak’ın sözlerinin netliğini 10 gün içinde kaybetmesi kamuoyunda “tuhaf” bir durum olarak yorumlansa da kendisini yakından tanıyanlar için şaşırtıcı değildir.
  2. Sayın Sertaç Bucak, çeşitli dönemlerde verdiği demeçlerde(Cumhurbaşkanlığı seçimi, Kobani, İmralı’ya gidiş ) aynı tutarsızlığı ve ikilemi görmek mümkündür. Yürütmenin, parti meclisinin ve diğer organların kararı olmadan yapılan açıklamalar;  parti tabanının hissiyatını yansıtmadığı gibi  PDK’nin temel dinamiklerinden uzak, birbiriyle çelişen ve mevcut siyasi partilerin uzantısı görünümdedir. Tüm Kürtler gibi KDP tabanını da ciddi anlamda huzursuz etmiştir. Bu demeçlerin öncesinde herhangi bir parti içi kararın alınmamış olması Sayın Bucak ve dar ekibinin makyevelist bir şekilde davrandığını ve ‘takınılan makyevelist tutumun nedeni?’ sorusunu sıklıkla akla getirmiştir.

Sonuç olarak; seçimle oluşan temsili kurumlar, denetime tabii olmak ve hesap vermek zorundadırlar. Hiç bir denetim mekanizmasının olmadığı, 105 Kongre delegesinden 60’şının imzaladığı bir talebin hiç işleme konulmamış olması, tüzüğün yetersizliğinin arkasına saklanarak savunulamaz. Olup-biteni gizleyerek meşruiyet sağlanamaz.

– Bütün bunlar, evrensel hukuktan hiç nasibini almayan, Stalinist mantığa dayanan pratiğin sonuçlarıdır. “Açık, demokratik ve meşru ve legal” siyaset zemininden korkan, PDK’in son yıllarda içine düşürüldüğü bireysel hırs ve pozisyonlara dayalı hastalıklı yapının ısrarla sürdürülmek istenmesinden kaynaklanan icraatlardır. Kürdistan’da gereğinden fazla Kemalist-Stalinist örgüt ve örgütçükler mevcuttur. Kürdistanlıların hava-su gibi ihtiyaç hissettikleri, demokratik işleyişe sahip; ulusal-demokratik hattın örgütlendirilmesidir.Söz konusu icraatların Kürdistan’da ulusal demokratik çizgiye hizmet etmediğinin farkında olan demokratik  bireyler olarak, PDK içindeki hukuksuz uygulamalara, keyfi tutumlara, şeflik mantığına tavrımızı net ve uygun zeminde ortaya koymaya gayret ettik. Tabanın da temel eğilimi bu doğrultuda olmasına rağmen, tepeye musallat olan anti-demokratik kliğin, parti içi demokrasiyi rafa kaldırması nedeniyle kamuoyu ile paylaşma zarureti hasıl olmuştur. Saygılarımla.

29.12.2014

*PDK  Eski Yürütme Kurulu Üyesi ve Basın Sorumlusu

Did you like this? Share it:
Niha şîroveyek girêdayê gotarê ye
    RR.Perwari says:

    Silav u riz

    Em neferi Netewiya Kurd, bi dev u niwisankirine xwesh dibijin “welatperazi u azadi” ema nefs/ego yin me; me diki bin desti xwe; ji bo yi we, em azad u yek nebune.

    Rodi

Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e