Nasıl Bir Kurdoloji? – Yaşar Abdulselamoğlu

Nasıl Bir Kurdoloji?

Hükümetin Kürtlerle ilgili “Açılım” paketinde Kurdoloji’lerin kurulması gereğide önemle belirtiliyor.  Bir şekilde, YÖK de, bazı Üniversitelerin ‘Kürtçe Araştırmalar Merkezi’ açma talebine onay verdi.

Akademik çevrenin nasıl bir Kurdoloji üzerine konuşması, onun nitelik, yapı ve alanının açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Oluşturulacak Kurdoloji, Kürtlerle Türkler arasındaki siyasi ve ideolojik çatışmanın ötesinde, bir bilim olabilecek mi? Yoksa, hakim devlet söyleminin Kürtler hakkındaki spekülatif ve uydurma tezlerine bilimsel kılıflar bulma işlevi mi görecek?

Doğrusu, bugüne kadar devam eden zihniyet ve devlet söylemini göz önünde bulundurarak konuşursak, bu soruların cevabı açıktır; Kurdoloji ne bilimsel çalışmalar yapacak, ne de gerçek bilim adamı ahlakına sahip insanlarla çalışacak, sadece mevcut ideolojik söylemin öne sürdüklerine akademik etiket kazandıracaktır.  Yapı olarak kapsamlı bir alanı değil, sadece günün siyasi ihtiyaçlarına araç olacak, alan olarak da kendisini –kürtlerin bir alt kimlik olarak kurgulanması söylemine hizmet edecek şekilde kısır bir işleve angaje edecektir.

Benzer bir Türk “Kurdolojisi” vardı.

Aslında, “Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü” resmi Türk ideolojisine uygun bir “Kurdoloji” enstitüsü olarak çalışıyordu. Kürtler üzerine çalışma yapmak için bir çok imkana sahip olan; arşivlere girme hakkı olan bu çevre, Kürtler üzerine yaratılan bir çok mit ve spekülatif düşüncelerin sebebi oldular. Kürt dili, tarihi, kökeni, siyaseti, gelenek ve görenekleri, kültürü üzerine haddinden çok yalan ürettiler. O “Kurdoloji”, Kürt dilinin olmadığı, tarihinin yabancı devletler tarafından kandırılmış ihanetten ibaret olduğunu, “Kürtlük” denen şeyin bozulmuş Fars, Arap, Türk karışımı bir şey olduğunu kurgulayan ve gözden düşürmeye çalışan bir yalan fabrikası rolü gördü. Bu şekilde, Kürtçenin 300 kelimeden ibaret bir dil olduğu tezlerini üniversitelerde savunarak profesör, doçent ve doktor olmuş sözde bilim adamları var, casusluk raporlarını tez olarak sunarak akademik, âlim unvanı almış yüzlerce insan var.

Devletin ötekileştirici Kürt söylemine “bilimsellik” görünümü vermek için bu çevrenin denemediği sahtekârlık kalmadı. Bu itibarsız zevat, Kürtlerle ilgili yazdıkları kitaplara, kendi isimleri yerine,  “itibarlı ötekinin” isimlerini dahi kullandıkları oldu. Sözde Batı Kurdolojisini referans alarak Türk söylemine otorite ve “tarafsızlık” kazandırmaya çalıştılar.

Kürtlükten “rücü etmiş” kişilerin yazdıklarını “itibarlı batı” dillerinden çevirerek dünya kütüphaneleri ve üniversitelerine Kürt âliminin Kürtler üzerine tezleri olarak dağıttılar.

Onlar, hatta Evliya Çelebi’nin Seyahatnamelerini yayınladıklarında, örneğin şu Bitlis Beyi Abdal Han’dan neden bu kadar çok bahsetmiş olduğuna kızarak “bilimsel editörlük” yapmış, Kürtleri medeni bir görünümde gösterecek tespit, anlatım ve ifadelerden özenle kaçmaya çalışmışlardır. .

Bu “Kurdologların” Kürtler üzerine ürettikleri yalanlar ders kitaplarına girmiş, Türkiye’nin gerçeğin tersi bir Kürt tasavvurunun (ki bu kürde karşı aşağılamayı, küçük düşürmeyi, kin ve nefreti, dolayısıyla oluşturmaktadır), oluşmasına yardımcı olmuştur.

Oluşturulacak Kurdoloji’ye, bugün daha ziyade Kürt muhayelitesinden kopuk, “emprik bir olgu” konusu olarak bakan ve onu İslami kimliğe hizmet edecek alan gören bir zihniyetin varlığı da açıkça görülüyor. Belirtmek gerekir; Kürt varlığını sadece İslami bağlamda ele alacak bir Kurdoloji, yeni başka mit ve manipülasyonların sebebi olabilir.

Türkiye’de, son 10-15 yıl içinde en çok kullanılan konulardan biri; Kürt realitesi” konusudur. Mas-medya’nın, yayın ilan ve reklâmlarının şablona dönüşmüş ifadeleri; “Kürt realitesine yeni bakış”, “işte Kürt tarihine ışık tutan eser”, bütün bu eserlere kurdolojik inceleme etiketi takılmakta ve Kürtler her yeni “kurdolojik inceleme” ile her gün yeniden ve yeniden keşfedilmektedir. Ne var ki, kurdoloji’ye olan bu “sosyolojik ihtiyaç” ve ilgi, akademik ihtiyaç ve ilgiye dönüşmemiş, Kürt incelemeleri ciddi akademik alanlar yaratmamıştır.

