Irak, Kürtler, Türkler ve Petrol: Kor düğümü gibi bir üçgen

Türk, Irak ve Irak Kurdistan hükümetlerinin oynadığı tehlikeli oyun

Aralık, 2012  Erbil

Petrol boru hatları, Bağdat’ın 240 km (150 mil) kadar kuzeyindeki Kerkük şehrinden, yılan kavi yollardan kıvrılarak, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu’sundan Akdeniz’e kadar olan bölgenin karşısında, günde 1.6 m varil Irak petrolünü global marketlere taşır ve uzun yol boyunca Türkiye’ye yüklü bir transit geçiş ücreti kazandırırdı.  Bu işin altyapısı ise iki ülkenin ortaklaşa bağlı olması ile destekleniyordu.  Fakat bugünlerde,  gücün balansı nicedir yer değiştiriyor. Üçüncü bir ortak; Irak Kürtleri, bu dengeyi değiştiriyor.  Sonunda, suyun en üstünde kim ayakta kalacak şimdiden belirsiz, ancak, Irak’ın Bağdat’taki merkez hükumeti şimdiden savunmaya çekilmiş durumda.

Savaşlar, sabotajlar, ve 1990’lardan beri süren ekonomik yaptırımlar, boru hattı sisteminin Irak kesitini toz duman içinde bıraktı. Sadece kısa bir zaman önce bu kapasitenin küçük bir bölümü kullanıma girdir. İki paralel hattın bir tanesi boş ve onları besleyen Kerkük’ün devasa petrol yatağı harabeye dönmüş, yeniden üretilemez bir durumda.  Bağdat’taki petrol bakanlığının, petrol boru hatlarının geliştirilmesi konusunda i yeni ve kesin olmayan fikirleri var ve belki de, islenmemiş petrolü Basra’nın yakınlarından, ülkenin uzaktaki güney kıyısından dışarıya çıkartmayı düşünüyorlar. Böyle bir durum ülkenin iki üç noktasını bağlayacak yeni bir petrol boru hattını gereksindirebilir. Fakat Türkiye, Kerkük-Ceyhan boru hattındaki kendi sahip olduğu kesim için yeni ve farklı bir planın kapısını aralıyor:  Bu, Bağdat’taki hükümet ile ilişkileri çürüten durum, Irak Kürtlerinin Erbil’deki bölgesel hükümeti ile birlikte yeni ilişkilerini ise nicedir yeşerten, gaz ve petrole Türkiye’nin büyüyen ekonomisinin gözünü döndüren, iştahını çok kabartan bir mesai.

Bu büyük ölçekli enerji ilişkisi, devlet eliyle yönlenen Türk firmaları ile Batılı petrol devlerinin Kurdistan altyapısı ve petrol sahaları için, deyim yerinde ise para ekmeleri sayesinde bu bölgenin Türkiye ve ötesinde dünya ile bağlanmasını gösterecek bir çalışma alanıdır. Netice itibari ile bu pazarlık 2m b/d’den yüksek ölçekte Kürt petrolünün Türkiye boyunca taşınmasını sağlıyor. Gecen yıl, Türkiye ve Irak Kurdistani arasındaki ticaret 8 milyar dolara yaklaştı. Erbil’deki Pristine havayolu ve daha kuzeyindeki Kürt kenti Duhok  ve daha başka projeler için Türk sermayesi devrede idi.

Çok uzun zaman önce değil, Türk politikacılar, Türkiye’deki büyük ve huzursuz Kürt azınlıkla henüz otonomi ( ve belki daha fazlası) için doğu Türkiye’de savaşırlarken, aniden Irak’ın Kürt bölgesinin otonomisini tanıdılar. Şu sıralar ise, Türk hükümeti kendi ticari gücünü Irak Kürtlerinin başkanı Mesut Barzani’ye baskı yaparak, Türkiye içindeki militan Kürtleri dizginlemesi için kullanıyor. Kürt yurtseverleri ile Bağdat’ın egemenleri arasında çoğunlukla arabulucu, denge unsuru olarak iki tarafı da idare eden Federal Irak’ın Kürt başkanı Celal Talabani’nin kısa bir zaman önce felç geçirmesi, sükûnet ve huzurun korunmasını belki de daha zorlaştırabilir.  Türkiye ile Irak’taki Kürtler arasındaki bu yeni ve sıcak ilişkinin çekirdeğinde petrol ve gaz var. Erbil’deki resmi bir bakanlık görevlisi, ‘Türkiye’nin bizimle olan ilişkilerinde stratejik bir değişme oldu’ diyor ve ekliyor: ‘’ Senaryo ne olursa olsun, bizim pazar alanımız Türkiye’de’’.

