Batı’nın görmezden geldiği katliam, Halepçe

HelepcePNA-Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan el Mecid’in dün Bağdat’ta idam cezasına çarptırıldığı ve işlenen insanlık suçunun jenosit olarak görülmeyen Halepçe katliamına göz yuman Batı için İngiliz The Times gazetesi, Batı ülkelerinin bundan utanç duymaları gerektiğini yazdı.

Beş binden fazla Kürdün öldürüldüğü Halepçe katliamından  sonra, kente giderek katliama yakından tanık olan gazeteci Richard Beeston, “Halepçe, batının görmezden gelmeye çalıştığı katliam” başlıklı yazısında, “katliam modern tarihte gerçekleştirilmiş en büyük katliam” olarak niteledi.

İran askeri helikopterinin camından bakıldığında bile Halepçe halkına karşı korkunç bir suçun işlendiğinin anlaşıldığını belirten Beeston, şunları yazdı:

“Yerde, katliamın ölçeği netleşti. Aileler toplu halde zehirli kimyasallarla öldürülmüşlerdi. Bazıları, gaza karşı koruma sunmayan, acelece girdikleri sığınaklarda birlikte öldüler. Bir aile kendi bahçesinde evcil hayvanları ile birlikte öldürülmüştü.

Diğerleri arabayla kaçmaya çalışırken can vermişti. Biz, şoför ve içindekilerin öldüğü, anahtarı kontağında olan, duvara çarpmış araç gördük. O günün en dokunaklı belleğe kazılan hatırası, geleneksel Kürt giysileriyle evinin önünde kucağında bebekle ölen bir babaydı.

Kurtulanlar tartışmasız çok kötü durumdaydılar. Yüzlercesi, göz ve akciğerlerini yakan hardal gazına yakalanmış ancak ölmemişlerdi. Bu yavaş ve acı verici zehrin mağdurları hala bugün bile yaralarından ölmektedirler.

Bu katliam Saddam Hüseyin’in gaddarlığının bile sınırlarını aşıyordu. Ancak daha şok edici olan, Batı’nın olayı küçümseyici tepkisiydi. Amerika suçu İran’a atmaya çalıştı. İngiltere ise Bağdat’taki rejim ile ilişkilerini hiç birşey olmamış gibi sürdürdü. Saddam’a hiçbir müeyyide uygulanmadı. O da iki yıl sonra Kuveyt’i işgal etti, 1991’de binlerce Şii’nin ölüm emrini verdi.

Batı’nın bu katliama gereken tepkiyi vermemesi, George Bush ve Tony Blair’in 2003’te Saddam Hüseyin’i devirmek için ahlaki bir gerekçe öne sürmesini de güçleştirecekti.

‘Ama Irak savaşı yeni bir sınava girerken ve Saddam’ın yerinde bırakılması gerekiyordu’ yönünde sesler daha fazla yükselirken, tarihte sivillere karşı düzenlenen en ölümcül saldırıda ölen binlerce masum Kürt erkek, kadın ve çocuğu hatırlamakta yarar var.” Deniliyordu

Bugün belki olayın sorumlusu kimyasal Ali idamı için karar alında ancak işlenen insanlık suçuna mahkeme değinmedi ve Kürdistan hükümeti bundan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek Mahkemenin resmi olarak olayı jenosit olarak nitelendirmediğini belirtti.

Halepçe dosyası Avukatları olayı temyize götürecekler.

Halk suçluyu biliyordu zaten. Halepçe jenosidini protesto etmek için yapılan gösterilerde halkın açtığı bir pankartta göze çarpan ve asıl katliamın kısa ve net özeti olan o cümle hiç unutulmayacaktı “ULUSLARIN SESSİZLİĞİ KATLİAMDIR” uluslar çıkarlarının zarar göreceği korkusundan sessize oynarken bir katliamın mağduru ve tanığı Kürt halkının Kürdistanın 4 parçasında çığlıkları yükseliyordu, ama sesine ses veren yoktu. Küçük Kürt çocukları nerden bilecekti ölümün elma kokusunda olduğunu.

Şimdi her devlet Güney Kürdistan’da konsolosluk açıyor. Gelen her temsilci Kürdistana övgüler yağdırıyor. Neden mi çünkü artık Kürdistan Bölgesin’de Kürtler yönetimde asla ve asla hiç bir halka karşı katliam işlenmesine izin vermiyor özgürlükleri derinleştirmek için çalışıyor. Artık Kürtler en azından Güney Kürdistan’da çığlıklar atmıyor.

Dünün sessiz sinema aktörleri artık Kürdistan bölgesin’den yükselen her sese anında cevap veriyor neden mi? Nedeni belli değilmi zaten.
Bu sadece Halepçeyle bitmedi tabi Enfal vardı bide çünkü Kürtlere reva görülen bu ceza yetmezdi. Bir gecede 8 bin Barzani alındı Baas rejimi tarafından halende akıbetleri araştırılıyor. Enfal sadece Barzan’da durmadı tüm güney Kürdistana yayıldı. 182 bin kişi hayata gözlerini yumdu, tek suçları Kürt olmaktı. Katliam’dan kurtulmak için Türkiye, İran ve üstelik katil rejimin açtığı kamplara gitmek zorunda bırakılanlardan, 3 binden fazla çocuk ve yaşlı hayata gözlerini yumdu.

Ama zafer yakındı Kürtler yeniden doğruldu ve devrim 1991’de Kürdistan peşmergeleri bir bir Baasın bekçilerini Kürdistan’dan sökmeye başlayınca Kürt halkı yılların özgürlük hasretiyle ayaklandı ve  zafere özgürlüğe ulaşıldı Güney Kürdistan’da.

Yazının orijinali için tıklayın

http://www.dailymotion.com/video/xc4ock_richard-beestonhalabja-the-massacre_school

Did you like this? Share it:
Niha şîroveyek girêdayê gotarê ye
    Metin Esen says:

    HALEPÇE VAKASI ‘‘SOYKIRIM’’DIR 19-Jan-10 [16:36]
    PNA-Sivil Kuruluşlar Federasyonu, Yüksek Ceza Mahkemesinin Halepçe vakasının, ‘‘soykırım’’ olarak tanımamasına karşılık rahatsızlıklarını dile getirdiler.

    Federasyon, bu konuda yayımladığı bildiride Ali Kimyevi’nin idam kararından memnun olduklarını fakat mahkemenın Halepçe Katliamını bir ‘‘soykırım’’ olarak tanıması gerektiği vurgulandı.

    Federasyon, Halepçe katliamının ‘‘soykırım’’ olarak tanınmamasına tepkilerini göstererek, Hiroşima ve Nagazaki’den sonra insanlığa karşı işlenmiş dunyanın en büyük 3. soykırımı olduğuna dikkat çekti.

    Federasyon ayrıca şehid yakınları, enfal mağdurlarından ve onların avukatlığını üstlenen avukatlardan, Halepçe vakasının yüksek mahkeme tarafından resmi bir şekilde ‘‘soykırım’’ olarak tanınması için daha çok çaba göstermelerini istedi.

Bersivê bide vê şirovêye
Pêwîst e
Pêwîst e