Türkiye’de akademik samimiyette bir Kurdoloji açılacak ise, işe nereden başlanmalı?

Önce, İsmail Beşikçi’den özür dilemek gerekir. İsmail Beşikçi Akademik alanda Türkiye’de ilk Kürt araştırmasını yaptı ve bu nedenle, Üniversiteden atıldı. Bu çalışmalarından ötürü yıllarca cezaevinde yattı. İsmail Beşikçi’nin akademik itibarını resmi olarak geri iade etmek bir yana, O’nun ismi oluşturulacak bir Türkiye Kurdolojisiyle birlikte anılmalıdır.

“Yaşayan Diller” yerine, İsmail Beşikçi Enstitüsü demek mümkündür.

Bu tartışma Kurdoloji’yi hangi kürsü ve hangi dala bağlamamız tartışmasıdır da. Bilindiği gibi, Avrupa’da Kurdolojik çalışmalar İranoloji’nin bir parçası olarak yapılanmıştır. Kurdoloji’nin Genel İranoloji çalışmaları içinde ele alınması kuşkusuz, kürtçenin İrani dillerden olması ile izah edilir.

İranoloji, kendisini devletle sınırlandırmasa idi, kurdoloji çalışmaları İranoloji içinde kalacaktı. Aslında, İranoloji oluşurken, bugünkü “İran” ismi henüz bir devletin ismi olarak yoktu. İranik dünya Acem devletinin sınırlarından çok daha geniştir ve eski Arya’yı anlatır. Günümüzde, İranoloji, gittikçe kendisini İran devletinin kimlik çerçevesi ile bağlamlamaktadır; bu kendisince, özellikle kurdolojinin ayrışmasını zorunlu kılmaktadır. Geçmişte, iranoloji ile ilgilenenleri aynı zamanda kurdolog olarak saymamız mümkün idi, ama bugün bunu göz önüne getirmemiz gittikçe zorlaşmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, Kurdoloji’nin Türkiye Üniversitelerinde nereye oturtulacağı tartışması, bizler için Kurdoloji’nin olması gereken yeni durumu ve perspektifinin tartışılması için bir olanak ve vesile oluşturuyor.

Kurdoloji’yi interdisipliner bir alan olarak düşünmek gerekir. Eğer Kurdoloji Kürt olayını inceleyecek ve öğretecekse, Kürt dilinden Kürt düşüncesine, etnografyasından sosyolojisine, tarihsel durumundan siyasal gerçekliğine, müziğinden şiirine,  sosyal ve humaniter bilim dallarının tümünü kapsamalıdır. Bugün Kürt dünyasında hayatın her alanında bir yoğunlaşma var ve bütün bunlar gerçek bir Genel Akademik Kurdoloji içinde incelenme ve öğrenilme konusu olabilir.

Kısacası, Kurdoloji derken, onunla neyi amaçladığımızı bilmek önemlidir. Bu anlamda, akademik çevreler; nasıl bir Kurdoloji sorununu tartışmaya açmak zorundadırlar. Kurdoloji sadece linguistik bir dal olarak mı ele alınacak, sadece Kürtçe öğretmen yetiştiren bir eğitimi mi esas alacak, yoksa daha geniş bir Genel Kurdoloji yapısı olarak Kürtleri içeren her alanda Akademik çalışmaları esas alan bir alan olarak mı düşünülecektir. Her iki durumda da Kurdoloji’yi geleneksel orientalist zihniyetin sınırlayıcı, daraltıcı anlayışına teslim etmemek gerekir.

Kurdoloji kime hizmet edecek?

“Kürt realitesi”nin bilimsel bir şekilde, bütün boyutları ile aydınlatılmasını amaç edinen Akademik Kurdoloji Türkiye’de Kürt-Türk ilişkisini kökten değiştirecek bir etkiye sahiptir. Akademik Kurdoloji Türk toplumundaki Kürtler üzerine oluşturulan mitlerin ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. Kürtler ile Türkler arası ahlaki bir diyalog’un örülmesine, Kürt kimliğinin daha gerçekçi ve dayanıklı değerler üzerinde oluşmasına yardımcı olabilir.

Aslında, Kapsamlı Akademik Kurdoloji,  Türk’ün kendisini tanıması için de zorunludur.

Hiç kimsenin akademik Kurdolojiden korkmaması gerekir; çünkü bilimden korkan onun bedelini sonradan daha ağır ödüyor. Bu nedenle, Kurdoloji üzerindeki siyasi ve ideolojik hesap ve baskılardan vazgeçmek gerekir; akademik çalışmanın otonomisi ve özgürlüğüne imkân tanımak gerekir.

“Peki, böyle bir Kurdoloji için bilim adamlarımız var mı?”, sorusu da bununla bağlantılıdır; otonom özgürlüğü garanti edilmiş bir akademik kurdoloji için yetkin akademikerler bulmak imkânsız değildir. Yeter ki öçlüleri siyasi sınırlamalara tabi tutulmasın.

Doğru bir Kürt tanımlaması olmadığı için Kurdoloji nereye konulacak, nasıl adlandırılacak, nasıl olacak, neleri kapsayacak gibi soruların cevabı da belli değildir. Ancak, kapsamlı ve akademik ciddiliği olan bir Kurdoloji Kürt sorunun doğru bir şekilde tanımlanması ve onun “sorun” olmaktan kurtulması için de hizmet edebilir.

Not: Kurdoloji konusunu ileride farklı açılardan tekrar ele alacağım.

Kaynak: http://www.bitlisnews.com/yazar_detay.php?id=142

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e