Bağdat’ta, Şii Müslümanlarca kontrol edilen Nuri- al Maliki hükümeti, bilgece olmayan bir şekilde Türkiye’yi petrol diyarı Kurdistan’ in kollarının arasına itti. Maliki, Iran ile bağları daha da yakınlaştırdı ve Suriye başkanı Bessar Esad’i destekleyerek, Irak’a bel bağlanmayacağına, Türk hükûmetini daha da kızdırarak, onu ikna etti.  Türkiye tarafından, Bağdat’taki mahkeme tarafından Eylül ayında gıyaben olum cezası ile yargılanmış Irak başkan vekili Tarik El Hashimiýe sığınma önerilmesi, Türk liderlerince makbulünce gururu kırılmış olan Maliki’yi ayrıca üzmüştür.  Kasım ayında Maliki hükümeti, sade bir şekilde politik bir nispet yapmanın dışında, Türk devletinin petrol ofisini Irak’ın bir bloğunu terke zorlamış, kovmuştur.  Aralık ayında, Maliki kendi hava trafik kontrolörlerine,  Erbil’deki yatırım konferansına davetli Türkiye’nin enerji bakanı Taner Yıldız’ın uçağının iniş hakkına engel olunması talimatını verdi.  Irak’ın merkez hükümeti, Kürtlerin gelişmekte olan petrol endüstrisini, onların bölgesel yönetiminin bağımsız olarak petrol ihraç etmeye ya da yatırımcılarla kontrat imzalamaya hiç bir legal hakları yok diyerek çökertmeyi kafasına koymuş gözüküyor.

Bağdat’taki yönetim,  Irak Kurdistan’ındaki petrol üreticilerine, iddialara göre birikmiş 1.5 milyon dolarlık ödemesini geciktiriyor.  Bazı ihracatçılar, bir daha asla kendi paylarını kazanamayacaklarından, ciddi ve belirgin bicimde korkuyorlar. Kurdistan’daki Türk Petrol üreticisi, General Energy’nin sorumlusu Pars Kutay; Irak’ın merkez yetkililerinin ödeme koşullarına bağlı olarak, ‘’petrolü kara bir deliğe pompalıyorlar’’ demekte.  Kürt petrol ihracatçılarının şimdilerde ise 30.000 b/d civarında bir çöküş yaşadıkları söyleniyor.

Bu, hiç kimseye yardımı olamayan bir durum.  Kurdistan’daki petrol üreticileri, şimdilerde ExxonMobil ve Chevron gibi büyük yatırımcıları da içerecek şekilde, şimdiye kadar 10 milyon dolar civarında yatırım yaptılar.  Gelecek ihracatın 2m b/d kadarı, Erbil’de ki bölgesel yönetim tarafından daha büyük kazançlar elde edilebilecekken, düşünülebilir bir ihtimal olarak görülüyor.  Irak’ın gelir paylaşım şeması esasında, sadece satıştan gelen paranın dört ya da beş katından fazlası Bağdat’a, % 17 si de Kürtlere gidebilecek. Ashti Hawrami, Kürtlerin petrol bakanı, eğer bölgenin petrolünün akmasına izin verilmiş olsaydı, Kurdistan, şimdi Irak’a düşen payı kurutacak, yakında kesin bir iştirakçi olacaktı diye konuşuyor: ‘’Bu kazanç- kazanç ekonomisidir’’

Ama Maliki’ye kulak verir, onun argümanlarını merkeze alır isek  Kürtlere kontrolü vermede derin istemsizliği görürüz. Onların petrol poliçeleri, diyor Maliki, güneydeki petrol üreticisi kentlerinin benzer etkileşimleri haricinde, Irak’ın kırılgan federasyonunu, kopmak-ayrılmak ile tehdit ediyor. Batılı hükûmetler, Irak’ın dezentegrasyonunun Iran’ı daha da güçlendireceğinden korkuyor ve Maliki’nin yanında saf tutuyorlar. Amerikalılar Türkiye’ye, Iraklı Kürtlere verdisi desteğin tonunu düşürmesi için baskı yapıyor.  Geçen haftalarda Maliki Irak ordusunu, Kürt bölgesini Irak’ın geri kalanından ayıran hat boyunca harekete geçirdi, Bombalar, Kerkük’ün zor gecen gecelerinde en az on insanı öldürdü. Kürt liderler, savaşa hazır olduklarını ve Peşmerge olarak bilinen binlerce savaşçılarını Irak kara harekâtını karşılamak için gönderdiklerini soyluyor.  Kerkük’ün kuzey batı sırtlarında, uçaktan bakıldığında bir kaç yüz yard aşağıda, gözetleme aygıtlarından Iraklı askerlerin yığınaklarını çok dikkatli gözlerle takip ediyorlar.

‘’Eğer bir Peşmerge ölürse’’, diyor Kürt görevli, ‘’bu savaş demektir’’

Kaynak: http://www.economist.com

çeviri : Peyamaazadi

Did you like this? Share it:
Hîn tu şîrove giredayê gotarê nîn e
Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e